YazYorum
3 Tem 2026

Bazen

Kimseyi yargılamayacak kadar kirliyim.

Kaiser|3 Temmuz 2026|3 dk okuma
246 görüntülenme|0 yorum

Bazı şeyler anlatılmaz.

Anlatılmadığı için değil.

Anlatıldığı gün, insanın eski hâli ölür diye.

Ben yıllarca sustum.

Konuşabileceğim insanlar vardı. Hâlâ da var. Beni seven insanlar... Benim de sevdiğim insanlar... Ama insan bazen sevgiyi bile kapının dışında bekletiyor. Çünkü bazı odalar vardır; anahtarını kimseye vermezsin. İçeride ne varsa seninle çürüsün istersin.

Bugün ilk defa kapıyı aralıyorum.

Yedi yıl önce aynaya baktığımda yüzümü değil, yaptıklarımı görüyordum.

İnsan bazen canavar olmaz.

Canavarın yaşadığı yere taşınır.

Sonra oranın iklimi tenine işler.

Ben kötü biri olduğuma uzun süre inandım. Çünkü bana başka bir ihtimal gösteren olmadı. Kirin içinde büyüyen biri, teninin rengini kir sanıyor.

İllegalin, şiddetin, gecenin, susmanın ve yalanın arasında yıllar geçti.

Detaylarını anlatamam. :)

Bazı hikâyeler anlatılmaz çünkü başrol yaşamaya devam ediyordur.

Sonra bir sabah uyandım.

Ne bir mucize oldu ne de gökten bir işaret indi.

Sadece yoruldum.

Kötü olmaktan yoruldum.

İnsan bazen tövbe etmez.

Sadece artık aynı yükü taşımak istemez.

O gün arkamı döndüm.

Dönüp bakmadım.

Çünkü bazı kapılar kapatılmaz.

Yakılır.

Garip olan şu...

O karanlığın içinde bile kendimden vazgeçmedim.

Okudum.

Yazdım.

Gezdim.

İnsanları izledim.

Kelimeleri biriktirdim.

Bana "Kitap yaz." dediler.

"Podcast." yap dediler.

"Anlatacak çok şeyin var." dediler.

Ben sustum.

İnsan bazen yeteneğini değil, inadını büyütüyor.

Ben de öyle yaptım.

Sonra bir kadın çıktı karşıma.

İnsan olduğumu bana o hatırlattı.

Kalbin sadece kan pompalayan bir organ olmadığını ondan öğrendim.

Sevgi...

İnsanın en güzel yarasıymış.

Ve en derin bıçağı.

Terk ettim .

O yaşayabilsin diye ben öldüm.

İnsanlar gitmişti.

Dostlar gitmişti.

Düşmanlar gitmişti.

Toprak çok şey almıştı benden.

Hiçbirine ağlamadım.

Ama bir kadının yokluğu dizlerimi kırdı.

İnsan bazen mezarlıkta değil, bomboş bir odada yas tutuyor.

Sonra...

Ne yaptığımı bugün bile açıklayamadığım bir karar verdim.

On gündür tanıdığım bir kadınla evlendim.

İnsan bazen aklıyla değil, enkazıyla karar veriyor.

Yirmi gün sürdü.

Bir ömür kadar kısa...

Bir hata kadar uzun.

Bitti.

Ardından bir buçuk milyon liralık borç kaldı.

Borç sadece bankaya olmuyor.

İnsan bazen kendine de borçlanıyor.

Son bir yıldır nefes almak bile masraf gibi geldi.

Ay sonlarından tiksindim.

Kendimden kaçtım.

Kitap okuyamadım.

Denizi unuttum.

Kahve içmeyi unuttum.

Sessizliği unuttum.

En kötüsü...

Kendimi unuttum.

Şimdi yeniden başlıyorum.

Yeni ev.

Yeni düzen.

Yeni kitaplar.

Yeni ayakkabılar.

Yeni bir spor salonu.

Bir kamp sandalyesi...

Bir sahil...

Bir fincan kahve...

İnsan bazen hayatını değiştirmek için büyük devrimlere ihtiyaç duymaz.

Bazen sadece oturacağı doğru bankı bulması yeterlidir.

Bir gün yine şehir dışına çıkmaya devam edeceğim.

Yolların insanı tamir ettiğine inanıyorum.

Çünkü bazı insanlar eve giderek değil, yolda kalarak iyileşiyor.

Belki yine severim.

Belki biri beni de sever.

Geçmişi kirli bir adamı...

Evlenip boşanmış bir adamı...

Yanlışları doğrularından fazla görünen bir adamı...

Bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum.

İnsan geçmişi yüzünden değil, geçmişinden hiçbir şey öğrenmediği zaman yalnız kalıyor.

Ben artık kimseyi yargılayacak kadar temiz değilim.

Kirin de bir vicdanı olduğunu öğrendim.

Şimdi önümde boş bir sayfa duruyor.

Eskiden olsa hemen yazmaya başlardım.

Bu defa bekleyeceğim.

Çünkü bazı cümleler aceleyle yazılmaz.

Bazı hayatlar da öyle.

Belki yine düşeceğim.

Belki yine canım yanacak.

Ama artık sakinim..

Çünkü karanlık bana bir şey öğrettiyse, o da şu:

Işık cesur olduğu için parlamaz.

Karanlık daha fazla dayanamadığı için doğar.

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Benzer yazı bulunamadı