YazYorum
Eleştiri9 Tem 2026

Varoluşun Boktanlığından Bir Parça

Başkalarının dayatmalarıyla nefessiz kaldığın o berbat sayfayı kapatıp, tüm bedelleri göze alarak kendi hayatının tek yazarı olmaya hazır mısın?

Münferit Arıza|9 Temmuz 2026|3 dk okuma
205 görüntülenme|0 yorum

Hayatın bir noktasında, aslında farklı bir pencereden baktığında garipsediğin birkaç durumla karşılaşmak hiç de şaşırılacak bir durum değildi düne kadar.

Geçmiş; çığ gibi asla peşini bırakmayan bir pişmanlık ya da gurur dolu. Sen sadece bunun neresinde olmak istediğine ya da neresinde olman konusundaki dayatmalara karar verip ona göre kendini sorgulamaya başlıyorsun. Bir takım insanların, akrabaların veya ailenin söyledikleri ile hayatını şekillendirmek mecburiyetinde kalıyorsun, bununla büyüyorsun. Daha sonra bunu değiştirmek istiyorsun; karşına birisi çıkıyor, onun hayatına dahil oluyorsun, yavaş yavaş onu tanımak istiyorsun. Çok az bir problemin varmış gibi onun da hayatına ortak oluyorsun. Bu yükü kaldırmak istediğinden emin değilsin; sadece ailenin, akrabaların ve o bir takım insanların isteğine göre yaşamaktan o kadar sıkılmış oluyorsun, insanları hayatın boyunca o kadar takmak zorunda kalıyorsun ki boğuluyorsun. Bu hayattan da çekmek ya da taşımak zorunda kaldığın o aptal saptal yüklerden de o kadar bıktın ki artık kendin olmak, bir kere bile insanları takmadan bir karar vermek istiyorsun. Ama buna o kadar alışmışsın ki yapmayı bırak, cesaret dahi edemiyorsun. Denediğine inanıyorsun, oysa yolun başında vazgeçmiş oluyorsun. Bir de o tanımaya çalıştığın insan senin hayatını düzelteceğine, aksine daha da bok etmek için çabalamaya başladığında; asla bir hayatın olmayacağını ve bütün bu çabalarının, içinde kalan o son umut kırıntılarının da kendini bilmez birisi tarafından çiğnendiğini gördüğünde "Bitti," diyorsun.

Aslında biten tek şey bir sayfa. Hayatta en güzel şeyler hep bir tesadüf ile başlar derlerdi, sanırım artık bu teze inanmaya başlıyorum. Ansızın gelen bir mesaj, beklenmedik bir hediye, berbat geçen günün ardından gelen ve tebessüm ettiren bir söz... Tabii bunlara alışkın değilsin. Hayatını hep ona buna göre yönlendirdiğin ve kendi kararlarını asla "O ne diyecek?", "Bu yanlış anlar", "Ya biri görürse?" perspektifinden çıkmadan alamadığın için; bunların senin için çok fazla olduğunu ve hak etmediğini düşünmekten başka bir şey kalmıyor gibi gelecek. Bu tesadüfen tanıştığın insanın fikirleri, duyguları, düşünceleri senin için pek bir önemi olmayacak; çünkü kendini zararlı birisi olarak gördüğün için bu insan ne derse desin savunma mekanizmaların devreye girecek.

"Ben kötü biriyim, sana zarar veririm, beni tanımıyorsun."

Çok klişe ama bir o kadar da çok fazla kullanılan birkaç cümleden sadece birkaçı. Peki sen o kişiyi tanıyor musun?

Sahi kim o tesadüflerden ibaret, bir anda tanıştığın kişi? Çok basit bir soru; bu kişi hakkında 5 cümle kur desem ne diyebilirsin? Klişelerden farksız olarak ne kadar tanıyabilirsin? Belki geçmişte yaptığı hatalar peşini bırakmıyordur. Belki çok tehlikeli bir hayatı vardır.

Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil elbet. Ama hayat benim hayatım! Evime dahi almayacağım insanların hayatımı yönlendirmesine artık izin veremem!

Sonu ne olursa olsun, ne bedel ödeyeceksem ödemeye razıyım. Bir yolu vardır, halledilir. Anlatamadığım o kadar çok şey var ki Seb. Vereceğin tepkilerden korkuyorum. Sen de beni yazdığım kadar biliyorsun be Seb. Ama korkma, ben buradayım ve sen istediğin müddetçe de olacağım. Bunun güvenini nasıl sağlarım emin değilim ama beni az çok tanıyan birisi var, ortak tanıdığımız bir insan, ona sorabilirsin.

Neyse, Pandora'nın kutusunu daha fazla kurcalamayalım. Efsaneler her zaman gerçek değildir; o kutu açıldığında dünyaya mutsuzluk ve umutsuzluk yayılmayacak, aksine birçok yanlış anlaşılmanın önüne geçilecek. Ama tabii, her şey zamanla.

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar