Deniz kenarında, göğüs boşlukları yosun tutmuş bir kalabalık.
Düşlerimin kıyısına vuruyorlar, soğuk ve dilsiz.
Sahi, o pınar berraklığında gülen insanlar
Hangi kışın kuytusunda unuttular kalplerini?
Sanki dünya, yarım bırakılmış bir cümlenin enkazı;
İnsanların kalbi, dinmeyen bir iç çekişin sırılsıklam ıslaklığı...
Alacakaranlık, paslı bir bıçak gibi bileniyor gözlerimde.
Yalnızlığın kemik seslerinin duyulduğu bu ıssız diyârda,
Kaybettiğim kendimi, bir yabancının gölgesinde arıyorum.
Kalbime açılan o derin oluktan, kimsesizliğim sızıyor rıhtıma...
Rüzgâr değil bu esen; ruhumun dökülen kırıntılarıdır savrulan.
Gecenin o sağır ve elem dolu sesi, en çok benim içimde yankılanıyor;
Ben, sevda makâmında unutulmuş, rengi solmuş o mahzun notayım...
Eteklerimden dökülen her kurumuş gül yaprağı,
Aslında göğsümden kopup giden birer parça ömürdür.
Savrulur gider, kendi gurbetine küskün yüreğime...
Eğer bir gün, adımladığım bu taş toprakta filizlenirse kalbim;
İşte o gün kavuşacaktır sızım,
kendi evine...



Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Emeğine sağlık
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Teşekkür ederim sağolun
Teşekkür ederim
Yüreğinize sağlık 👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Daha nicelerine...
Teşekkür ederim 🍀🍀