Hala Sevgili miyiz?

Baharı hissedebilmek için rüzgara sarılmaya çalışan insanın çaresizliği vardı hepimizde. Yasemin, Ersin, Mehmet, Buket ve Bende. Liseden mezun olduktan sonra her cuma kahve ve nargile içmek için buluşurduk. Bunu rutine bağlamıştık. Yasemin, her zaman organizatörlüğünü üstleniyordu bu buluşmaların. Sanki sadece bu görev için vardı. Herkesi dinler, az konuşur, çok güler. Gülümsemesinde hüzünlü bir sevgi yansıması vardır. Gözlerinin altında doğal hafif şişkinlik olan kadınların manalı baktığını düşünürüm. Derin bir yaraları vardır sanki. Gülümsediklerinde de Yasemin’de olduğu gibi hüzünlü sevgiyi yansıtırlar. Bir sorunu dinlerken onu anlatandan daha fazla acı duyardı Yasemin.

Baharı hissedebilmek için rüzgara sarılmaya çalışan insanın çaresizliği vardı hepimizde. Yasemin, Ersin, Mehmet, Buket ve Bende. Liseden mezun olduktan sonra her cuma kahve ve nargile içmek için buluşurduk. Bunu rutine bağlamıştık. Yasemin, her zaman organizatörlüğünü üstleniyordu bu buluşmaların. Sanki sadece bu görev için vardı. Herkesi dinler, az konuşur, çok güler. Gülümsemesinde hüzünlü bir sevgi yansıması vardır. Gözlerinin altında doğal hafif şişkinlik olan kadınların manalı baktığını düşünürüm. Derin bir yaraları vardır sanki. Gülümsediklerinde de Yasemin’de olduğu gibi hüzünlü sevgiyi yansıtırlar. Bir sorunu dinlerken onu anlatandan daha fazla acı duyardı Yasemin.

O Cuma sohbetimizin ana konusu Buket’in Irak’taki sevgilisi Hasan’dı. Aslında Cuma ayinlerimizde önemli konularda konuşurduk. Hasan, hiçbir Cuma’nın konusu olamayacak kadar aşağılık kompleksli, steroitten tahminimce erkekliğini yitirmek üzere olan bir adamdı. İnşaat mühendisliğinden mezun olduktan sonra Irak’a çalışmaya gitmişti. Buket’i de evlenmek için para lazım edebiyatıyla dört sene beklemeye almıştı. Rambo görünümlü östrojen Hasan, Buket’e acı çektirmek için her şeyi yapardı ama her nasılsa Buket bundan da haz alırdı. O’nun sevgisini bu şekilde ifade ettiğini düşünüyordu. Benim ise daha gerçekçi ve acımasız tespitlerim vardı. Bir kadınla sevişemeyecek kadınsılığa erişen ama gay olmayan bir adamın sevişmek istediği kadına acı çektirmesi bana akla daha yatkınmış gibi geliyordu. Buket ile sevgiliyken el ele başka kızlarla Buket’e göstere göstere gezerdi. Bir şeyi ispatlamaya çalışan adamın çaresizliği gözlem yeteneği olan için hemen göze çarpar. Kadınları etkilemek için aylarca çalışıp kas yaparsın ama kör olası steroid kadınları etkileyebilecek kaslara ulaştığında bu defa seni çaresiz kılar. O zaman otobüse ücretsiz binecek yaştaki adamların yürüyebilmek için baston kullandıklarında neden utandıklarını anlarsın. Kadın aklı çözemiyordu tabi meseleyi aşka, sevgiye, oyuna, çiçeğe, böceğe bağlamak imdat freni, kaçış rampası gibi bir şey oluyordu onlar için.
