Ben, ülke içi siyasetten çok ülke dışı küresel siyasetle ilgilenmeyi severim. Ve ilgilenmiş olduğum bu küresel siyasetin merkezine de kendi ülkemi koyup, Türkiye'nin dışarıda neler yaptığına odaklanmayı tercih ederim.
Vatanseverim ve bu anlamda bütün partilere eşit mesafede durmaktayım. DEM ve benzeri tüm iç düşman oluşumları hariç her parti bana aynı mesafede yakınlıktadır.
Bu anlamda İran savaşı başlamadan önce İsrail Başbakanı Netenyahu'nun ( günümüzün Hitler'i) elinde bir ya da bir kaç dosya ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın yanına gittiğini hatırlıyorum.
Ve o görüşmeden sonra Beyaz Saray'da gazetecilere açık olan alanda görüşme ile ilgili birbirleri arasında yapmış oldukları konuşma içeriklerine dönük olarak Donald Trump'ın kurduğu cümlelerin arasında en çok dikkatimi çeken, Türkiye ile ilgili mütalaa ettikleri düşüncelerle ilgili olarak Trump'ın Netenyahu'ya '' Makul ol Bibi!'' dediğini gazetecilere dönük olarak sarf etmiş olduğu cümleler arasında geçirtiyor olması idi.
Bu konu CNN Türk olsun, Haber Global olsun ve ülkenin bir çok elit haber kanallarında yayınlanmakta olan tartışma programlarında sanki bizim adımıza övünülecek bir şeymiş gibi lanse ediliyor diye algılanılıyordu.
Evet, ülkemizin şanlı ordusu bugün dünyanın en süper ordularından biri ve gerçekten de şu an dünyadaki hiç bir ülke kolay kolay Türkiye'ye yan bile bakmaya kolay kolay tenezzül dahi edemez ( ALLAH'a sonsuz şükürler olsun). BU böyle olmamış olsaydı eğer Amerika+İsrail ikilisi çoktan İran'dan evvel ülkemize saldırırlardı şüphesiz. Ama bunu yapmayı göze alamıyorlar.
Evet göze alamıyorlar çünkü komşumuz İran'ın bile bir çok eksiğine rağmen her ikisini de kısa zamanda ne hallere getirdiğini hep beraber gördük. Kendi ülkesi içerisinde onca darbe almış olmasına rağmen İran ordusu her ikisine de beklemedikleri oranda çok büyük zayiatlar verdirtti.
Ama mesele bu değil. Mesele bahse konu olan cümleyi kullanmış olan Trump'ın bu sözlerinin içerisinde saklanmış olan gizli niyetlerini saklayabilmek için Cumhurbaşkanımızı övücü bir kaç söz söylemiş olması:
Erdoğan'a çok saygı duyuyorum. Harika bir ordusu var, gibilerinden...
Ülkemizde ise bu sözler ulusal haber kanallarının ve diğer kanalların da tartışma yayınlarında biraz yüz güldürten ve koltuk kabartan kabul edişlerle ele alınmaya çalışıldı.
Programlardaki katılımcılar genellikle bu paralelliklerde kendilerine tanınan konuşma sahaları içerisinde bu hususların altlarını vurgulayıcı cümlelerle çizmeye çalıştılar.
Ama oysaki Trump, her şeyiyle Netenyahu'nun yanındaydı ve ona ''Makul ol'' derken de bizden taraf olan bir tutumla bunları söylemiyordu.
Aslında diyordu ki Trump:
Tamam dostum, benim de hedefimde Türkiye muhakkak var ve en az senin kadar da hırslı ve kararlıyım bu konuda ama göz kaş yaparken göz çıkartmayalım şimdi. Önce daha küçük lokmaları halledelim. Onları hallettikten sonra nasıl olsa Türkiye'yi de ele alacağız.
Evet, kimlerinin allayıp pullamaya çalıştığı, kimilerinin sanki ülkemizden tarafmış gibi; ülkemize sempati duyuyormuş gibi lanse etmeye çalıştığı canavar tam olarak bunu söylüyordu Bibisine.
Kısaca Netenyahu ne ise Trump da odur.
Bunu akletmek de çok büyük fayda var.
Su uyur düşman uyumaz demiş atalarımız.
Uyumayalım, uyutmayalım lütfen.
Uyutmaya çalışanlara da aldanmayalım.
Eğer o zokkaları yutarsak, halimiz hiç iyi olmaz.
Saygılarımla





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.