Yontulan taşta
Kalan Pervane “Kadın”
Neydim , kurumuş kanın altında
Kendini görememenin huzursuzluğu
Bilememenin okursuzluğu
Üzerimdeki kabuğu aldın ben kaldım
Ağırdım, taşımayı seçen omuzların homurtusuna
Durdum, oysa yürüyordum kimdi beni taşımaya çalışan
Bekledim, arkama baktım gelende yoktu
Kalmış olmanın verdiği eksiklik
Tam karışmayana giden bu düzenli yok
İklimler tedavülden kalkmış
Objeler karşıma yükseliyor
Yeritimi gök
Söz yitimi hislerim gitse uçmasını bilmediği yerlere
Helyum kuraklığında kabuğum
Kavgaların yakıtı
Yemeğin ateşi
Guruldayan midelerde
Anlara saray savrulan bençekimim
Dna senden önce müebbet yemiş
Buna hava muhalefeti deme!
Kadın içiriyorum ona
Kendini yakıyor oksijenin içindeki hidrojen
Sarhoş ağıtlar yükseliyorken biz dumanla anlaşan kabileler
Savaşların ortasında öfkemizle sevişen beyzadeler içinden
Alnımın orta yerine taç giyinen sultanların suratlarına
Kadın kusuyorum;
İnce belli, savruk dudaklı soruların hayaline kış; çıplak ağaçların uzuvlarında arzulara
Kadın tutuyorum ışığın vücudumu emen yerine
Taze karanlığım ses susuyor, olmamış hayal
Uykuya yatan yerime ben koyuyorum yatıyoruz koyun koyuna
Kan tutuyor damarlarımı kar sularına uzatsam
Bu titremeyi tarif edemem de
Beni kadına karışabilirim
Aşkı tarif edemem de kadını gösterebilirdim
Tarif edemem de ağzımı o musluğa dayayıp
Gündelik terlerimi
Akıtabilirdim
Dudaklarım içine kıvrıldı pervanenin
Konuşurken hallerim tüy dökerek kelimeleri
Parçalandı
Zaman denen dişlilerin arasında döndükçe
Unutmayı!
Bilirdim.
Elif Altıntaş


Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.