Eminim bir çoğunuz hayatınızın belirli dönemlerinde diyet yapmışsınızdır. hatta diyetisyene bile gitmişsinizdir. tek farkımız siz belirli dönemlerde, ben ömrüm boyunca 😂
Hayatım boyunca hep kilolu biriydim, defalarca 30 ar kilo verdim ve geri aldım, vücudumu bir akordeon gibi kullanıyordum. 28 ver 30 al / 30 ver 35 al /18 ver 25 al, hayatım böyle geçti.
2014 yılında ülkemizde tüp mide ameliyatları yeni başlamıştı ve İstanbul da sadece iki hastanede yapılıyordu. televizyonlarda hemen hemen her hafta bu ameliyattan dolayı hayatını kaybedenleri izliyorduk ve annemin yorumu hep aynı oluyordu, 'zayıflamak uğruna ölüyorlar'.
Bir pazar gecesi, uykum kaçmıştı ve sabaha kadar pencerenin önünde kafamdaki her şeyi koyup kaldırmıştım. neden olmasın dedim ve pazartesi günü eşim ve kızımla konuşup salı günü doktoruma gitmiştim.
çevremde bu ameliyatı olan çok arkadaşım olmuştu, örneklerim gayet başarılıydı.
işin en zor kısmı annemi ikna etmekti, bu konudaki televizyonda çıkan olumsuz tüm haberler evde yasaklanmıştı.
annem de eşim de birlik olmuş beni vazgeçirmeye çalışıyorlardı, o dönemde 10 yaşında olan kızım 'karışmayın anneme 40 yaşında kadın ve ne istediğini biliyor' dedi ve evde konu kapandı.
ertesi sabah doktoruma gittim, gerekli işlemlere başlandı. bu ameliyat öncesi ciddi bir checkup tan geçmeniz ve psikolog onayınız gerekiyordu. (muhtemelen halen öyledir)
bir hafta içinde checkup işlemlerim tamamlandı, psikolog onayım alındı ve 2014 nisan ayının son haftası ameliyat günüm belirlendi. şimdi sıra bankadan gereken paranın kredisini almaktaydı.
o işlem de tamam olduktan sonra, sıra kalan günlerin tadını çıkarmaktaydı.
ameliyat tarihime 16 gün vardı, 16 gün boyunca yediğim menülerin, tatlıların, kebapların, sınırı ve sonu olmamıştı, her an çikolata yiyordum.
ameliyat sabahı 126 kilo ile ameliyata alınmıştım. koca bir dev gibiydim, boyun fıtığım tavan yapmış, hareket bile edemiyordum, bir sopa şeklinde hastaneye gitmiştim.
başarılı bir ameliyat sonrasında, prosedür gereği o geceyi yoğun bakımda geçirmiştim. akşam 9 gibi eşim yanıma alınmıştı, ben henüz narkoz etkisi ile, eşime 'çok acıktım burada bana yemek vermiyorlar bana döner ekmek getir' dediğimi ve eşimin bana baktığı bu ne saçmalıyor diyen korku dolu gözlerini hatırlıyorum.
yoğun bakımdaki normal prosedürler sonrasında ertesi sabah normal odama alındım, ve mükellef yemeğim geldi, tavuğun yanından geçerken ayağını soktuğu kaynamış su, bana tavuk suyuna çorba adı altında geldi. çorba bana bakıyor ben sıcak su olarak adlandırdığım çorbaya bakıyorum. ve bu çorbayı tatlı kaşığı ile ara vere vere içmem gerekiyor, bol su içmem gerekli ama yudum yudum.
hastanede kaldığım dört gün boyunca, gerekli tedavim tamamlandı, gerekli eğitimlerim verildi, beslenme düzenim için listelerim verildi, kullanmam gereken vitaminlerim, 10 günlük iğnem, reçetelerim ve taburcu edildim.
hayatım boyunca yaptığım tüm diyetlerde mutlaka kaçamaklarım olurdu. şimdi kaçamak şansım yoktu.
en ufak bir kaçamakta, sonuç belliydi, tek kare bir çikolata beni öldürmeye yeterliydi.
olayın psikolojik tarafı işte burada devreye giriyor. taburcu olduktan 10 gün sonra ilk kontrolünüze gittiğinizde tekrar psikolog kontrolünüz mecburi.
psikoloğun, hayat nasıl gidiyor diye sorusuna, profiterol süz dediğimi hatırlıyorum. yarım saatlik bir görüşme sonrasında, tekrar gelmenize gerek yok, diyen psikoloğum ile el sıkışıp çıkmıştım.
2. kontrolünüz bir ay sonra / 3. kontrol 3 ay sonra / 4. kontrol 6 ay sonra / ve son kontrol 1 sene sonra.
bu kontrollerin hepsinden olumlu sonuçlar ile çıkıyorsanız, artık yılda 1 kontroller ile devam ediyorsunuz.
olayın en zor kısmı ameliyat sonrasındaki ilk iki ay. bu iki ay zarfında listenizin dışına çıkarsanız tek kelime ile ölürsünüz.
zaman ilerledikçe, yiyecekleriniz de çeşitlenmeye başlıyor. gıdanız eskisi gibi olmadığı için saçlar dökülmeye başlıyor, bağırsaklar yavaşlıyor, bunlar için gerekli ilaç ve vitaminleri kullanıyorsunuz.
tabi ki kullanmanız gerekiyor, bazı arkadaşlarımın yaptığı gibi, eczaneden alıp masanızda biblo olarak tutmanız yeterli olmuyor. 😂
6. ayımda en çok sevdiğim yemek olan etli biber dolması yerken ki heyecanımı hatırlıyorum 😁, 1 adet dolmayı bitirememiştim, yarısını yiyebilmiştim sadece. geri kalan yarım ile uzun uzun bakışmıştık. vedalaşmak zor olmuştu kendisi ile.
18 ayın sonunda 52 kilo vermiştim.
kıyafetler artık değişmiş, kendine güven gelmiş, aynaya baktığımda gördüğüm şeyi beğenmeler başlamıştı.
fazla verilen kilolardan dolayı, derilerinizde sarkmalar olabiliyor, estetik ameliyatı olmak tercihinize bağlı.
hayatımda yaptığım en güzel şey kızımdı, hayatımda yaptığım en doğru şey de tüp mide ameliyatı olmaktı.
tüp mide ameliyatı oldum, artık hiç kilo almam ne istersem yerim diye bir şey yok. yediğiniz içtiğiniz ömür boyu kontrollü olmalı, bira kola soda asitli tüm içecekler hayatınızdan çıkmalı, alkol minimumda, tatlı dozajında olmalı. ( profiterol da bırakın 1 kg, yarım kilo bile fazla geliyor, en fazla iki top )
bu yazıyı yazmamın sebebi, bu ameliyat konusunda çok fazla fikrim soruluyor, kendi yaşadıklarımı az çok aktarmaya çalıştım. sonuç olarak bir narkoz alıyor ve ameliyat süreci yaşıyorsunuz.
eskisi gibi yemek yiyemediği için, mutsuz olanlara da şahit oluyoruz.
ameliyat sonrasındaki süreci, gerektiği gibi yaşayacağınıza inanıyorsanız, hayatınızın yeni düzenine tamam diyorsanız, bu ameliyatı olmanızda bir sakınca olmayacaktır.
tabi ki öncesinde gereken sağlık kontrolleriniz ve en önemlisi psikolog süreçlerinizi aksatmamanız şart.
doktorunuz onay vermiyor ise, merdiven altı yerlerde bu ameliyatı ASLA olmayın lütfen.



Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.