Bazı insanların hayatı yıllarla değil, geride bıraktıkları izlerle ölçülür. Isa da onlardan biriydi. Oğlumun ortaokuldan lise mezuniyetine kadar sınıf arkadaşıydı. Sarışın saçları, masmavi gözleri ve bitmek bilmeyen enerjisiyle girdiği her ortama canlılık katardı. Annesi hastanede hemşire, babası devlet memuruydu. Kendinden büyük bir ablası ve ağabeyi vardı. Boş vakitlerinde at biner, hayvanlarla ilgilenir, arkadaşlarıyla karaoke yapar, kahkahasıyla etrafındakileri güldürürdü. Yaramazdı ama kötü değildi; aksine, hayatı bütün renkleriyle yaşamaya çalışan sıcacık bir genç kızdı.
Oğlumla da güzel bir dostlukları vardı. Aralarındaki boy farkı sık sık şakalara konu olurdu. Isa ayağını kırdığında oğlum bazen onun bastonunu taşır, bazen de şaka olsun diye dolabın üzerine koyarak onu kızdırırdı. O günlerde kimsenin aklına, yıllar sonra bu anıların buruk bir tebessümle hatırlanacağı gelmezdi. Okul bittiğinde yolları ayrıldı. Oğlum Amsterdam’da eğitimine devam etti, Isa ise kendi yolunu aramaya başladı. Önünde koca bir hayat vardı; hayalleri, umutları ve henüz yazılmamış hikâyeleri…
Ne var ki bazen insanın kaderini uzun yıllar değil, birkaç saat belirleyebiliyor.
18 yaşına yeni basmıştı. Artık çocuk değil, kendi kararlarını veren bir yetişkin olmanın verdiği özgürlüğü tatmak istiyordu. Arkadaşlarıyla birlikte gittiği bir festivalde ilk kez XTC kullanmaya karar verdiler. Belki sadece meraktı, belki çevrenin etkisi, belki de “bana bir şey olmaz” duygusu… Hapın önce dörtte birini aldı. Etkisini hissetmediğini düşününce bir dörtte bir daha kullandı.
Saatler geçtikçe kendini kötü hissetmeye başladı. Çok susadığını söyledi ve peş peşe su içti. Bir süre sonra biraz toparlanınca her şeyin geçtiğini sandılar. Festival devam etti, ardından eve dönmek için trene bindiler.
Ama asıl tehlike henüz başlamıştı.
Eve vardığında babası kızındaki değişikliği fark etti. Isa, olanları saklamadı; XTC kullandığını dürüstçe anlattı. Doktorla iletişime geçildi, ardından hastaneye gidildi. İlk muayenelerde ciddi bir sorun görülmedi. Sorulara cevap verebiliyor, bilinci açık görünüyordu. Eve dönmelerine izin verildi.
Fakat bazen hayat, en sessiz anında en büyük fırtınayı saklar.
Eve geldikten kısa süre sonra Isa’nın bedeni aniden kasıldı. Nefesi durdu. Annesi vakit kaybetmeden suni teneffüse başladı. Sağlık ekipleri hızla olay yerine ulaştı, helikopter destekli müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
Üç gün boyunca yaşamla ölüm arasında ince bir çizgide kaldı.
Doktorların açıklaması yürek burkucuydu: XTC kullanımının ardından gelişen aşırı su tüketimi, vücudun dengesini bozmuş; su zehirlenmesi ve buna bağlı ağır organ yetmezliği gelişmişti. Böbrekleri fazla suyu atamamış, beyni ve diğer organları bu yükü kaldıramamıştı. Ve üç günün sonunda Isa, daha hayatının baharında gözlerini sonsuza dek kapadı.
Bu haber sadece kendi ailesini değil, bizim evimizi de derinden sarstı. Oğlum, çocukluğundan beri tanıdığı arkadaşını kaybetmenin acısını uzun süre içinde taşıdı. Onun ardından hep aynı cümleyi kurdu: “Isa kötü biri değildi. Sadece bir anlık yanlış karar verdi.”
