Yol Ayrımı
Kendimizi kusursuz varlıklar olarak görmeyi bırakmanın zamanı gelmiştir belki de.
Hepimizin kendini ezdiği zamanlar olur. Herkes bir başarıya sahip ve ben değilim. Herkes her şeyi başarmış ama ben başaramamışım. İnsanlar sanki beş adım ötede başlamış hayata ve ben geç kalmışım, en çok da kendime. Hayat çok hızlı ilerlemiş ve ben yetişememişim. Sanki bütün yollarım bir oyalanmaymış. Herkesin yolları dümdüzmüş ve benim yollarım kıvrımlıymış gibi. Oyalanarak geçirmişim sanki hayatımı.
Oysa yollar farklıdır, deneyimler farklıdır. Birinin hızlı olması onu daha başarılı yapmaz. Birinin yavaş olması onun yetersiz olduğu anlamına gelmez. Hepimiz birer yarış arabası gibi koşturuyoruz. Tükenebileceğimizi akıl etmiyoruz. Kendimizi bir makine gibi görüyoruz.
Bütün yolculuklar kendine hastır. Herkes her şeyi başarmak zorunda değildir. Birinin 20lerinde başardığını bir başkası 40larında başarabilir. Kendimizin ayağına taş bağlıyoruz çoğu zaman. “Keşke” yerine “iyi ki” biriktirmek varken hayatta. Elimden bu kadarı geliyor ve bu yeterli demeyi bilmiyoruz çoğu zaman. Daha iyisi, daha yenisi, daha fazlası derken kendimizi tüketiyoruz. Sonrasında da buhranlar geçiriyoruz.
Kendimizi kusursuz varlıklar olarak görmeyi bırakmanın zamanı gelmiştir belki de. Artık kendimizle gurur duyma zamanıdır. Yavaş da olsa ilerleyebilmeyi kutlamalıyız.
