Hüznü satın alamazsın

Yağan yağmurun ardından şehre hoş bir toprak kokusu hakim olmuştu. Koşuşturma içindeki insanlar hafta sonunu sokağın karşısındaki barlarda geçiriyordu. Her gün yaptığım gibi o barlardan çıkan insanları gözlemliyor, hayatlarına dair varsayımlarımla kendimi eğlendiriyordum. İşte bir üniversiteli grup mezuniyetlerini kutlamışlar. Birazdan çorbacı da alırlar soluğu. Zengin, göbekli adamla genç sevgilisi de spor arabalarına binip uzaklaştılar. Her gün farklı yüzler ama aynı hayatları izliyordum. Taksiciler peşi sıra sıralanmış en uzak mesafeye giden yolcunun kendilerine gelmesi için sessiz bir bekleyiş içindeydiler. Gecenin kör karanlığını barların loş ve özensiz ışıkları aydınlatıyordu. Tabi buna aydınlatmak denebilirse.

Yağan yağmurun ardından şehre hoş bir toprak kokusu hakim olmuştu. Koşuşturma içindeki insanlar hafta sonunu sokağın karşısındaki barlarda geçiriyordu. Her gün yaptığım gibi o barlardan çıkan insanları gözlemliyor, hayatlarına dair varsayımlarımla kendimi eğlendiriyordum. İşte bir üniversiteli grup mezuniyetlerini kutlamışlar. Birazdan çorbacı da alırlar soluğu. Zengin, göbekli adamla genç sevgilisi de spor arabalarına binip uzaklaştılar. Her gün farklı yüzler ama aynı hayatları izliyordum. Taksiciler peşi sıra sıralanmış en uzak mesafeye giden yolcunun kendilerine gelmesi için sessiz bir bekleyiş içindeydiler. Gecenin kör karanlığını barların loş ve özensiz ışıkları aydınlatıyordu. Tabi buna aydınlatmak denebilirse.
Bu köşe de öylece otururken kimsenin beni fark etmediğini hissediyordum. Görünmez biriydim. Oturduğum iskemlenin kısalığından olduğuna kanaat getirmiştim. Kimsenin beni fark etmemesi işimi daha rahat yapmamı sağlıyordu. Bu yüzden sakallarımı uzatıp, tezgahıma kimsenin beğenmeyeceği bileklikler koymuştum. Barlardan çıkan insanların yüzlerine dikkatlice bakıyor, kimisine öfke duyuyor kimisini seviyordum. Tanımadığım insanları sevmeyi bu köşede otururken öğrenmiştim. Bir de Fante’den. Tam karşımdaki güzel hayaller barından çıkan genç bir adam dikkatimi çekmişti. Bugün bu adamı sevebilirim diye geçirdim içimden.
Kumral saçları dağılmış adam barın kapısında bir sigara yaktı. Tüm acılarını içinde çürütmek istermişçesine çekiyordu. Sonra bir yere odaklanan adam elindeki sigarayı yere düşürdüğünü fark etmedi bile . Ayakta durabilmek için duvara yaslandı. Öylece bakıyordu. Yüzünde bir öfke belirtisi yoktu daha çok hayal kırıklığı ve hüzün yerleşmişti mimiklerine. Hüzünlü insan yüzü evrenseldir, ister Britanyalı ol, ister Güney Amerikalı bir melez, gözlerdeki ifade hep aynıdır. Bu adam, dünya insanının hüznünü o an bana gösteriyordu. Adamı dikkatle inceliyordum. Her bir kıpırtısında anlam arıyordum. Elleri, parmakları, omuzları, ayakları vücudunun her bir noktasındaki harekete anlam yüklemeye çalıştım. Hüznü en iyi yansıtan yeri gözleriydi. O andan itibaren bu adam sadece gözlerden ibaretti. Elleri, ayakları, dizleri yoktu, sadece hüzünlü gözleri vardı. O’na bu denli keder yükleyen şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştım. Dakikalardır baktığı noktada bir kadın ve bir adam vardı. Gözlerini bir dakika bile ayırmadan onları izliyordu. Kadın kahkahalar atıyor, adam kadının yüzünde elini gezdiriyordu. Hüzünlü genç adama odaklandım. Uyduruk bileklikleri sattığım tezgahım umurumda değildi. Genç adam aylardır aradığım insan yüzünü tam karşımda bana sergiliyordu. Üstelik kıpırdamıyordu da. Tezgahımın altından tualimi ve fırçalarımı çıkardım. Öylesine ilham doluydum ki fırçam tualde dans ediyordu. İlk defa bu kadar çabuk ve bu kadar iyi bir iş çıkardığım için kendimle kıvanç duydum. Tanımadığım hüzünlü adamı sevmekle kalmamış ona bir hediye de hazırlamıştım. Hiç bir zaman bilemeyeceği, göremeyeceği bir hediye. İşte karşılıksız sevgi diye buna derim. Genç adam, sonra oradan uzaklaştı. Adımlarını sonsuza yürür gibi ağır ağır atıyordu. Ben de çıkardığım iyi işi kutlamak için bir sigara yaktım.
Hüzünlü genç adamın izlediği ve resmin oluşmasında dolaylı da olsa katkı sağlayan çift oturdukları masadan kalktı. Bulunduğum köşeye doğru neşe içinde geliyorlardı. Kadın bir şeyler anlatan ciddi adamın elinden tutmuş, hayranlıkla gözlerinin içine bakıyordu. İyice yaklaştıklarında adam onlara baktığımı fark etti ve bir ara göz göze geldik. Böyle anlarda karşımdakinin gözlerini kaçırmasını beklerim. Öyle de oldu, adam gözlerini kaçırdı ve önümdeki tuali gördü. Yanıma kadar geldi ve tualde ne olduğuna göz attı. Kadın tezgahın önünde durmuş uyduruk bilekliklere bakınıyordu. Ciddi adam, bu resmi sevgilime almak istiyorum fiyatı nedir? Diye sordu. Satılık olmadığını söyledim. Ciddi adam her şeyin bir fiyatı vardır deyip resmi üç ayaktan çıkardı ve öylece baktı. Kadına döndüm, adamın gözlerinin içine bakıyor kendisine hediye alacak olan ciddi adama ne denli aşık olduğunu gözleriyle O’na anlatmaya çalışıyordu. Ciddi adama dönüp o resim genç çiftlere armağanım olsun dedim. Adam tuali kadına verdi ve elini cebine götürdü. Merakla kadını izledim. Tuale dikkatle baktı. Gözlerindeki ışığın yerini şaşkın bir ifade aldı. Sonra şaşkınlık yerini resimdeki gibi hüzün dolu bir bakışa bıraktı. Ciddi adam, emeğinin karşılığını vermek istiyorum lütfen fiyatını söyle, dedi. Boş ver genç adam hüznü satın alamazsın, dedim.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir