Güneşin Yalnızlığı
….
Güneşin Yalnızlığı
Doğarsın ufuklardan, kızıl bir sancı gibi,
Geceyi yararak gelirsin sessiz ve ulu.
Çimenler seninle yeşerir,
Sular seninle mavileşir;
Ormanlar, karanlığın koynundan çıkıp
Senin ateşinle giyinir baharı.
Ey göğün yalnız yolcusu!
Atların soluduğu rüzgârda sen varsın,
Dağların omzunda parlayan ter sensin.
İnsanın tenini bronzlaştıran
Ve yeryüzüne can taşıyan
O eski, tükenmez ateş sensin.
Fakat bilirim:
Onca hayatı doğuran ışığın
Kendi yalnızlığını gideremez.
Ne çimenle konuşursun
Ne denizle,
Ne de sana el uzatan dağlarla…
Ayrılık zor iştir ey güneş!
Her akşam batarken
Dünyayı bir hüzne bırakırsın.
Gece, kara bir kurt gibi iner ovaya,
Soğuk, kemiklere kadar yürür.
Sonra yine dönersin —
Ufkun kızıl kapısından geçerek.
Karanlığı sürüp gidersin,
Yüreklere sıcak bir umut koyarsın.
Ama bilirim, ey göğün ateşli hakanı:
Dünyaya hayat veren bu görkemli yolculukta
En büyük kaderin
Yine de
Yalnız doğmak, yalnız batmaktır.
