Kam Ana…
ellerin duman kokardı belki ardıç dallarından,
gözlerin, göğe sorulmuş kadim dualar gibi derin.
Ben sana insan yanımla değil,
yaralı bir bozkır gibi geldim.
Saçlarına rüzgârın dili dolansın isterdim,
adımı otağ kapısında usulca an diye.
Çünkü bazı kadınlar sevilmez yalnızca;
bazı kadınlar insanın kaderine işlenir, runik bir yazı gibi.
Bir gece davuluna vursan da duysa içimdeki kırık çocuk,
“geçer” desen, belki gerçekten geçerdi.
Sen avuçlarına göğü alan bir şifacıydın;
ben ise yarasını saklamayı marifet sanan bir yolcu.
Ey Kam Ana,
eğer ruhum bir kurtsa, çoktan düşmüştür izine.
Eğer aşk bir ateşse, sen onu tütsü gibi göğe bırakan kadınsın.
Ben sana kavuşmayı değil,
sende biraz huzur bulmayı sevdim.
Şimdi hangi ayin ateşinin külünde adım saklı bilmem,
hangi dua beni senden eksik bıraktı, onu da…
bil ki bazı aşklar dünyalık değildir;
bir şaman duası gibi başlar,
ömür boyu insanın içinde yankılanır.
Bu kısmı bir görselle birleştir





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.