Kusur Sizin Bakışlarınızda

Bir insan düşünün; henüz çocukluğun masum dünyasından çıkmamış, ama bu dünyaya hepimizden farklı bir pencereden bakarak gözlerini açmış.

Bir Çocuğun Utançla İmtihanı

Bugün size bir hikâye anlatmaya ya da kurgulanmış bir metinle gelmedim. Bugün, göğsüme sığmayan bir sızıyı paylaşmaya, dertleşmeye geldim…

Bir insan düşünün; henüz çocukluğun masum dünyasından çıkmamış, ama bu dünyaya hepimizden farklı bir pencereden bakarak gözlerini açmış. Bir çocuk düşünün ki, öz ailesi onun psikolojik rahatsızlığından, varlığından utanıyor… Gencecik bir ruh, odasında tek başına “Ben neden böyle oldum?” diye sorgulayarak gözyaşı döküyor.

Bizler bu çocukları gördüğümüzde ya hüzünle bakıyoruz ya da acıyarak. Emin olun, onlar bu bakışların her birini hissediyorlar. Onları en çok yaralayan şey, o farklılıklarına yöneltilen merhamet kelimesiyle boyanmış dışlanmışlık duygusu.

Özel gereksinimli çocuklarımız, toplumumuzun karanlıkta gizlenmesi gereken birer gölgesi değil; bize asıl eksikliklerimizi, vicdanımızı ve insanlığı hatırlatan renklerimiz olmalıydı.

Düşünün; bir kız çocuğu, sadece görülmek istiyor, ailesinde bir yeri olsun istiyor. Ama aynı kız çocuğu, kontrol edemediği tepkileri için babasından şiddet görüyor. Bahçede oyun oynayan arkadaşları tarafından “Zaten yarım akıllısın.” Denilerek zorbalığa uğruyor. O çocuk, çaresizlikten arkama saklanarak “öğretmenim, beni eve gönderme, babamın ne yapacağını biliyorum.” Diye fısıldayacak kadar akıllı, olup biteni fark edecek kadar da yaralı…

Profesyonel kimliğimi bir kenara bırakıp o ailenin karşısına dikilmeme sebep olan şey; o çocuğun dökülen tarifsiz gözyaşları, vücudundaki morluklar ve sınıf arkadaşlarının kahkahaları arasında kendi sırasına büzülüp yok olmayı dilemesiydi.

Lütfen dinleyin ve anlayın; bu çocuklar sizin benliğinizin bir parçası. Hayata bu şekilde gelmiş olmaları onların tercihi ya da bir suçu değil; bu asla utanılacak bir durum da değil. Başını içtenlikle okşamanız, ona sadece sevgiyle sarılmanız, bir çocuğun tüm dünyasını değiştirebilir. Psikolojik bir toparlanmanın ilk adımı, ilaçlar değil, sevgidir.

Suç onların değil; suç bizim, suç bu çocukları görmezden gelenlerin. En büyük suç ise evladından utanan ailelerin… Bir insanı dünyaya getirmek kolaydır; ancak ona her koşulda destek olmak, eksiklikleriyle değil varlığıyla sevmek asıl imtihandır. O çocuklar, sizi utandıracak hiçbir şey yapmadılar.

Eğer bir sınıflandırma yapılması gerekiyorsa; karanlık olanlar bizleriz. Nefret dolu, öfkeli ve kendi kusurlarını başkalarının farklılıklarına saldırarak gizleyenler bizleriz. Onlar hayatın en saf renkleri; biz ise o renklerin parlaklığı kendi karanlığımızı ortaya çıkardığı için onlardan kaçıyor, çocuklarımızı onlardan soyutluyoruz.

Ama şunu bilin ki; ne bizim görmezden gelmemiz ne de sizin eylemleriniz onları yok edemeyecek. Onlar, bizim tüm bu çirkin yüzlerimize inat, daha güzel bir dünyada var olmaya devam edecekler.

Peki yaz bizler, o dünyada nerede olacağız?

 

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir