YALAYUTÇULAR
Dar gelirli insanlarımız yıllardır yüksek enflasyon ortamında yaşamakta, adeta yüksek enflasyon cenderesi altında ezilmeye mahkûm edilmekteler.
Kategori
10 yayınlanmış yazı
Dar gelirli insanlarımız yıllardır yüksek enflasyon ortamında yaşamakta, adeta yüksek enflasyon cenderesi altında ezilmeye mahkûm edilmekteler.
Toplumsal dönüşüm ve değişim öylesine değerleri alt üst etti ki kimin doğru tarafta kimin yanlış tarafta olduğunu insanların anlaması mümkün olmuyor. Ülkemiz insanları para kazanma hırsıyla bütün değerlerini ayaklarının altına aldı.
Yorgunluk insanlık bünyesini öylesine sarmış ki gerçeklerin üzerini örtmekten zihniyetler küflenmiş, düşünceler köhneleşmiş, vicdanlar kararmış, zihinler pas tutmuş, merhamet yorgunluktan harekete geçemez olmuş, vicdanlar adeta çelik kasa içinde buz kütlesinin içine konularak kilitlenmiş.
Bir lider çıkıyor, 1925 yılında Türk Tayyare Cemiyetinin kurulmasını sağlıyor. Bu cemiyetin açılış programında ‘İstikbal göklerdedir çünkü göklerini koruyamayan milletler yarınlarından asla emin olamazlar.’ Sözüyle ülkemizin kuruluşunun ilk yıllarında gök vatanın önemini vurguluyor.
Yaşam bir döngü içinde devam etmekte. Bu döngü öylesine iç içe grift bir yapı içinde ki yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı sorusunu sorduracak kadar da karmaşık. İnsanlar hayatlarını idame ettirebilmek için bir şeyler yapmak, bir yerlerde çalışmak bir şeylerle uğraşmak zorunda.
Baba ailenin temel direği, bel kemiği, ana sütunu, ailenin yükünü taşıyanıdır. Baba hem güçlü, hem kudretli hem de adil olduğu gibi zaman zaman sert yüzünü de göstermek zorunda kalan ailenin en önemli üyesidir.
Ülkelerin ekonomik gelişmişlikleri ne yazık ki medeniyet kavramı ile eş değer olarak kullanılmakta ve değerlendirilmekte. Medeniyet gerçekten ekonomik gelişmişlik demek mi?
Bireyler ve toplumların en hayırlısı insanlara ve insanlığa hayrı dokunan bireyler ve toplumlardır. İnsani ilişkiler; açıktan ya da zımnen yapılmış görünen ya da görünmeyen bir takım kurallar silsilesiyle şekillenmekte.

Sayfa 1 / 2
