YazYorum
Deneme28 Ağu 2026

Babaocağı

Ait olduğun toprakların sesini dinlemek vaktidir şimdi

Sefer Eroğlu|28 Ağustos 2026|3 dk okuma
232 görüntülenme|0 yorum

Fındık toplamak sadece yorucu ve yıpratıcı bir süreç midir sadece?

Günlerce çabalarsın, uğraşırsın, boğuşursun kalın kalın ağaçlarla ama işin özünü anlamak noktasında ayrıntıların çok hükmü var.

Üniversite sınavını kazandığım zamanlardan bir gün de ya da üniversiteyi yeni bitirdiğim vakitlerin günlerinin bir tanesinin içerisinde babama şöyle demiştim gayriihtiyari şekilde:

  • Bundan sonra artık fındığa kolay kolay gelmem baba

Neye dayararak böyle söylemiştim, niçin o cümleyi kurmuştum bilmiyorum ama o sıralarda üniversite masraflarım adına bana sponsorluk yapan rahmetli amcamın da ( Allah rahmet eylesin ) gaza getirici konuşmalarının rüzgarına kapılıp böylesi CAHİLCE bir sözü çıkartmıştım ağzımdan ne yazık ki.

O sözümden sonra babamın canının sıkıldığını ve " Gelmezsen gelme lan, defol git " minvalinde bir söz söylediğini hatırlıyorum ki son derece haklı olan babamın yerinde ben olsam belki de en az bu kadar bir tepki verirdim muhakkak.

Adam mı oldun yani?

Ünivertsiteyi kazandın ya da bitirdin diye adam mı olunuyor?

Oysaki fındık döşürmek, tüm zahmetlerinin dışında aile bağlarının güçlendiği, herkesin yükün altına ellerini sokup birlik ve beraberliklerini güçlendirdiği ve tümünden öte babaocağına, ana kucağına koşa koşa kavuştuğun bir vuslat zamanıdır daha çok.

Yani fındık, sadece fındık olmanın ötesinde çok büyük anlam ve ehemmiyetler taşıyan önemli bir öznedir hayatlarımızda.

Ve tam o sözün üzerinden 22-27 yıl sonra yine aynı topraklardayım:

Babaocağı!

Halalarımın hepsinin rahmetli olduğu, Yaşar amcam ve İsmail amcamın rahmetli oldukları ve dedemin evlatlarından sadece babam ve Şükrü amcamın hayatta kaldıkları bir vaktin içerisinde.

Mezarlarına gittim geçenlerde, gözyaşları içerisinde hepsi ile konuşup hepsi ile hasret giderdim. Ve beni affetmesi için RABBİM e dua etmelerini istedim benim için hepsinden, ederler mi bilmem.

Bu dünyanın günahkar insanlarından biri olarak zaman zaman verdiği ilahi sözü unutup nefsine eşir düşüp şirazesini şaşıran vasıfsız bir kul olarak, aslında hiçin de hiçi olduğumu unuttuğum anların pişmanlığı ile yanıyorum böyle zaman zaman.

Ve görüyorum ki ben çok büyük bir nankörüm...

Evet, ne yazık ki bu böyle.

45 buçuk 46 yaşlarımda bugün memleketim Trabzonun havasını ciğerlerime çekip, beni çoktan affetmiş annem ve babamla ata toprakları üzerinde çaylarımızı yudumlarken böylesi bir gizli hüzün çoraklandı birden yüreğime.

Ve yazdım, yazıyorum...

Annemin, babamın yanında olmak bambaşka bir mutluluk.

Tamı tamına 20 gün süren fındık döşürme/toplama zamanından sonra her tarafım ağırıyor ama ben asla bunlardan şikayetçi değilim.

Bu mutluluğu, bu huzuru başka bir yerde bulmak imkansız.

21 yıldır gurbetin kucağında Anamdan babamdan ayrı olmanın intikamını alır gibiyim ama bununla birlikte söylediğim o sözün hüznüyle doluyorum aynı zamanda.

Duygusallığımdan mıdır bilmem ama tavsiyem benim gibi gaza gelip nankörlük ürünü cümlelerini ağzınızdan savurup sizi sevenlerin kalbini kırmayın asla.

Sonra hayat boyu yakanızı bırakmayacak bir vicdan azabı takılır yakanıza.

Başkaları için hiç de önemli olmayan basit bir ayrıntı olabilir belki ama seni senden daha çok kim bilebilir ki?

Yıllarca kahrını çekip seni okutmaya çalışan annene ya da babana olmayacak nankörce bir söz söylüyorsun...

Ben pişmanım.

Siz yapmayın.

Saygılarımla


Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar