Şunu çok net söylemek gerekiyor ki malesef şirazesi çoktan şaşmış bir patikanın topumuzu savurduğu akıbetlerin hiç de iç açıcı konjontktürleri önümüze sunmadığını çok güçlü bir sezişle hissediyoruz.
Her yeni gün nasıl bir marjinalliklere muhatap olacağımızı kestirmek sürpriz olmuyor artık hiç birimiz için.
Zincirlerini kırmayı ya da sınırsız özgürlük tanımlarını tamamen kendi kuralsız bünyelerinde hatalı şekilde yorumlayıp toplumun önüne çıkartmaya çalışılan yaşam biçimlerini hak olarak gören hastalıklı ruhların şeytana kulluk eder vaziyette tüm kainata meydan okuması şeklinde ortaya konulan tömöral eylemlerin büyük bir beğeni ile satın alınması aydınlık geleceklerin söndürülüyor olması açısından çok büyük bir vehamet içeriyor.
Ahlak denen kutsi tanımlamaların tamamıyla içerisinin boşaltılıp her bir sofraya bu topraklarla bağdaşmayacak zehirli öğünlerle önümüze sunulması hiç bir şekilde tekil şahıslar eliyle oluşturulabilecek bir manzume değildir.
Günahlar denizinde her birimize sürünen sayısız kirli sular bulunuyorken, kendi günahlarımızı kendi dünyalarımızın içerisine sıkıştırıp, toplumun dikkatine sunmama çabalarımızın " utanma " , " haya " gibi erdemli duruşlarla muhafaza altına alıp kurtuluş yollarına adım atabilme ülkülerimizi yok etmeme arzusuyla yürekten yaptığımız dualarla ayakta durmaya çalışıyoruz bireysel onca hastalıklarımıza rağmen.
Ama birileri çıkıyor Kâbe'yi çırılçıplak tavaf eden sapıkların yaşamış oldukları zamanları özlermişçesine dünyanın bazı kesimlerinde serbest olan ama bu topraklarda halen daha abest ve hoş karşılanmayacak hastalıklı davranış ve eylemleri tabuları yıkmak adına özgürlükçü bir hava ile gözlerimizin içine içine sokarcasına sahnelerin tozlu zeminleri üzerine konduruyor.
Uzun zamandan beri zaten yok saymaya çalıştığımız çıplaklık arzuları ile oluşturulan çirkinlikleri inatla ve itinayla bu topraklar üzerinde hayata tutundurma çabalarının masumane duygularla ortaya döküldüğünü söylemek aklı selim bir kafayla kabul edilemez.
Muhakkak ama muhakkak bu senaryoların altında art niyetli dış istihbarat ve onlarla el ele çalışan iç mihrakların çok büyük bir çabası olduğunu söylemek çok gizli bir devlet sırrı değil artık.
Her şey ayan beyan ortada...
Ülkemizde gerçekleştirilen utuşturucu ve cinsel içerikli partilerin ayyuka çıkması, dünyada Epstein belgelerinin ortaya dökülüp kimlerin kimleri ne şekillerde hayatlardan kopartıp, bunları yaparken de hem şiddetli işkencelerin hayat buldurulduğu ve hem de nice masum bedenlerin fırınlarda pişirilip bazı şerefsizlere servis yapıldıklarının bilgi ve görsellerinin çarşaf çarşaf sergilenmesi ve Amerikadaki bir Sinagog'un altında yüz metrelerce ilerilere ulaşan tünellerin ortaya çıkartılıp, o tünellerde de kanlı çocuk çamaşırlarının ve asıp kesmekten kullanılan alet edavatların bulunması basit şeylerle karşı karşıya olmadığımızı zaten gösteriyor.
Amerika, Avrupa ve diğer batılı beldeler... buralar zaten halledilmiş durumda. Buralarda ahlaktan, imandan ve insanlıktan bahsetmek çok da makul bir durum değil...
Ortadoğunun, Afrikanın, ülkemizin ve bölgemizin hedef alınıyor oluşu belki de Şeytana kulluk etmeyecek son neferlerin buralarda olduğunu ıspatlayan kanlı ve acı tecrübelerin olduğunu gösteriyor ve o yüzden Amerika Savaş bakanı diyor ki:
" Sünni, Şii farketmez. Düşmanımız ortak: İslam! "
Adamın kolundada arapça şekilde " Kafir " dövmesi bulunuyor zaten...
Çıplaklar plajlarının alabildiğine bulunduğu ve bazı mekanlarında kimin kimle olduğu belli olmayan cinsel ilişki kulüplerinin sınırsız şekilde yer aldığı neredeyse herkesin malumu olduğu günümüzde ecnebilerin ahlaksızlıklarını alıp bu topraklar üzerinde bu millete pazarlamaya çalışmak...
Lan git evinde ne yapıyorsan yap, kimsenin karıştığı da yok bir şey dediğide...
Ama toplum huzuruna çıkıp sanat adı altında aşağılık rezil davranışları fütursuzca sergilemek özgürlük değil, en hafir tabiriyle görüntü kirliliğidir.
100 bin kişilik Lut Kavmini 30-40 homoseksüel için yerin dibine geçirip yok eden ALLAHU TEALA, günümüzde yaşamakta ve yaşanmakta olan sayısız sapkınlık ve sapıklık için bizi niye yok etmiyor?
Eğer halen daha yok olmadıysak halen daha geç değil...
Tövbeler sayısız can kurtarır...
Bu millete, bu topraklara bu Vatana bu ihanetleri yapmaya hakkımız yok.
Çanakkale de şehit olan atalarımız bu rezillikler bu topraklarda hayat bulsun diye kanlarını toprağa döküp feda etmediler canlarını.
"Muhtaç olduğun kudret damalarındaki asil kanda mevcuttur " diyen Mustafa Kemal Atatürk bu sapıklıklar yaşansın diye seslenmedi yüz yıl önce bizlere...
Kendimize gelelim artık.
Gidilen bu yol, yol değil...
Saygılarımla





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.