80 Yıllık Bir Sahnede Maskeli Balo
Maskelerinizi hazırlayın; çünkü 80 yıllık o sahte filmin vizyon arkasında, varoluşunuzun iplerini tutan kuklacıyla karşılaşmak üzeresiniz

Maskelerinizi hazırlayın; çünkü 80 yıllık o sahte filmin vizyon arkasında, varoluşunuzun iplerini tutan kuklacıyla karşılaşmak üzeresiniz


Her yerde olan nereye gidebilir?Hiçbir yerde olmayan, nereye gidemez?

Wei kıyısında sustu adım, rüzgâr söyledi yerime; Kırk yürekten eksildim, kırk çağ eklendi ömrüme. Bir genç bir gün bir mısrada bulursa beni bilsin: Bazıları dönmez; vatan dönebilsin diye.

Azazil ismi nişanı omuzlarından çoktan düşen İblis, sonu gelmez bir intikam duygusu ile tutuşmaktadır.



En çok susturduğumuz yanımız, bir gün karşımıza yabancı biri gibi çıkar. Bu öykü, Carl Gustav Jung’un gölge arketipi ve bölünmüş benlik kavramından ilham alarak yazılmıştır.


Tütüne kan değdi. Kan tokaçla dövüldü. Kocadağ her gün ömürden bir saat çaldı.



Bazı insanlar geçmez içimizden; yalnızca yer değiştirir. Bunu, bir yabancının gözlerinde eski bir evi arayan bakıştan öğrendim.

Ruhunun sesini kaybetmek istemeyen bir insanların hakikat, ahlâk ve sığınak arayışında bıraktığı sessiz izlerin harflere dönüşmüş hâlidir.

Ne bir rüzgâr koptu, ne gök başka renge döndü, Yalnız içimde eksik duran bir mevsim tamamlandı. Bazı gelişler kapıdan değil, insanın kaderinden olur; Bugün bana Umay geldi, sessizlik bile çoğaldı.


Yapay zekâyı gerçekten biz mi kullanıyoruz, yoksa üretken kalabilmek için giderek ona mı bağlanıyoruz?

Çünkü benim başarım, bir liman olmak değil, o limanlara giden yolu aydınlatan sarsılmaz bir fener olmaktı. Tek başıma.



Maskelerinizi hazırlayın; çünkü 80 yıllık o sahte filmin vizyon arkasında, varoluşunuzun iplerini tutan kuklacıyla karşılaşmak üzeresiniz


Her yerde olan nereye gidebilir?Hiçbir yerde olmayan, nereye gidemez?

Wei kıyısında sustu adım, rüzgâr söyledi yerime; Kırk yürekten eksildim, kırk çağ eklendi ömrüme. Bir genç bir gün bir mısrada bulursa beni bilsin: Bazıları dönmez; vatan dönebilsin diye.

Azazil ismi nişanı omuzlarından çoktan düşen İblis, sonu gelmez bir intikam duygusu ile tutuşmaktadır.


Ailesi için ömrünü adamış bir evladın,hatıralara tutunma çabası

En çok susturduğumuz yanımız, bir gün karşımıza yabancı biri gibi çıkar. Bu öykü, Carl Gustav Jung’un gölge arketipi ve bölünmüş benlik kavramından ilham alarak yazılmıştır.

Ben seni sözlerimle değil, suskunluğumla bekledim.

Tütüne kan değdi. Kan tokaçla dövüldü. Kocadağ her gün ömürden bir saat çaldı.


Yarım kalan her şey, içimizde büyüyen en güzel ihtimaldir.

Bazı insanlar geçmez içimizden; yalnızca yer değiştirir. Bunu, bir yabancının gözlerinde eski bir evi arayan bakıştan öğrendim.

Ruhunun sesini kaybetmek istemeyen bir insanların hakikat, ahlâk ve sığınak arayışında bıraktığı sessiz izlerin harflere dönüşmüş hâlidir.

Ne bir rüzgâr koptu, ne gök başka renge döndü, Yalnız içimde eksik duran bir mevsim tamamlandı. Bazı gelişler kapıdan değil, insanın kaderinden olur; Bugün bana Umay geldi, sessizlik bile çoğaldı.


Yapay zekâyı gerçekten biz mi kullanıyoruz, yoksa üretken kalabilmek için giderek ona mı bağlanıyoruz?

Çünkü benim başarım, bir liman olmak değil, o limanlara giden yolu aydınlatan sarsılmaz bir fener olmaktı. Tek başıma.


