Tutmaçtan Tutamaça
Esinti biraz geçmiş.
Çocukluğumda gizli bir lezzet. Anne eli değmişcesine özenle küp küp doğranmış hamurlar. Küp derken öyle anam babam küp değil, nerden baksan kedi tırnağı büyüklüğünde. Bir kakım salça, biraz tuz lezzet veren. Hele tavuk suyu ile yapılırsa adı halışka. Ben vazgeçemedim sadelikten. Tadı damağımda hep damağımda saklı, kendi hazırladığı salçaya saldığı tutmaç. Annem gibi aslında lezzet. Anneme özgü çocukluğumda kalmayan tad. Tencere fokurdadıkça su ileve edilen, hani çeliğe su verirsin ya onun gibi sanki. Tencereyi kaldırayım kenara alayım derken ele gerek tutamaç, hayatımda gördüğüm en anlamsız renk karmaşasından oluşan örgü. El emeği göz nuru. Her çeyizin içinde bir kaç lif, bir kaç dantel işte... Bize falan filan... Gelinlik kızların hayal dünyası ile örülü belki de, en anlamsız Çeyizlik. ‘Tutamaz‘, nerede eski tutmaçlar tutamaçlar.