Buket, aşkını anlattıkça masada acı çektiğini bildiğim Ersin ara ara gaz veriyordu Buket’e, Hasan’dan ayrılması için. Ersin, yakışıklı, fakat pısırıklığı bu yakışıklılığını ilk bakışa hapseden bir adamdı. Kavunlu nargilemi çekerken bir yandan da içimden gece bir an önce bitse de gitsek diyordum. Sohbet ilerledikçe Mehmet’in de sıkıldığını fark ettim. “hadi bara gidelim” çıkışı ortamdaki sohbetin seyrinin alkolün etkisiyle pekişeceğini ve Hasan’ın ne menem bir adam olduğunu Buket’e anlatmanın daha kolay bir yolu olduğu konusunda herkes hem fikirmiş gibi kabul gördü. Bara geçer geçmez Ersin herkese tekila ve bira söyledi. Gözlerinde “bu gece bu iş bitecek” kararlılığı vardı o yüzden herkesi sarhoş etmek istiyordu. Ben sarhoş olacak yer arıyordum. Mazeret güzel, ortam ayık çekilemezdi. Boş tekila bardakları masayı doldurmuştu. Bütün centilmenler gibi tuvalete gitmek için müsaade istedim. Masadan kalkarken doğal gözaltı torbalı gözlerin beni izlediğini fark ettim. Barın tuvaleti boştu, pisuvara yanaştım. Ardımdan biri içeri girdi. Yanımdaki pisuara geçti. Böyle durumlarda sidik kesem patlayacak bile olsa işeyemem. Adamın işini halledip çıkmasıyla tuvaletimi yaptım. Yüzümü yıkadım. Artık sarhoş değilim sanıyordum. Masaya döndüğümde Ersin ile Buket’in bambaşka bir sohbete gark olduklarını ve ortamdan kendilerini soyutladıklarını gördüm. Az sonra öpüşebilecek yakınlıkta bir sohbet ve seks öncesi kahkahalar duyuyordum. Yasemin’e “Mehmet nereye gitti dedim”. Kıvırcık saçlarını sağ eliyle toplamış olan ve başını sabitlemeye çalışan Yasemin “bilmiyorum” dedi. “peki bunlar ne ayak” dedim. “aşk bir işaret fişeği bekler, eğer onu kaçırmazsan sımsıkı sarılırsan birden çözülüverir” dedi. “şimdi bizim Ersin, Buket’i götürüyor mu?” dedim. Alaycı gülümsememi itinayla yüzüme yerleştirdim. Ama oturduğum halde tam anlamıyla sabit duramıyordum. Yasemin yüzüme hafif bir tokat attı. “şapşal” dedi. Gözlerimin içine dikkatlice bakıyordu. Yasemin’in gözleriyle ilgili faslı daha önce anlatmıştım yinelemeyeceğim. Bu göz hapsinden kurtulmak için öylesine bir şeyler söylemem gerekiyordu gelişine falsolu bir vuruşla topu kale arkasına göndermenin tam zamanıydı. “amma sarhoş olduk haa bunlar da sabah bu geceyi hatırlarsa pişman olacaklar” dedim. “yoo alkol sümen altı ettiğimiz gerçekleri açığa çıkarır o dakikadan sonra artık özgürdür. Hem pişman olmalarını gerektirecek bir durum yok ki” dedi Yasemin. Gerçekten de pişman olmalarını gerektirecek bir durum yoktu. Nihayetinde Hasan’ın kuru sıkı, Ersin’in ise aşık olduğunu biliyordum. Ersin ve Buket sohbete ara verip bize döndüler. Ersin masadaki sigarasını ve telefonunu cebine koydu. “biz gidiyoruz” dedi. Öpüşme vedalaşma faslından sonra Yasemin ile baş başa kaldık. “istersen seni eve bırakayım” dedim. Beni duymuyor gibiydi. Göz markajından kurtulamamıştım. Elimi gözlerinin önünden iki kez geçirdim “heeyy orda mısın?” “hayır gitmeyelim daha değil” dedi. Birer bira daha söyledik. Alkol almanın bir raconu vardır. Nerde durması gerektiğini bilenle içilir. Normal şartlarda o birayı içersem kusacağımdan adım kadar emindim. Yasemin tek dikişle birayı yarısına getirdi. “Kadın olmanın rahatlığı millerı babamda içer” diye geçirdim içimden. Erkeksi dürtülerim Yasemin’le yarım saat içinde sevişeceğim sinyalini alıyordu. Ama yapıp yapmama konusunda kararsızdım. Bir kadınla bir adamın arkadaş kalamayacağı tezine katkı sunmak hiç hoşuma gitmezdi. Hem bu gecenin kotasını Ersin ve Buket doldurmuş olmalıydı. Derinlerde gizlenmiş taşra delikanlısı muhafazakar beni açığa çıkarmalıydım. “bacım kalk evine bırakayım seni” deyip ve bu işi bitirmeliydim. “Yasemin hadi geç oldu” cümlesi çıktı ağzımdan. Bardan çıktık. Eve doğru yürürken “şu bankta oturalım biraz” dedi. Sigara istedi verdim. Kendime de yaktım. Gözlerimin içine bakmaya devam ediyordu. Birden gayri ihtiyarı bir şekilde dudaklarına baktım. Pişmanlıkla, yedin bir bok devamını getir arasında bir yerdeydim. O sıra atağa kalkarak dudaklarından öpmek için hamle yaptım ama geri çekildi. İşaret parmağını burnumun üstüne koyup hafifçe ittirdi.
