Bugünkü konumuz da her savaşın kazanılmaya değer olmadığını anlamak.
Hayatta sürekli bir şeylerin peşinden koşuyoruz. Bazı hedeflerimiz, verdiğimiz savaşlar var. Ya bu savaşları kazanamazsak? Ya kazanmamamız gerekiyorsa?
Maalesef ki istediğimiz her şeyi elde edemeyiz. Hani derler ya, "Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır." diye. Belki de kazandığımızı zannettiğimiz şeyler bizim için iyi değildir. Anın hevesi, güzel gözükmesini, iyi olduğunu düşünmemizi sağlamıştır.
Biliyorum, isteklerle baş etmek çok zor. "Onu seviyorum, onu istiyorum." diyoruz ama bazen de vazgeçmek gerekir. Bu kolay mı? Asla değil. Bana sorarsanız ben de bazı şeylerden vazgeçebilmiş değilim. Ama biliyorum, bırakmam gerekiyor.
Sizi istemeyen, sizin olmaması gereken şeylerin peşinden koşamazsınız. Her savaşı da kazanamazsınız.
Acılar zamanla geçer mi bilmiyorum ama şu sıralar zaman hep acıyla geçiyor. Kazanmaya çalıştığım her savaşta acı daha da derinleşiyor. Bazen de bırakmak gerekiyor işte. Bırakın, olmasın. Bırakın, mağlup olun. Acı geçmez belki ama insan acıyla yaşamayı, alışmayı öğrenir. Bırakın ki alışın, yenilin ki yenilgiyi de öğrenin. Çünkü bu hayattaki en büyük yanlış da güç arzusu, her savaşı kazanma arzusu; "Ben güçlü görünmek zorundayım, ben yıkılamam, ben istediğim her şeyi alırım." düşüncesi.
Sizin de durup dinlenmeye hakkınız var, düşünmeye, tökezlemeye hakkınız var. Bunun farkına varmak da zor oluyor, biliyorum. Mükemmeliyetçi düşünceden çıkmak çok zor ama durunca yaşadığını biraz daha hissediyor insan .
Bir babanın yokluğunu iliklerine kadar hissetmek mesela... Bırakın bilsinler ya, bırakın yardım edebilsin insanlar, bırakın yanınızda olsunlar. Her şeyi içimizde yaşayamayız, yaşamamalıyız.
Çünkü insan, en çok sustuğu yerden yoruluyor. Kimseye anlatamadığı acılar büyüyor, içini sessizce kemiriyor. Dışarıdan güçlü görünmeye çalışırken, içeride yavaş yavaş tükeniyor.
Belki de bu yüzden bazen "İyiyim." demek yerine "İyi değilim." demeliyiz. Çünkü insan, yarasını sakladıkça değil anlaşılmaya başladıkça iyileşiyor, bazen de sadece sessizce yanında birinin oturmasına ihtiyaç duyuyor.
Hayat bize hep güçlü olmayı öğretti. Ağlamamayı, belli etmemeyi, devam etmeyi, insanlar hep ağlayamazsın güçsüz görünemezsin gibi şeyler söyledi. Ama bazı acılar bazı savaşlar vardır insanı sokak ortasında, kaldırımda hatta biliyor musunuz çok büyük başarıyla döndüğünüz tren yolculuğunda bile sabaha kadar camdan dışarıyı izleterek ağlatabiliyor :)
Belki de kaybettiğimiz şeyler, bizi eksiltmek için değil, bize kendimizi yeniden tanıtmak için hayatımızdan çıktı. Bunu anlamak zaman alıyor ve anlasan da uygulamaya geçemeyebiliyorsun . Çünkü bazı yokluklar insanın içine öyle bir yerleşiyor ki, ne kadar zaman geçerse geçsin, bir tarafı hep eksik kalıyor.
Ben hâlâ bazı eksikliklerle yaşamayı öğreniyorum. Her gün biraz daha alışıyorum ama alışmak, unutmak demek değil. Sadece acının artık eskisi kadar can yakmadığı bir yere gelmek demek, eskisi gibi acıtmıyor zannetmek demek.
Ve sanırım büyümek de tam olarak bu. Her yarayı kapatmak değil; bazı yaralarla yaşamayı öğrenmek. Her savaşı kazanmak değil; hangi savaşı geride bırakacağını bilmek. Herkesi yanında tutmak değil; gitmesi gerekeni sevsen bile uğurlayabilmek.
Çünkü bazen en büyük zafer, vazgeçebilmektir.
Bir kere daha insanın üstüne yağmaz mı dolu? Hep yağar hep savaşırız.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Canım benim ne kadar doğru konuşmuşsun.Gitmesi gerekeni uğurlamazsak asıl acı başlar,o zaman dayanılmaz bir hal alır içimizde.Yoruldum,yardım edin demek de var bu hayatta.Kalemine sağlık.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
iç dünyanla yazılarını bu kadar güzel harmanlayıp birleştirebilmen, her satırda kendini belli ediyor... kalemine sağlık canım 🩷
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Umut ediyorum. Çok yorulmadan kolay mücadelerle savaşmadan kazanılann zaferlerimiz olur. Çok güzel bir çalışma olmuş.👏👏👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.