YazYorum
Deneme8 Eki 2026

ZİON: Zararlı Genom

Ne ile karşı karşıyayız?

Sefer Eroğlu|8 Ekim 2026|5 dk okuma
83 görüntülenme|0 yorum

" Düşünüyorum, öyleyse varım " sözünü 1637 yılında Yöntem Üzerine Söylem eseriyle yayımlayıp " Varlığa dair " temel önermesini ve kesin bir başlangıç noktasını insanların dikkatine sunarak felsefe alanında zamanının insanlarına çok önemli bir merhale atlattıran Fransız filozof René Descartes'i tanımayan yok gibidir belki günümüz dünyasında.

Varlık, sadece Descartes'in çabalarıyla hayat bulmuştur denilemez pek tabi ki ama bu akımın dünyaca ünlü en önemli lokomotiflerinden birisi olduğunu hiç kimse inkar edemez demek o kadar da abes kaçacak bir durum değildir diye düşünüyorum.

Düşünme fiiliyatından hareket ederek varlığa ışık saçan düşüncelerini zihninde geliştirip dile döktürten Descartes'in emekleri ile varlığın kanıtının düşünme eylemi olmasının altının çizilmesi, düşünen insana çok büyük bir önem atfetmiş olmalı herhalde o vakitlerde.

Ne güzel bir şey değil mi?

Belki de bu akımın etkisiyle o zamandan bu zamana nice düşünen insanı keşfetmiştir insanoğlu.

Belki de demek yanlış oldu, tabi ki de öyle...

Ancak günümüzde şu soruyu sormak elzem olmuştur artık:

Bugün, yeterince düşünüyor muyuz?

1637 yılında düşünerek varlığa ışık saçan insanoğlu, 2026 yılında aynı fiiliyatla varlığa aynı ışığı saçabiliyor mu acaba?

O zaman birazcık düşünelim hep beraber...

O zamanın insanları düşünerek insanlığa çok önemli mesafeler kat ettirebilmişlerse, bugünün insanları olan bizler düşündüğümüzde aynı sonuçlara niçin ulaşamıyoruz?

Totale baktığımızda o zaman olmayan gelişmeler, teknolojiler ve bilimsel ilerlemeler bugünümüzde fazlasıyla mevcut.

Hatta bugün beyin çipinden, fare bağırsaklarından türetilecek insanlardan (laboratuvar insanları ), yapay zekâ tandemli robotik insanlardan dem vuruluyor ve çok yakın bir zamanda yaşamın her alanında organik insan yerine robotik insanların yer alacağının altı kalın çizgilerle çizilerek ifade ediliyor.

Ve işin en tuhaf tarafı bu son cümle parafını söyleyenler, kameralara gülümseyerek bakıyorlar.

Organik insanın yerini robotik insanların alması ya da alacak olması...

Bu bir tehdit değil mi?

Bu, varlığın değil; yokluğun tarif edilmesi değil mi?

Varlık için can atan insanlardan, var olan insanı yok etmeye çalışanlara ne ara dönüşüldü?

Descartes gibi insanlar büyük bir hevesle varlığı tarif ederlerken 1637 yıllarında, ne değişti ki 2026 yılında " Yorulmuş bir Varlık " ile karşı karşıyaymışız gibi yok olmaya, yok edilmeye doğru yönlendiriliyoruz?

Kainatta rastlantı diye bir şey olmadığına göre biz insanlardan bazılarının DNA dizilimlerinde bazı değişiklikler olmuş olabilir mi?

Yani yoktan var olan bir şeyle karşı karşıya değiliz; eskinin bazı zamanlarında da olan ancak son zamanların bir anından itibaren tamamen raydan çıkan bir akım, bir kabul ediş, bir düşünce.

Nedir o?

Üstün ırk olma meselesi!

Çok tanıdık geldi mi bu söylem?

Üstün olan benim, diğerleri hayvan(!)

Böyle söyleyince bir takım aşinalıklar daha kolay gelir hatıra belki de.

Geçmişte de bu söylemi, yaklaşımı ya da düşünceyi kullanmış bazı kişiler olmadı değil bu küre üzerinde ama son zamanlarda bu söylemi daha çok Netenyahu ve avanesinin ağızlarında sıklıkla çiğnediklerini görüyoruz.

Kim o avaneler?

Siyonistler, Küreselciler...

Şer üçgeninin saç ayakları!

Dünya hiç bir zaman tüm insanlığı hedef almış böylesi azmanlara denk gelmemişti daha evvel.

Kendilerini üstün ırk, diğer herkesi hayvan olarak gören bu zihniyet, aşırı düşünmekten kayışların kopmasından dolayı mı zuhroldu yoksa aslında her daim mevcut olan zararlı bir genomun uygun vasatı bulmasıyla mı ortaya saçıldı uluorta?

Peki ya olaya başka canlıların da dahli olabileceğini ele alırsak, nasıl bir sonuç ortaya çıkar?

Mesela İblis !

Hattı zatında son 35-40 yıldır fark edildiği üzere kontrollerini kaybedip, gözümüzle göremediğimiz Şeytanın talimatlarıyla hareket ettikleri neredeyse tüm dünyanın malumu olan bu zevatlar, varlık dairesinin içerisinde üretip elde ettikleri her türlü nesnenin içerisine yok etmeye dönük içerikli ürün yerleştiriyorlar.