“bu gece olan biten her şeyi izledim, seni de izledim. Sen benim dudaklarımı öpmeye layık bir adam değilsin canım” dedi ve gülümsedi. Sarhoşluğuna verdim, mahçup olmuş bir tavırla, “Yasemin biz arkadaşız alkolü biraz fazla kaçırdık ve densizlik ettim kusura bakma” dedim. Sigarasından bir fırt aldı ağır ağır yere doğru üfledi ve aşağılayıcı bir gülümsemeyle yüzüme bakarak “biz arkadaş değiliz, sevgiliyiz ama sen benim dudaklarımı öpmeye layık bir adam değilsin, hatta hiçbir kızın dudaklarını öpmeye layık bir adam değilsin. Çünkü sen beni sevdiğin halde yıllarca arkadaş ayağı yapan götün tekisin.” Sessizce hiçbir şey söylemeden onu dinliyordum. “sen o kadar salak bir adamsın ki karakterli görünmek için, arkadaşım dediğin kıza sevgilim demeyi göze alamadığın için, götün yemediği için, yıllardır her bokta yanımda olup bir kere bile beni sevdiğini söylemeye cesaret edemediğin için bugün benim dudaklarımdan öpmeye layık bir adam değilsin” tam bir şeyler söyleyecek gibi oluyordum ki bunu fark edip beni susturdu ve devam etti. “sırf bana aşık olduğunu belli etmemek için, yan yanayken çevremizdeki bütün kadınların orasının burasının nasıl güzel olduklarından bahsedip her gecemi bana zehir ettiğin için, sırf babam sen yanımdayken geceleri geç saatte eve dönmeme karışmadığı mazeretiyle seni çağırdığımda beni evden alıp o züppe arkadaşlarınla takılmaya gidip beni yalnız başıma içmeye mecbur ettiğin piç gibi bıraktığın için benim dudaklarımdan öpmeye layık değilsin sevgilim” Yasemin konuştukça onu öpme isteğim daha da artıyordu. Söyledikleri içten içe hoşuma da gidiyordu. Konuşurken bir kez daha öpmeye yelteneyim mi diye düşünürken “peki nasıl sevgili oluyoruz?” dedim. “sevgiliyiz, çünkü sen bana ben de sana aşığım ama bu götün teki olduğun gerçeğini değiştirmiyor. Sevgiliyiz ama sen benim dudaklarım yerine tam 8 kızın dudaklarından öperek beni aldattın. Ben daha kimseyi öpmedim. Şimdi bu durumu nasıl eşitlemeyi düşünüyorsun da beni öpmeye kalkıyorsun piç? Benim de 8 kişiyle öpüşüp sonra sana gelmemi bekler misin?” dedi. Son derece ciddiydi. Ne diyeceğimi bilemedim. “geveleyip durma hayatında ilk defa net ol içinden geçeni söyle ne diyorsun bu teklifime?” diye sordu. Bir sigara daha yaktım. Aheste davranıyordum afili bir cevap bulup durumu kurtarmalıydım ama çok zordu. “tamam” dedim. Yüzüme aşağılayıcı bir şekilde baktı. “yapamayacağımı sanıyorsun demi köpek herif onun rahatlığı bu” dedi. Bir kadın aslında istediği şeyi her zaman tersten söyler beklenmedik bir cevap verirsen onu anladığını hisseder ve kadınların egoları erkeklere göre daha gelişkindir. “yapabileceğini biliyorum ama açıkçası istemiyorum hala sevgili miyiz?” dedim. “bir şartla. İlk öpücüğü tüm arkadaşlarımızın önünde istiyorum” dedi.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir