Eşik
Bu hikaye, Çağan Irmak'ın Kabuslar Evi serisinin 3. filmi Hayal-i Cihan'dan esinlenmiştir.

Kategori
54 yayınlanmış yazı
Bu hikaye, Çağan Irmak'ın Kabuslar Evi serisinin 3. filmi Hayal-i Cihan'dan esinlenmiştir.

En çok susturduğumuz yanımız, bir gün karşımıza yabancı biri gibi çıkar. Bu öykü, Carl Gustav Jung’un gölge arketipi ve bölünmüş benlik kavramından ilham alarak yazılmıştır.

Tütüne kan değdi. Kan tokaçla dövüldü. Kocadağ her gün ömürden bir saat çaldı.

Zamanın doğrusal akışını kıran, kaçınılmaz bir sonla parlak bir başlangıcın aynı barda kesiştiği, Amy Winehouse’un anısına gerçeküstü bir saygı duruşu.

Kapanmak üzere olan bir kafede paylaşılan son patates, iki yabancının hikâyesini başlatır.

Bir zamanlar Akçay Otogarı’nın arkası, kapalı pazar yerinin bulunduğu yerde bol mandalina ağaçları, zeytin ağaçları ve ceviz ağacı vardı. İçinden küçük bir dere akardı tabii cami yapılırken o dere de yok oldu. Bu hikâye de tam orada geçmektedir

Ceket, omzuma tam oturdu. Terzinin kim olduğunu, astarın hangi dükkandan alındığını hatırlamıyordum ama düğmeleri iliklerken parmaklarım hiç yabancılık çekmedi.

Gerçek bazen ilk duyduğumuz hikâye değildir. Bu öykü; algının, önyargının ve eksik bilginin insan hayatını nasıl değiştirebildiğini anlatıyor. Disclaimer dizisinden ilham alınarak özgün bir kurgu olarak kaleme alınmıştır.

Sayfa 1 / 6