Gıda sektörü olsun, ilaç sektörü olsun, sinema sektörü olsun... ellerinden gelen, dillerine aldıkları; hafızalarında tuttukları her şey, kendilerinden olmayanı yok etmek üzerine kurulu.

Günümüz dünyasında bu minvalde telaffuz edilecek hiç bir şeyin komplo teorisi olmadığını 07 Ekim 2023 tarihinden itibaren başlayıp halen daha devam etmekte olan GAZZE SOYKIRIMI her boyutuyla ortaya koymaktadır artık.

Bir avuç siyonistin koca bir insanlığı yok olmakla tehdit edip, sürmekte olan tüm yaşam çarklarını ellerinde silah olarak tutuyor olmaları kabul edilecek bir şey olmadığı gibi, varlığın göstergesini düşünmek olarak ortaya koyan Descartesin ortaya saçmış olduğu yola yeterince yanaşmamanın da kabul edilmeye uygun bir durum olmayacağı oldukça açık değil mi?

Gelin biraz da stratejik açılardan olayı ele alalım:

Para sıkıntıları yok deniyor, gerçekten de öyle mi?

Ellerindeki ürünleri boykot eden bir takım insanların ortaya koydukları asil duruşlar sonrasında insanlık düşmanlarının nasıl ağladıklarını az çok duyduk.

O vakit, o söylemin doğru olmadığı ve kasıtlı bir propaganda olduğu açık değil mi?

Bütün güç ellerinde deniliyor, acaba bu da her boyutuyla doğru bir şey mi?

Evet, Bill Gates, bugüne kadar insanlığın aleyhine o kadar çok şey yaptı ki; bir kişi de çıkıp '' Sen kimsin, ne yapıyorsun kardeşim?'' diye soramıyor adama ne hikmetse.

Elon Musk bir diğeri.

Ve bunlarla aynı ekolün diğer temsilcileri ( Jaff Bezos gibi)...

Amma velakin biz neyi gördük?

GAZZE soykırımını durdurmak adına denizleri aşıp gelen birileri var bu dünyada( Sumud filosu).

Demek ki şer ittifakının karşısında kararlılıkla duran birileri var!

Savaşanlar var!

O vakit, nasıl bir sonuca varıyoruz?

Vardığımız sonuç şu:

Descartesin zamanında var olmaya kanıt göstermek için düşünmek kafi idi ve insanlık o zamandan bu zamanlara kadar düşünerek varlığa çok önemli katkılar sundular.

Ama bugün, düşünmek, başlı başına var olmaya yeter bir eylem olarak kabul edilemez ne yazık ki.

Düşünmenin yanında seni yok etmeye çalışan kanı bozuk, geni bozuk, soyu bozuk ve insan oldukları bile meçhul olan yaratıklara karşı SAVAŞMAK zorundasın!

Bu bir zorunluluk!

Varım ya da var olmak istiyorum diyebilmek istiyorsan yaşamının her anında, bu patika seni aradığın adrese çıkartabilecek tek yol!

Sen istemesen de onlar bir gün yok etmek için seni bulacaklar zaten...

Bu savaş onları zarara uğratacak her yöntemle olabilir.

Mecbur kalmadıkça ürünlerini almayacaksın, hizmetlerini kullanmayacaksın...vb etkinliklerle seni ( hepimizi ) yok etmeye çalışanları yok olmaya doğru iteleyeceksin!

Sadece kendilerinin bulunduğu ortamda sahte cennetlerini ZİON diye tanımlayan insanlık düşmanı bu SİYONİSTLER'in, yok edilmesi gereken yok edici zararlı bir gen taşıdıklarından hiç şüphe duymuyorum artık.

Öyle olmasaydı tüm insanlığın başına bela olmazlardı.

Hayal et:

Bir sabah uyandın ve daha kahvaltını dahi yapamamışken kapın şiddetli vuruşlarla çalınıyor.

Açıyorsun ve bakıyorsun ki karşında iki tane izbandut gibi yarı insan, yarı robot görünümlü asker.

Sen daha konuşup kim olduklarını dahi soramadan seni kolundan sıkıca tutup, derin bir kuyuya istif edilmiş sayısız miktarda çıplak ve cansız insanın üzerine fırlatıyorlar rastgele.

Irak'ta olmadı mı bunlar, Suriye'de olmadı mı bunlar?

Ya da Gazze'de yaptıkları gibi:

Seni tespit ettikleri an, olduğun yere koca bir mahalleyi tarihe gömecek etki gücüne sahip kocaman bombalar atıyorlar arka arkaya...

Gazze'deki insanlara " Amelek " diyerek acımadan soykırım yapanların, yarın bir gün ( ki o zamanların çok da uzak olmayacağı aşikar ) yok edilme sırası tüm insanlara gelince; sana, bana, hiç birimize acımayacakları oldukça açık bir durum değil mi?

'' Düşünüyorum, öyleyse varım ''

☺️

Ahh Descartes, ah!

Keşke bugün var olmak için düşünmek, başlıbaşına yetebikecek bir şey olabilseydi...

Saygılarımla



Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar