Duvarlar mı köprüler mi?
İnsanlar duvarın aynı zamanda ayırıcı etkisini bir başka insan köprü kurunca farkediyor . Hangi köprüleri kurmaya cesaret edebilirsiniz?
Son günlerde okuduğum bir hikaye zihnimden çıkmıyor. Küçük bir kasaba… Evler birbirine çok yakın ama insanlar birbirine çok uzak. Herkes kendi bahçesinin etrafına duvar örmüş. Ardında yalnızlık büyüyor, kalpler ağırlaşıyor. Tanıdık geldi değil mi? Çünkü bu kasaba aslında bugünün dünyası.Derken bir marangoz geliyor ve diyor ki: “Duvar korur ama ayırır. Köprü ise birbirinize taşır.” Ve o bir köprü kuruyor. Önce bir çocuk geçiyor, sonra bir komşu, derken herkes…Hikaye bittiğinde aklımda şu soru kalıyor: Peki ya biz? Hangi duvarların ardına saklanıyoruz? Kırgınlıklar, önyargılar, korkular… Bunlar sağlam duvarlar. Oysa hayatın iyileştirici tarafı köprülerde gizli. Bir telefon etmek, “Affet” diyebilmek, kapıyı aralamak.Duvarlar korkudan doğar, köprüler sevgiden. Ve sevgi her zaman daha cesur ister.
Bugün şu soruyu sormadan edemiyorum:
Siz hangi köprüyü kurmaya cesaret edersiniz?

