Geçenler de, değişiklik olsun diye, hastane acilinde zaman geçiriyorduk.
Dışarıdan, korku içinde koşarak içeriye giren taksi şoförü, lütfen yardım edin, yolcum bayıldı nefes alamıyor diye bağırıyordu.
Orada bulunan tüm doktorlar, koşarak hastanın başına gittiler, tekerlekli iskemle, sedye, en fazla 2dk içinde taksinin yanında hazırdı.
Taksi şoförünün korkusu gözlerinden okunuyordu.
Meğerse, bayılan, nefes alamayan hastamız, bu numarayı sık sık yaparmış.
Adamın eğlencesiymiş.
Hastaneye gelirken, taksi de bayılma numarası yaparak, taksinin parasını ödemiyor
ve tüm acil ekibi bir anda önünde hazır ola geçip, hizmete hazır oluyor.
Kendisi de, kaydını yaptırıp, dosyasını alıp, yürüyerek gayet mutlu mesut hastaneden çıkıp gidiyor.
Tedavi olmasına zaten gerek yok, hiç bir şeyi yok çünkü.
Bu durum, aynı hastanede haftada iki üç kere yaşanıyormuş.
Şerefsiz herif, orada acil tedaviye muhtaç o kadar insan, senin yüzünden nereden baksan 20dk kaybettiler. Ve sen bunu sık sık yapıyorsun.
Ya zavallı taksi şoförü, adam korkusundan titriyordu neredeyse.
'Abi paranın önemi yok, kalsın vermesin, benim ömrümden ömür gitti' diyordu.
Doktorun biri, hastasını bırakıp zavallı şoföre yardımcı oluyordu.
Biz, acilde bulunmanın yaşattığı sinir bozucu durumdan dolayı, izlemiş olduğumuz tiyatro ya ilk anda güldük. Sonra birbirimize sorduk.
Bir insan neden böyle bir şey yapar ki dedik.
Eğer hasta değilsen, bizim köşe bucak kaçtığımız acile neden gelirsin.
Eğer paran yoksa, neden taksiye binersin.
Para vermemek için bayılma numarası, nefes alamama numarası, oldukça yaratıcı.
Ve bu konuda o kadar ustalaşmışsın ki, performansın takdirlik.
Yaklaşık 20dk sonrasında, hastanenin acilinde, hayat normal akışına girdi.
Bizde çektirmiş olduğumuz tomografinin sonucunu beklemeye devam ettik.
Tomografi sonucumuz, 3. saatin sonunda çıktı ve kayınvalidemin omuriliğinde kırık olduğunu öğrenmiş olduk.
Mutlu mesut günlerimiz geri gelmişti, yaşasın yine hastaneye yatıyorduk ve ameliyat olacaktık.
Hemen sarı alana alındık. Beyin ve sinir cerrahiden gelen doktor, durum hakkında gerekli bilgileri verdi. Bize de iki alternatif sundu.
Ya hemen ameliyat ya da çelik korse ile taburcu olup on gün sonra kontrol dendi.
Biz, hemen ameliyatı tercih ettiğimiz için, yatış işlemlerimize başlandı.
Bu işlemleri beklerken, aynı hastanede, zaten yoğun bakımda olan, teyzem dediğim kişinin aynı anlarda entübe edildiğini öğrendim.
Yanımda acı çeken, tedavisini bekleyen bir hastam varken. Diğer tarafta entübe edilen başka bir hastam.
Çaresizliğin nasıl bir şey olduğunu, her ikisi için de, hiç bir şey yapamadığımı kabul ettiğim zaman anladım. Sadece bekliyordum.
Yatış işlemlerimiz tamamlandı ve odamıza alındık. Servis katı hızlıca tedavimize başladı.
Bizde bu arada gerekli temizlikleri yaparak, hastamızı yerleştirdik.
Yatışımızın ilk gecesinde, sabaha karşı, entübe edilen hastamızı kaybettik.
Araya hafta sonu girdiğinden dolayı, üçüncü gün, kayınvalidemin ameliyatı yapıldı.
Geçmiş olsun diye arayanlar, aynı zamanda başsağlığı dilediler.
Şükürler olsun, bugün taburcu olduk ve evimizdeyiz. İlaçlarımızı kullanıyoruz, pansumanlarımızı oluyoruz.
On gün sonra kontrolümüz var.
Diğer tarafta, kırk gün önce, kötü hastalık teşhisi konulan, tedaviyi kabul etmeyen, bir an bile ölümden korkmayan, çok yürekli bir kadını kaybettik.
Öyle bir zamanlama yaptın ki, senin cenazende bile bulunamadım.
Nurlarda uyu, yolun ışık olsun teyzem.
Yılbaşında çörek kesimleri, artık bizim nesil ile başlayacak. 😊




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.