Öz-Mervillain
Acılarından bir şaheser yaratan ressamın, pencereden izlediği küçük bir çocukla sanatın ve yaratmanın özünü sorguladığı çarpıcı bir öykü.

Kategori
27 yayınlanmış yazı
Acılarından bir şaheser yaratan ressamın, pencereden izlediği küçük bir çocukla sanatın ve yaratmanın özünü sorguladığı çarpıcı bir öykü.

“Annemin gidişlerini en çok kırmızı ceketinden hatırlıyorum.” Öykü, bir kız çocuğunun annesine duyduğu derin bağlılığı; çocukluk hafızasında hiç yaşlanmayan bir anne figürü üzerinden anlatır.

Bu; soba ışığındaki çocukluk korkularını ve yitip giden aile sıcaklığına duyulan hüznü anlatan, geçmişe özlem dolu bir anı ve iç döküş yazısıdır.

Kommagene’nin kralı Antiohos yatığı Nemrut dağından kısa bir süreliğine geri dönerse


İbrahim adlı bir gencin okul, kitap ve komşu kızıyla kesişen hikâyesi; çocukluk, merak ve duygular üzerine sıcak bir anlatı.
Yağan yağmurun ardından şehre hoş bir toprak kokusu hakim olmuştu. Koşuşturma içindeki insanlar hafta sonunu sokağın karşısındaki barlarda geçiriyordu. Her gün yaptığım gibi o barlardan çıkan insanları gözlemliyor, hayatlarına dair varsayımlarımla kendimi eğlendiriyordum. İşte bir üniversiteli grup mezuniyetlerini kutlamışlar. Birazdan çorbacı da alırlar soluğu. Zengin, göbekli adamla genç sevgilisi de spor arabalarına binip uzaklaştılar. Her gün farklı yüzler ama aynı hayatları izliyordum. Taksiciler peşi sıra sıralanmış en uzak mesafeye giden yolcunun kendilerine gelmesi için sessiz bir bekleyiş içindeydiler. Gecenin kör karanlığını barların loş ve özensiz ışıkları aydınlatıyordu. Tabi buna aydınlatmak denebilirse.

Sayfa 1 / 3