Belki de bu hikâyenin en acı yanı tam da buydu. Bazen insanın bütün hayatını değiştiren şey kötü niyet değil, tek bir anlık yanılgı olabiliyor.
Isa’nın anne ve babası ise acılarını sessizce yaşamayı seçmedi. Kızlarının ardından gözyaşlarını, başkalarının çocuklarını koruyacak bir mücadeleye dönüştürdüler. Televizyon programlarına çıktılar, okullarda konuştular, gençlere uyuşturucunun yalnızca bağımlılık değil, beklenmedik ve ölümcül tıbbi sonuçlar da doğurabileceğini anlattılar. Aşırı susuzluk hissinin, bilinçsizce fazla su tüketmenin ve geciken müdahalenin nasıl ölümcül olabileceğini paylaşarak farkındalık oluşturmaya çalıştılar.
Aradan yıllar geçse de Isa’nın adı, ailesinin verdiği bu mücadelede yaşamaya devam ediyor.
Ben de onu her hatırladığımda şunu düşünüyorum: Belki de hayatın en acı gerçeği şudur: İnsan bazen yılların değil, yalnızca birkaç dakikanın içinde kaderini değiştirir. Isa artık aramızda değil. Onun hikâyesi bir istatistik değil; bir annenin evladına son kez sarılamayışı, bir babanın çaresiz bakışı, arkadaşlarının hiç dinmeyecek özlemi ve bir ailenin ömür boyu taşıyacağı tarifsiz bir acıdır.
Belki bir gün bu satırları okuyan bir genç, “Sadece bir kereden bir şey olmaz.” diye düşünürken durup yeniden karar verecek. Belki bir anne ya da baba, gördüğü bir belirtiyi ciddiye alıp zamanında yardım isteyecek. Belki de tam o anda bir hayat kurtulacak.
İşte o zaman Isa’nın hikâyesi, hüzünlü bir sonla bitmiş olmayacak.
Çünkü bazı insanlar bu dünyadan erken ayrılsalar da ardında öyle bir ışık bırakırlar ki, o ışık başkalarının yolunu aydınlatmaya devam eder. Ve belki de gerçek ölümsüzlük budur: Gittikten sonra bile, hiç tanımadığın insanların hayatına dokunabilmek.
Ruhun şad olsun Isa.
Senin adın artık sadece seni sevenlerin hafızasında değil; gençlere düşünmeleri için uzatılan bir uyarıda, anne babaların dualarında ve kurtulan her hayatta yaşamaya devam edecek. Bir anlık merak bir ömrü söndürebilir. Ama paylaşılan bir hikâye, sayısız ömrü kurtarabilir.



Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yüreğim sızladı mekanı cennet olsun ve kesinlikle ne kadar güzel yetiştiği vs değil bir dakikalık yanlış karar bütün bir hayatı mahvedebiliyor. Yüreğinize sağlık ♥️
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Amin… ve annesi babasının ondan sonra yapmış oldukları da çok vefalı bir duruş…. Çok teşekkür ederim Sevgi hocam🌹🙏🏻
👏👏👏 etkileyici ve çok gerçekçi. 👏👏👏👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Gerçek maalesef….
Ne kadar sarsıcı bir hikâye... Yazıyı okurken insanın aklına sürekli şu geliyor: Bir ömrün sonu bazen kötü bir insan olmaktan değil, kötü bir karardan gelebiliyor. En etkileyici tarafı ise ailenin yaşadığı tarifsiz acıyı başkalarının evlatları için bir farkındalık mücadelesine dönüştürmüş olması. Umarım bu yazı, "bir kereden bir şey olmaz" diye düşünen gençlerden en az birinin durup yeniden düşünmesine vesile olur. Kaleminize ve bu önemli paylaşımınıza sağlık.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
İşte bunu demek istedim… çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için🌻
Unuttum yazmayı ama önemli bir detay, İsa’nın kalbi ve akciğeri bağışlandı….