
MASMAVİ
Güneşin alaşağı ettiği bir gecede sevdim seni.
Karanlık, göğün bütün kapılarını kapattığında.
Ben içimdeki son kandili söndürmüş,
Sabahın adını bile unutmuştum.
Tam da o vakit,
ışıl ışıl uzak bir mavi sızdı geceme.
Sen geldin,
Ayın unuttuğu, yıldızların sustuğu,
Bulutların zemheri kustuğu,
Kalbimin kendine küstüğü yerden.
Birdenbire göğün rengi değişti.
Sanki gece gözlerine bakınca
Kendi karanlığından utanmış,
Sıcak gülümsemenden şuh almıştı.
Sonra ellerin.
Sonra boynumda gezinen nefesin.
Sonra göğsümde uykuya yenilen başın.
Bakışın, utanışın, gözünde tüten ışık...
Sabaha kadar,
Mavinin siyaha karışması gibi,
Karıştık birbirimize.
Perdeler gecenin koynunda ağır ağır sallandı.
Ayakkabılar kapının yanında,
Saat masanın üzerinde,
Şehiiiir,
Şehir uykunun en derin yerinde.
Ellerim mabedinde,
Ben en derininde...
Yaklaşırken o tarifsiz alevin sıcağına,
Gölgelerimizin bile nefesi kesik...
Sabah,
pencerenin camına alnını dayayıp bizi izledi.
Birbirimizin teninde gecenin bütün saatlerini erittik.
Sonra sustuk...
Öyle bir sustuk ki duvarlarda kalan seslerimiz
Bizden sonra yaşamaya devam etti.
Sen, içinde yarım bir veda taşıyan başını göğsüme koydun.
Nabzın, içinde acele eden minik bir serçe gibi çırpınıyordu.
Hissediyordum.
Sanki bu gece bir daha yaşanmayacak,
Gölgelerimiz duvarda yaşlanmayacaktı.
Son kez kokunu içime çektim.
Son kez boynunun kıyısında uyuyan o sıcaklığı avuçlarımda sakladım.
Sabah olduğunda güneş yine doğdu.
Ama sen, güneşten önce gittin.
Kapı kapandı.
Bir ses.
Çıt.
Hepsi bu...
Bir ömrü ikiye bölmeye yalnızca bir kapının cılız sesi yetiyor.
O günden sonra odada kalan ne varsa
Seni benden daha sadık hatırladı.
Yastık,
gecenin senden arta kalan tarafında.
Çarşaf,
tenimizin hafızasında.
Perde,
son sabahın ışığını hâlâ taşıyan yorgun bir gökyüzü.
Ve duvarlar...
Ah, o duvarlar.
Benden önce seni hatırlıyorlar.
Her gece
aynı kapı kapanıyor içimde.
Her sabah
aynı mavi eksiliyor gökyüzünden.
Ben seni bir gecede kaybetmedim.
Aslında her sabah bizi,
Ayrılık yolundaki ip'e dizdi.
Bir kokuda,
bir şarkıda,
bir yağmurda,
bir yabancının saçlarında.
Ve en çok daaa,
Sana benzeyen bir suyun hafızasında.
Ben susuyorum.
Sen susuyorsun.
Aramızda
bir zamanlar sabaha kadar konuşan
iki gölgenin külü kalıyor.
Gitmeliyim.
Bu kez kapıyı ben kapatacağım.
Sen içeride kalacaksın.
Ben dışarıda.
Güneş penceremden ılık ılık akacak,
yeni bir “Gün”,
perdemin “tülünde” doğacak.
Ve gökyüzü,
ilk defa ikimizin olmadığı bir sabaha
masmavi doğacak.



Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Birisi için aşk doğar, çekip giden içinse yalnızca bir ten kalır. Biri yüreğini bırakır ardında, diğeri ardına bile bakmadan gider……
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
👏👏👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Kaleminize sağlık ne güzel hissettiren bir şiir 🌼🌼
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Hocam yazdıklarınızla ilham veriyorsunuz…👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.