Şeker Taneleri
"Bir yerdesin, nerdesin? Şeker taneleri sen misin?" Henüz tanışmadığın birini her gece uhrevice özlemek ve onun kokusunu şeker tanelerinde aramak mümkün müdür? Aynı patlamadan kopup ayrı düşmüş iki parçacığın şiiri.

"Bir yerdesin, nerdesin? Şeker taneleri sen misin?" Henüz tanışmadığın birini her gece uhrevice özlemek ve onun kokusunu şeker tanelerinde aramak mümkün müdür? Aynı patlamadan kopup ayrı düşmüş iki parçacığın şiiri.



İki lafın belini kırarken, Senin kahkahaların ayı çağırmış tepeye.

Bir odadaki oksijeni yavaş yavaş çekip aldığınızda, içeridekinin ölümü intihar mıdır, yoksa cinayet mi

Mizah, yalnızca güldürme sanatı değildir; insanın kendisi hakkında verdiği son hükmü yeniden düşünmesini sağlayan ahlaki bir aynadır. Gerçek kahkaha, başkasına değil, insanın kendi kibrine yöneldiğinde hakikate açılan sessiz bir kapıya dönüşür.

İçime delirmektense dışıma coştum. Başkalarının yazdığı o bitmek bilmez kurallar kitabının ortasında, uysallığı infaz etmenin edebi çığlığı.

90'lar pop şarklıarı gibi deniz, rüzgar, bekleyiş ve yalnızlıktan ibaret bir şiir denemesi..



Ani bir sarsıntıyla o gizemli el havaya kalktı; dev saatin rakamları birer mızrak gibi üzerine saplandı. ŞAH-MAT.

“Bu bir kriz değil,” diye geçirdi içinden, “yalnızca perdenin yırtığından sızan ışığın, toz zerrelerini görünür kılması...


Biliyorum, her şey kişisel bir affedişle başlıyor; ama orada durduğumuz sürece eksik kalıyoruz. İnsan, kendi içinde kuramadığı barışı başkalarıyla da kuramıyor. Bugün bunun en görünür hâllerinden biri ise, birbirimize çoğu zaman ekranların ardından seslendiğimiz dünyada karşımıza çıkıyor...


Bazı yolculuklar vardır; insan bir şehre değil, kendi içine gider… Ege’nin ortasında başlayan o deniz yolculuğunda, rüzgârın ve sessizliğin arasında Samos’a ulaştım. Pisagor’un heykelinin karşısında uzun süre durdum. Heykelde barınan bir sırrın ölümsüzlüğünü gördüm. Bu sır nedir? Peki...



"Bir yerdesin, nerdesin? Şeker taneleri sen misin?" Henüz tanışmadığın birini her gece uhrevice özlemek ve onun kokusunu şeker tanelerinde aramak mümkün müdür? Aynı patlamadan kopup ayrı düşmüş iki parçacığın şiiri.



İki lafın belini kırarken, Senin kahkahaların ayı çağırmış tepeye.

Bir odadaki oksijeni yavaş yavaş çekip aldığınızda, içeridekinin ölümü intihar mıdır, yoksa cinayet mi

Mizah, yalnızca güldürme sanatı değildir; insanın kendisi hakkında verdiği son hükmü yeniden düşünmesini sağlayan ahlaki bir aynadır. Gerçek kahkaha, başkasına değil, insanın kendi kibrine yöneldiğinde hakikate açılan sessiz bir kapıya dönüşür.

İçime delirmektense dışıma coştum. Başkalarının yazdığı o bitmek bilmez kurallar kitabının ortasında, uysallığı infaz etmenin edebi çığlığı.

90'lar pop şarklıarı gibi deniz, rüzgar, bekleyiş ve yalnızlıktan ibaret bir şiir denemesi..



Ani bir sarsıntıyla o gizemli el havaya kalktı; dev saatin rakamları birer mızrak gibi üzerine saplandı. ŞAH-MAT.

“Bu bir kriz değil,” diye geçirdi içinden, “yalnızca perdenin yırtığından sızan ışığın, toz zerrelerini görünür kılması...

Sana dünyayı verdiler Fikri, peki senden ne aldılar hiç düşündün mü?

Biliyorum, her şey kişisel bir affedişle başlıyor; ama orada durduğumuz sürece eksik kalıyoruz. İnsan, kendi içinde kuramadığı barışı başkalarıyla da kuramıyor. Bugün bunun en görünür hâllerinden biri ise, birbirimize çoğu zaman ekranların ardından seslendiğimiz dünyada karşımıza çıkıyor...


Bazı yolculuklar vardır; insan bir şehre değil, kendi içine gider… Ege’nin ortasında başlayan o deniz yolculuğunda, rüzgârın ve sessizliğin arasında Samos’a ulaştım. Pisagor’un heykelinin karşısında uzun süre durdum. Heykelde barınan bir sırrın ölümsüzlüğünü gördüm. Bu sır nedir? Peki...


