Sesinin bittiği yerde başladı bu dilsiz coğrafya,
Bir kaza süsüyü verilmiş ayrılıkların ortasındayım.
Sana dokunmayan rüzgarı neyleyeyim, ciğerime batıyor;
Adının değmediği her cümle, ağzımda kuru bir toprak,
Ben artık kendimi bile senin bıraktığın yerde tanıyorum.
Bir hırka duruyor sandalyenin arkasında, duruşu kırgın,
Rengini unutmuş çiçekler, pencere önünde nöbette.
İnsan, gövdesinde taşır mı hiç kendi mezarını?
Taşırmış meğer; içimdeki bu kimsesiz gürültü,
Sadece senin sustuğun yerlerden besleniyor.
Sana dair ne varsa bende, bir sızının şahdamarı şimdi;
Uyumak, seni rüyaya davet etmek demek, biliyorum,
Uyanmaksa, yokluğunu yeniden imzalamak her sabah.
Sana kelimeler biriktirmedim, anla,
Ben sadece, sen gittiğinden beri hiçbir aynada kendime rastlamadım.



Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Şahane bir anlatım tebrikler...
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.