İlişkilerde en kritik şey dengedir. Çoğu zaman sorunları “anlayışsızlık” olarak görürüz ama fark etmediğimiz bir gerçek var: Fazla anlayış da en az anlayışsızlık kadar yıpratıcı olabilir. Sormadığımız soruların, almadığımız cevapların yerine sürekli bahaneler üretmek; zamanla bir tarafı tüketirken diğer tarafı rahatlığa alıştırır. Çünkü insan, karşısında her şeyi tolere eden birini bulduğunda çaba göstermeyi bırakabilir. Gerçek şu ki, ne kadar yoğun olursa olsun hiç kimse 24 saat içinde 5 dakikalık bir mesaj atamayacak kadar meşgul değildir. Aynı şekilde, bir hafta içinde bir kahve içecek 1-2 saat yaratamamak da çoğu zaman bir “imkansızlık” değil, bir “öncelik” meselesidir. Hepimiz hayatımızda bir şeyi gerçekten istediğimizde nasıl zaman yarattığımızı biliriz. Ancak konu başkaları olduğunda, onların çabasızlığını bahanelerle örtmeye başlarız. Oysa burada tolere ettiğimiz şey, bize yapılan değil; kendi öz değerimizden verdiğimiz tavizdir. Bu durum zamanla karşı tarafta umursamazlık ve rahatlık oluşturur. Çünkü bilir ki, onun yerine düşünen, açıklayan ve durumu kurtaran biri zaten vardır.
“Anlayışlı olayım, tatsızlık çıkmasın,” diye sustuğumuz noktalar, bir süre sonra ilişkinin normali haline gelir. Oysa bir ilişkide iki tarafın da sorumlulukları vardır ve bu sorumluluklar yerine getirilmediğinde kimsenin bahane üretme yükümlülüğü yoktur.
Yapılması gereken şey basit: Duyguları açık ve net bir şekilde ifade etmek. Bu; kavga etmek, trip atmak ya da tartışma çıkarmak demek değildir. Sakin bir ses tonuyla, net cümlelerle sınır koymak çoğu sorunu çözebilir. Eğer bir sorun bu şekilde çözülemiyorsa, zaten daha büyük tepkilerle çözülmesini beklemek gerçekçi değildir.
Unutmayın, kimse sizin hayatınızda yer almayı hak etmek için çaba göstermiyorsa, siz de o ilişkide kalmak zorunda değilsiniz. Size zaman ayırmayan, sizi önceliklendirmeyen biriyle yürünecek yol genelde kısa ama fazlasıyla yorucudur.
Sevginizi korumaya çalışırken kendinizi kaybetmeyin. Siz, size ayrılmayan zamanın bahanesini üretmek zorunda değilsiniz. Aynı şekilde, size sunulan bahaneleri de sorgusuz kabul etmek zorunda değilsiniz.
24 saat içinde size bir mesaj atmaya vakit bulamayan, 168 saatlik bir haftada sizinle vakit geçirmeye zaman ayıramayan biri; aslında sadece sizi önceliklendirmiyordur. Ve bu, görmezden gelinecek bir detay değil, üzerine düşünülmesi gereken bir gerçektir.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.