Bizi aslında o insan değil de o insanın çabasızlığı yoruyor, kırıyor. Olmayacak şeylere yüklediğimiz anlam. Konu olaylara terk edilişe veya başka şeylere değil de o kişinin çabasızlığına kırgın olmak aslında. Hayatında herkese, her şeye yer varken bize açılamayan o ufacık yere, ayrılamayan o ufacık zamana kırgın olmak. Öncelik meselesi aslında biraz da. O kişinin önceliği olamamak, öncelik vereceği kadar değerli olmamak.Senden esirgenen şeyin başkasına fazla fazla verildiğini görmek
İnsan bazen çok büyük şeyler istemiyor aslında. Bir mesaj, biraz merak, biraz çaba, ben buradayım diyebilmek kadar küçük şeylere kırılıyor. Çünkü mesele yapılanın büyüklüğü değil, yapılabilecek kadar önemsenip önemsenmediğiniz oluyor. Bir insanın size ayırdığı zaman, verdiği emek, gösterdiği özen hayatındaki yerinizi anlatıyor. Belki de hiç var olamadığımız o yeri.
Ve bazen insan, karşısındaki kişinin yapmadığı şeyleri bile kendince bahanelere sığdırıyor. Belki zamanı yoktur, belki böyledir, belki hissetmiyordur, belki sonra... diye olmayan bir çabayı kendi içinde var ediyor. Olmayacak şeylere anlam yüklemek de biraz bundan yoruyor insanı. Çünkü bir süre sonra karşınızdaki insanın size verdiği şeyle değil, sizin onun verebileceğine inandığınız şeyle yaşamaya başlıyorsunuz. Asıl kırgınlık da o hayalin gerçekle aynı yerde olmadığını fark ettiğinizde başlıyor.
Birinin hayatında yeriniz olsun diye sürekli kendinizi hatırlatmak, anlaşılmak için defalarca anlatmak, birkaç dakikalık zamanı bile hak etmek için çabalamak insanı kendi içinde tüketiyor. Çünkü sevgi, sürekli kendini ispatlamak zorunda kaldığınız bir yer olmamalı. Değer görmek, karşılığında kendinizden eksiltmenizi gerektirmemeli. Birinin hayatında bulunabilmek için kendinizi küçültmek zorunda kalıyorsanız, orada aslında kaybettiğiniz şey sadece o insan değil, kendinizden verdiğiniz parçalar oluyor. Çok değerli bir klinik psikolog tanıdığım demişti ki gereklilik kavramını düşündüğün yerlerden uzaklaşmalısın şöyle hissetmem gerekli böyle olması gerekli hayır gerekli değil hisler gereklilik olarak görülmemeli akışa bırakılmalı o an neyi hissediyorsan o hissin farkındalığını yaşayabilmelisin doğru veya yanlış hissettirse bile.
Birinin bizi seçmemesi, bizim seçilmeye değer olmadığımız anlamına gelmiyor. Birinin bize yer açmaması, hayatımızda yerimizin olmadığı anlamına gelmiyor. Birinin çabasızlığı, bizim daha fazla çabalamamız gerektiğini göstermiyor. Çünkü insan, başka birinin ilgisiyle değerli olmadığı gibi, başka birinin yokluğuyla da eksilmiyor. Bizi görmeyen gözler yüzünden kendimizi görünmez sanmamalıyız. Bize zaman ayırmayan biri yüzünden zamanımızı, sevgimizi, kalbimizi değersizleştirmemeliyiz. Birinin önceliği olamadıysak bile kendi hayatımızın önceliği olmayı öğrenebiliriz.
Belki de bazen bırakmak, vazgeçmek değil kendimize geri dönmektir. . Sürekli “neden olmadı?” diye düşündüğümüz yerden çıkıp “ben neden kendimi burada bu kadar beklettim?” diye sormaktır. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıktığında değil, biz onların hayatımızdaki yerini değiştirdiğimizde gerçekten geride kalıyor.Kafamızın içindeki küçük odadan o kişileri kovduğumuzda onların vermediği cevabı artık beklememeye başladığımızda, göstermedikleri çabayı artık kendimiz tamamlamadığımızda, bizi seçmelerini beklemekten vazgeçip kendimizi seçtiğimizde. O son vedayı edebilmek lazım çünkü biliyorum ki bizim asıl kopamayışımızın sebebi yaşanmamış ihtimaller.
Çünkü bizim değerimiz birinin bizi ne kadar sevdiğiyle ölçülemez. Birinin hayatında ne kadar yer kapladığımız, ne kadar arandığımız, ne kadar özlendiğimiz bizi daha değerli bir insan yapmaz. Biz zaten değerliyiz. Birinin bunu fark etmesi de etmemesi de bu gerçeği değiştirmiyor.
Belki de en güçlü tarafımız, birinin çabasızlığından kırılmışken bile kendimizi yeniden toplamayı öğrenebilmek. Birinin bize veremediği değeri kendimize verebilmek. Gitmesine, uzaklaşmasına ya da hiç yaklaşmamış olmasına rağmen kendimizden vazgeçmemek. Çünkü bazen en büyük güç, kalabilmekte değil kendimizi tükettiğimiz yerde artık kendimiz için gitmeyi bilmektir, biz birinin hayatında açılacak küçücük bir yere sığabilmek için var olmadık. Birinin müsait olduğu zamanlara, ayırabildiği birkaç dakikaya, canı istediğinde hatırladığı bir ihtimale dönüşmek için de var olmadık. Biz, olduğumuz halimizle kocaman bir hayatın, kendi hayatımızın merkezinde durabilecek kadar değerliyiz.
Çünkü sonunda mesele onun bizi ne kadar istediği değil, bizim kendimizi ne kadar istediğimiz oluyor. Ve insan kendine döndüğü zaman, bir başkasının hayatında yer açılmadığı için kendini eksik hissetmekten vazgeçiyor. Kendi hayatında kendine kocaman bir yer açıyor. Belki de asıl öncelik, asıl değer tam olarak burada başlıyor.
Biliyorum bazı pişmanlıklarımız var keşke o mesajı atmasaydım keşke o kadar zorlamasaydım ama hayata da bir kez geliyoruz yapın gitsin ben hep yapmadığım için pişman olacağıma yaptığım için pişman olmayı seçen taraftayım. Çünkü belirsizlik insanı pişmanlıktan daha çok yorar. En fazla engel yersiniz tecrübeyle sabit.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
duygularımıza tercüman olmuşsun canım ❤️
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.