YazYorum
Şiir19 Haz 2026

Aynı Asırda İki Ayrı İmkansız

Mustafa Efe|19 Haziran 2026|2 dk okuma
116 görüntülenme|0 yorum

Bilerek kanatıyorum şimdi o eski yarayı,

Çünkü acın, yokluğunun o sağır sessizliğinden daha sadık.

Kendi elimle yürüyüp teslim olduğum bu yangında,

Savrulan küllerimi bile helal ettim sana...

Sen bilmedin.

Ben silemedim.

Şimdi söyle, hangi tövbe temizler tenime kazınan bu günahkar sevdayı?


Göz göre göre battığım bu kör bataklıkta,

En çok canımı yakan ne biliyor musun?

Gözlerindeki o katil, o yabancı bakış değil...

Hâlâ göğsümün altında sana doğru deliren,

Şu arsız, şu utanmaz, şu iflah olmaz yürek...


Belki de bir mucize gizlidir bu gecikmiş baharda,

Kışın tam ortasında, buzun altında açan o inatçı çiçek gibi.

Kim bilir, belki yollarımız aynı göğe çıkacak bir gün...

Ama dokunsam kırılacak bu camdan rüya, biliyorum,

Biz aynı asırda yaşayan, iki ayrı imkansızız sadece.

Sen başka bir zamana aitsin, ben sana geç kaldım.


Ama bak, yoruldu dalgalar... Sonunda duruldu fırtına.

Şimdi içimde, çığlıklardan daha ağır bir sessizlik büyüyor.

Sana sitem değil bu, inan bir veda bile değil...

Bu, bir kalbin kendi ölümünü izleyip köşesine çekilişi.


Geçecek diyorlar... Her duman gibi bu da dağılacakmış.

Zaman, en keskin zehri bile uysallaştırırmış.

Varsın bir süre daha sızlasın bu ince sızı, varsın kanasın.

Ben seni artık kazanılacak bir kavga gibi değil,

Gecenin en karanlık yerinde parıldayan,

Uzanıp da asla dokunamayacağım sakin bir yıldız gibi hatırlayacağım...


Kırgın değilim. Kızgın değilim.

Sadece ciğerimi söken o derin sessizlikle,

Ve sana sırılsıklam şükrederek...

Bırakıyorum seni, ait olduğun o gökyüzüne.


Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar