YazYorum
Psikoloji28 Nis 2026

ÇOCUKLUKTA SUÇA NEDEN OLAN FAKTÖRLER

Alanyazın taraması ve araştırma raporu

Ali Ramazan Kırıkparmak|28 Nisan 2026|7 dk okuma
130 görüntülenme|12 beğeni|0 yorum

Çocuklukta Suça Neden Olan Faktörler


Giriş
Dünyanın çoğu ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de 18 yaşın altında olan her birey çocuk olarak kabul edilmektedir. Bu duruma göre “çocuk suçluluğu” kavramı hem çocukluk dönemi hem de ergenlik döneminde olan bireyleri kapsamaktadır (Korkmaz ve Erden , 2010). Yapılan araştırmalara göre (Topçuoğlu, 2014) ikinci dünya savaşı sonrasında Avrupa’nın birçok ülkesinde, 18 yaşın altındaki bireylerde artan suç davranışları günümüze kadar artmaya devam ederek önemli bir problem haline gelmiştir. Türkiye’deki istatistikler de aynı problemin ülkemizde de olduğunu göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2018 yılına göre %5,8 oranında artarak 511 bin 247 olmuştur ve bu verilerin büyük çoğunluğunu %65,4’lük gibi büyük bir oranla oğlan çocukları oluşturmuştur (Türkiye İstatistik Kurumu, 2020). Bu veriler Grafik 1’de gösterilmiştir. Çocukluk döneminde işlenen suçların artması, bu konunun ivedilikle incelenmesi gerektirdiğini açık bir şekilde göstermektedir. Bu çalışmada çocukları suça sürükleyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda çocuk suçluluğunun nedenleri incelenmeden önce “çocuk suçluluğu” kavramını incelemek yerinde olacaktır. Çocuk suçluluğu, 18 yaşından küçük bireylerin Türk Ceza Kanunu’na göre suç teşkil eden eylemleri işlemeleri, hukuki normları ihlal etmeleri veya kanuna karşı çıkmaları olarak tanımlanmıştır (Bülbül ve Doğan, 2016).


Gelişme

Bireysel Faktörler

Çocukları suça iten faktörlerin başında bireysel nedenler gelmektedir. Ergen çocuklarda hızlı fiziksel, bilişsel ve psikososyal gelişimleriyle birlikte, stresle başa çıkabilme ve sosyal problem çözme yeteneklerini yeterince kullanamadıkları için, strese ve istenmeyen durumlara karşı tehlikeli ve saldırgan davranışlar gösterme ve risk alma eğilimleri diğer dönemlere göre daha fazladır (Baysan Arabacı ve Taş, 2017). Anlatılması gereken bir diğer bireysel özellik psikolojik veya fiziksel rahatsızlıklardır. Bu tür rahatsızlıklar doğuştan gelmiş olabilir veya sonradan oluşmuş olabilir. Çocukların bedensel kusurları veya anormallikleri tutum ve davranışı önemli bir şekilde etkilemektedir. Bu durumda, çocuklarda kompleks ve anti-sosyal davranışlar gözlemlenebilir (Top, 2010). Bu eğilimler ve özellikler dışında alanyazında çocuk suçluluğunun bireysel nedenleri arasında cinsiyet, zeka, madde ve alkol kullanımı, psikolojik durumu ve çocuğun çalışma durumu gibi birçok faktör vurgulanmaktadır (Korkmaz ve Erden , 2010). Ancak bu özellikler ve eğilimler çocuklukta suç nedenlerini açıklamak için yeterli değildir. Genellikle bir suç davranışında birden fazla neden birleşmiş bir halde ortaya çıkar. Bireysel faktörler daha sonra anlatılacak olan çevresel faktörlere kıyasla daha önemsiz gibi gözükebilir. Ancak çocukları suça sürükleyen nedenler bağlamında bu özelliklerin incelenmesi, çocukları suçlardan korumaya yönelik programların oluşturulmasında oldukça önemli olacaktır.

Çevresel Faktörler

Çocuğu suça sürükleyen nedenler kapsamında incelenmesi gereken bir diğer faktör ise çevresel faktörlerdir. Çevresel faktörlerin bir alt kategorisi olarak değerlendirebileceğimiz ailesel faktörler, çocuk suçluluğunu etkileyen en önemli faktörlerdir (Top, 2010). Toplumun en küçük yapı birimi olarak isimlendirebileceğimiz aile, çocuğu her alanda doğrudan doğruya etkilemektedir. Ebeveyn ve çocuklar arasındaki ilişkinin çeşitli boyutları çocuğun suç davranışı gösterme eğilimi üzerinde önemli derecede etkisi vardır. Yapılan bir araştırmaya göre (Trautmann-Villalba, Gerhold, Laucht, ve Schmidt, 2004) genç yaşta anne olan bireyler çocuklarıyla olan ilişkilerinde daha yetersiz ve olumsuz bir yaklaşım içerisinde bulunmaktadırlar. Çocukla geliştirilen ilişkilerin sağlıksız bir halde olması çocuğun hissettiği ailesel sosyal desteği azaltabilir. Yapılan başka bir araştırmaya göre (Korkmaz ve Erden , 2010), destekleyici aile desteği algısı yüksek olan çocuklarda alkol alma, hırsızlık yapma veya başkalarının malına zarar verme gibi tehlikeli ve saldırgan davranışlar gösterme olasılığının düşük olduğu bulunmuştur. Ailedeki disiplin anlayışının da çocuk suçluluğu nedenleri arasında gösterilmesi söz konusudur. Ebeveynler çocukları disipline edebilmek için cezalar vermekte hatta şiddet gösterebilmektedir. Çocuklara verilecek cezaların eğitici olması gerekmektedir. Ancak bu cezaların şiddet içermesi ve aşırı baskıcı bir şekilde uygulanması sonucunda çocuklar şiddet davranışını normal bir şekilde görmeye başlamaktadır (Şahinli, 2018). Bunun yanı sıra yapılan başka bir araştırmaya göre gözetimin ve kontrolün yüksek olduğu ebeveynlerin çocuklarında suçlu davranış görülme ihtimali daha düşüktür (Korkmaz ve Erden , 2010). Bu araştırmadaki kontrol ve gözetimi disiplin anlayışı içerisinde görmek mümkündür. Ancak kontrol ve gözetim şiddet içermemeli ve aşırı baskıcı bir şekilde olmaması gerekir. Aksi takdirde bu ailelerdeki çocukların suç davranışı gösterme ihtimalleri artmaktadır. Ebeveyn çocuk ilişkisi dışında çocuğu etkileyen başka ailesel faktörler de vardır. Anne ve babanın bireysel özellikleri çocuğun gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Çünkü çocuk, ebeveynlerini rol model olarak alır ve özdeşleşme, pekiştirme ve öğrenme yoluyla kendi kişiliğini ve kimliğini geliştirir (Bülbül ve Doğan, 2016). Ebeveynlerin suç davranışı gösteriyor olmaları, alkol veya madde kullanıyor olmaları, işsizlik sorunu yaşıyor olmaları ve kötü bir ahlaki yapıya sahip olmaları çocuğun suça sürüklenme ihtimalini oldukça arttırır. Alanyazında, bu sebepler dışında anne veya babanın birinin olmaması, anne veya babanın birinin psikolojik sorunlara sahip olması, boşanma, ebeveynlerin düşük eğitim düzeyi, sık sık çevre değiştirme ve düşük sosyoekonomik koşullar gibi nedenler de çocuğu suça sürükleyen önemli nedenler olarak görülmektedir (Top, 2010; Baysan Arabacı ve Taş, 2017; Korkmaz ve Erden , 2010) Çocuğun aileden sonraki en büyük ve sosyal çevresi, arkadaş çevresi ve akran grubudur. Çocuk, arkadaş ve akran grubuna dahil olmasıyla kabul edilme ve aidiyet duygusunu yaşayabilmektedir. Arkadaş grubuna dahil olan ve suç davranışları sergileyen bir çocuk diğer arkadaşlarını da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Akran etkisiyle birlikte çocuklar bir gruba ait olabilmek ve kabul edilmek için suç davranışı sergileyebilmektedir (Tekgöz Obuz, 2019). Özellikle akranların bir araya gelerek suç davranışları sergiledikleri bir çete oluşturduklarını görmemiz mümkündür. Normal şartlarda, yalnız başınayken suç davranışı göstermeyecek çocuklar akran grubuyla birlikte suç davranışlarını gösterme olasılıkları oldukça fazladır. Alanyazında bu tür davranışlara “suç ortaklığı” ismi verilmektedir (Top, 2010). Bütün bunların yanında suç davranışı gösteren arkadaş ve akran gruplarının, çocukları okuldan uzaklaştırabileceği görülmüştür. 2007 yılında yapılan bir araştırmaya göre (Gültekin Akduman, Akduman, ve Cantürk) çocukların okuldan uzaklaşması, çocukların başarısını, gelişimini ve psikolojik durumunu olumsuz olarak etkilemektedir ve çocukların suç işleme ihtimallini arttırmaktadır. Çocuk suçluluğuna neden olabilecek bir diğer faktör ise sosyal medya, medya ve kitle iletişim araçlarıdır. Şiddet içerikli yayınlar, filmler, diziler, oyunlar ve müzikler çocuğu suça iten faktörler arasında ele alınabilir. Sürekli şiddete şahit olan çocuklar, bu şiddet sanal dünyada olsa dahi, şiddeti normalleştirmektedir. Bununla birlikte bu çocuklar problemlerini çözebilmek için saldırgan davranışlara ve şiddete kolaylıkla başvurabilmektedirler (Gökgöz, 2020). Alanyazında suça sürüklenmiş çocukların önemli bir çoğunluğunda, sanal dünyadaki şiddete şahit oldukları, cinayet ve savaş konulu filmlerden hoşlandıkları ve şiddet içeren oyunları sevdikleri konusunda fikir birliği vardır (Top, 2010; Korkmaz ve Erden , 2010; Tekgöz Obuz, 2019; Gökgöz, 2020). Çocuk suçluluğunda etkili olan bir diğer faktör göçtür. Göçle başka bir yere taşınan bireyler uyum problemleriyle birlikte psikolojik sorunlar yaşayabilmektedirler. Bu durum çocuklar için de geçerlidir. Bir çocuk için yaşadığı yeri, okulunu ve arkadaşlarını bırakıp başka bir şehre gitmek pek de kolay olmayabilir. Göçün getirdiği uyum problemleri ve psikolojik sorunlar çocuğu suç işleme davranışına itebilir. 2007 yılında Ankara’da yapılan bir çalışmada (Gültekin Akduman, Akduman, ve Cantürk), suç işleyen ergenlerin %97,4’lük gibi büyük bir çoğunluğunun, göç ile Ankara’ya gelmiş olan ergenlerden oluştuğu gözlemlenmiştir. 2012 yılında Adana’da yapılan araştırmada (Gönültaş ve Hilal) ise suç işleyen çocukların %55,8’i göç ile Adana’ya gelmiş olan çocuklar olduğu bulunmuştur. Bu iki araştırmadan hareketle, göçün çocuklar üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini ve çocukların suç davranışı göstermesinde önemli bir rol oynayabileceğini söylememiz mümkündür.

Sonuç

İstatistiklere göre çocuk suçluluğu her yıl daha fazla artarak devam etmektedir. Çocuklar gelecektir. Çocukların suça itilmesinin önüne geçebilmek ve suça sürüklenmiş çocukların topluma kazandırılabilmesi için yeni çalışmalarla birlikte çözümler üretilmelidir ve bu çözümlerin bir an önce uygulanması oldukça önemlidir. Çocukların suç itilmesinin engellenebilmesi için öncelikli olarak çocuk suçluluğuna neden olan faktörlerin incelenmesi gerekmektedir. Çocukların suç davranışı göstermesinde kesin olarak tek bir faktörün sebep olduğunu söylemek mümkün değildir. Çoğunlukla, çocukların suça itilmesinde birden fazla faktör rol oynamaktadır. Bu sebepten dolayı, bu konuyla ilgili çözümler ve projeler üretilirken olaya tek boyutlu bakmak yerine, çok boyutlu bakmanın daha sağlıklı sonuçlar doğuracağı düşünülmektedir.


Kaynakça


Baysan Arabacı, L., & Taş, G. (2017). Çocuklarda Suça Sürükleyen Faktörler, Ruhsal Problemler ve Hemşirelik Bakımı. Psikiyatri Hemşireliği Dergisi, 8(2), 110-117. Bülbül, S., & Doğan, S. (2016). Suça sürüklenen çocukların durumu ve çözüm önerileri. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 31-36. Gökgöz, M. (2020). Şiddetin Medyatikleştirilmesinin Suç İşlenme Şekilleri Üzerine Etkisi. Çorum: Hitit Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi. Gönültaş, B. M., & Hilal , A. (2012). Çocuk Suçluluğunda Göç Faktörü: Adana Örneği. Adli Tıp Dergisi, 26 (3), 156-164. Gültekin Akduman, G., Akduman, B., & Cantürk, G. (2007). Ergen suçluluğunda bazı kitlesel ve ailesel özelliklerin incelenmesi. Turkish Archives of Pediatrics, 156-161. Korkmaz , M., & Erden , G. (2010). Çocukları Suç Davranışına Yönelten Olası Risk Faktörleri. Türk Psikoloji Yazıları, 13(25), 76-87. Şahinli, K. (2018). Çocuğun suça sürüklenmesinde etkisi olabileceği düşünülen ailesel faktörler üzerine betimsel bir alan araştırması. Journal of Human Sciences, 15(2), 717- 731. Tekgöz Obuz, A. (2019). Suça Sürüklenen Ve Hakkında Danışmanlık Tedbir Kararı Verilen Çocukların Suça Sürüklenme Nedenleri: Nitel Bir Çalışma. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12 (67), 630-641. Top, K. (2010). Suça İtilen Çocuklarda Akıl ve Ruh Sağlığı Problemlerinin Yaygınlığı ve Çeşitliliği. İstanbul: Maltepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi. Topçuoğlu, T. (2014). Çocuk Suçlulugu ve Gelisimsel (Risk-odaklı) Suç Önleme. KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi 16(1), 217-226. Trautmann-Villalba, P., Gerhold, M., Laucht, M., & Schmidt, M. (2004). Early motherhood and disruptive behaviour in the school-age child. Acta Pædıatr 93, 120-125. Türkiye İstatistik Kurumu. (2020, Temmuz 21). Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri, 2015-2019: https://tuikweb.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33632 adresinden alınd

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Psikoloji14 May 2026

İFADE ETMENİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ

Geçmişte veya şimdiki zamanda, yaşayamadığımız, ifade edemediğimiz ve bastırdığımız duygular, dile getiremediğimiz düşünceler, söylemler ve hisler içimizde olumsuz bir enerji biriktirir. Bu biriken enerji, kendisini psikolojik veya fizyolojik hastalıklarla ortaya çıkarır.

Ali Ramazan Kırıkparmak·2 dk·10·0·146
Psikoloji5 May 2026

Depresyon ve Okul Başarısı

Depresyonda olan insanların iş hayatlarında, sosyal ilişkilerinde, eğitimlerinde ve günlük yaşam durumlarında olumsuzluklar gözlenmektedir. Peki majör depresyon bozukluğu okul başarısını mı etkiler yoksa okul başarısı majör depresyon bozukluğunda koruyucu bir faktör olabilir mi?

Ali Ramazan Kırıkparmak·4 dk·6·0·147