YazYorum
Edebiyat14 Tem 2026

2 Yeni Yazar

Yazar tüketen yayınevlerine kalıcı ve aktif şartlar koşulup yazar dünyası canlandırılabilir.

Sefer Eroğlu|14 Temmuz 2026|4 dk okuma
104 görüntülenme|2 yorum

35 yıldır şiir yazan ve son 6-7 yıldır da edebiyat yürüşünü roman yazarlığı alanında sürdüren bir yazar adayı insan olarak özellikle şu son bir yılda tamamlamış olduğum Pembe Atkı romanımın birinci kitabı Kurt Kapanını yayınlayabilme girişimleri doğrultusunda muhatap olmuş olduğum en az 120 yayınevi ile ilgili olarak edinmiş olduğum tecrübelerimden bu sonucu çıkartıyorum:

Ülkedeki bütün yayınevlerini bağlayacak şekilde tüm yayınevlerine yönelik olarak ivedilikle yılda en az 2 yeni yazar adayının ( daha önce hiç profesyonel anlamda eseri yayınlanmamış olarak ) eserini yayınlama zorunluluğu getirilmeli ve bu kurala uymayanların faaliyetleri kısıtlanıp ( ülke içi ve dışındaki fuarlara 6 aydan başlayıp 3 yıla çıkacak kadar katılamama durumu gibi), müeyyideler uygulanmalı ( Çok ciddi para cezaları ). Futbol dünyasındaki 10+4 yabancı kuralındaki +4 kısmında olduğu gibi ( 20-23 yaş arası genç futbolcu olma zorunluluğu )

Evet bence bu kesinlikle hayata geçirilmeli ve hiç bir şekilde taviz verilmeden ivedilikle uygulamaya koyulmalı.

Bunun uygulandığını düşünürsek ve ülkede en az 120 yayınevi olduğunu hesap edersek, en az 240 bağımsız yazar arkadaşımızın eserinin değişik isimlerdeki yayınevleri tarafından yayımlanacağı ve okuyucularına ulaşılacağı gerçeği ortaya çıkar. Ve bu durum henüz daha organize olamamış olsak bile biz bağımsız yazarlar için çok büyük kazanımlar elde edilmiş olarak hesaba katılmaya değer bir durum olacaktır.

Bu öneriyi getiriyorum, niye?

Son bir yıldır neredeyse ülkedeki bütün kalburüstü yayınevleri ile iletişim halindeyim ve yürümüş olduğum bu bir yıllık yolda sahanın röntgenini şu şekilde çektim:

1-) Saha neredeyse tam manasıyla sağ ve sol olarak ikiye bölünmüş ( şu anda ülkenin siyasi görünümü gibi).

a-) Sol cenahın oluşturduğu büyük yayınevleri kitap basımını para karşılığında yapmadıklarını söylüyorlar ama tam anlamıyla onlardan olmadığınızı sezerlerse ( eserinizi inceleyerek ) sizi kesinlikle kapı eşiğinden dahi içeriye almıyorlar. İlginize teşekkür ediyorlar ve anlatım dilinizin onların yayın politikasına uymadığını vurgulayarak sizi nazikçe kapı dışarı ediyorlar.

b-) Sağ cenahta ise durum biraz daha farklı. Aynı dili konuştuğunuzu fark etseler bile sizi değişik bahanelerle kabul etmiyorlar. Mesela bu bahanelerden biri Elon Musk a kafa tutmak olabilir🤣🤣 Belki de adamlar korkuyor olabilir...

c-) Sağ ya da sol olup olmadığını anlayamadığın kalburüstü büyükyayınevlerinin bazıları da ya en başından itibaren sana tüm kapılarını tümüyle kapatıyor ya da başlangıçta saygılı, ilgili ve canayakın davransalar bile her şey senden eseri alana kadar oluyor. Sen eseri onlara gönderdiğin andan itibaren ne kadar süre geçerse geçsin sana asla dönüş yapmıyorlar, temas kurmuyorlar ve senin iletişim çabalarına hiç bir şekilde karşılık vermiyorlar ( Telefonla arıyorsun bakan yok, instagramdan Linkedinden yazıyorsun kesinlikle yanıt alamıyorsun ). Ve diyorsun ki acaba eser hırsızlığı mı yapıyorlar? Boylarına poslarına, çaplarına potansiyellerine bakıyorsun ve kendince diyorsun ki " Böyle bir şeye ihtiyaçları yok ". E o zaman dertleri ne? Muhtemelen bıktırma politikası uyguluyorlar ve " Kapıyı çalar çalar gider " diye kabul edip, tüm ekip boyunca gıklarını çıkartmamaya özen göstererek senin pes edip gitmeni bekliyorlar.

Yine bazıları da senin eserinin kalitesini görüp teşhis etmelerine rağmen eserini karalayıcı söylemlerle seni yıldırarak, satış potansiyeli keşfedemedikleri için seninle herhangi bir yola çıkma riskini yüklenmek istemiyorlar.

Sonuçta ister sağ, ister sol ve ister orta yoldan yürüyen olsun bütün yayınevlerinin ortak özelliği hepsinin de burnu kalkık, kişilere üsten bakıyorlar ve sana en ufak bir değer atfetmiyorlar. Yani sen her şekilde onların karşısında bir kaç sıfır yenik başlıyorsun müsabakaya.

Başka bir ortak mevzu da şu; hepsinin belli bir yazar kadrosu var. Kiminde 50, kiminde 60, kiminde 80 kadar. Bu anlamda algıları şu: Benim kadrom bana yeter, başka kişilere gerek yok...

Böyle bir ortamda yeni bir yazar adayı olarak bırak amuda kalkmayı, ne yaparsan yap bu camiada kendini kabul ettirebilip herhangi bir tanesinde kitabını bastırabilme imkanın milyarda bir bile değil...

Hee para isteyip eserini basarım diyenler var; 15 bin, 30 bin, 60 bin, 110 bin, 300 bin gibi... Bu arkadaşların derdi zaten para, başka bir şey değil... Haklarını yemeyeyim içlerinde canla başla mücadele edip hakkını verenler de vardır ama onlar da bir elin parmakları kadar az sayıda.

Bu proje, bu görüş, bu arzu ya da bu teklif neyi getiriyor;

Öncelikle maça bir kaç sıfır yenik başlamanın önüne geçiyor. Sonra sana küçümseyici bakışlarını kökten ortadan kaldırıyor ve sen onların neredeyse velinimeti oluyorsun.

Bükük olan boynun doğruluyor ve seni artık hor göremeyeceklerini fark edip daha bir boynu dik durabileceğinin farkına varıyorsun.

Her yazar adayı onlar için altın değerinde oluyor ve gerçek edebiyat hikayeleri artık hakkını bulmuş olarak okuyucuya kavuşmuş oluyor.

Tam bir deliyim ben☺️ ve belkide bu yazıyla kendi ayağıma sıkıyorum, bunu biliyorum. Amaaannnn boşver beee bugüne kadar onlar mı vardı ki hayatımda. 40 yıldır yazıyorum...

Bir kuyuya bir taş atayım dedim, hepsi bu...

Kim dinler, kim kaale alır bilemem ama kısa vadede hayat suyu olabilecek çözüm bence bu.

Kibir yok olursa her şey mümkün olur. Kibir yok olmazsa hiç bir şey mümkün olmaz.

Yeni bir dünya için bir şeylerin değişmesi lazım, bunun için bir kurban aranacaksa o da benim🤣🤣🤣

Saygılarımla

Tartışma

Yorumlar

2 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Selin Gezeroglu|

sizi tebrik ediyorum, o kadar güzel ifade etmişsiniz ki. insanların egoları, yeni kabiliyetler ile ilgilenmelerine engel oluyor. Markadan başka giyinmem diyenler gibi, tanınmış isimden başkası ile çalışmam mantığı.

Yanıt yaz

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Sefer Eroğlu|

Teşekkür ederim. Bana göre Türk Edebiyatı can çekişiyor. Bu durumdan sıyrılabilmenin tek yolu bu... Burada o kadar şahane insanlar, üstatlar tanıdım ki; O yayınevlerinin bu cevherlerden habersiz olmuş olması kabul edilemez. O yüzden bu düzen böyle gitmesin artık diyorum...

Devam et

Benzer yazılar