SEYAHAT • KEŞİF • DUYGU
Ruhuma Damga Vuran Şehir: Selanik
Bazı şehirler pasaportuna damga vurur; bazıları ruhuna.
Bir Seyyah Kaleminden
Her yolculuk insandan bir şey alır, insana bir şey bırakır. Bazı şehirlerden bir fotoğrafla dönersiniz, bazılarından bir anıyla. Bazıları size yalnızca güzel manzaralar sunar; bazılarıysa içinizdeki yıllardır adını koyamadığınız duygulara dokunur. Ben çıktığım her yoldan biraz eksilerek, biraz çoğalarak döndüm. Bir şehirde bir anımı bıraktım, başka bir şehirde yeni bir yanımı buldum.
Ama bazı şehirler vardır ki sadece gezilmez, sadece görülmez. İnsanın içine işler. Selanik, benim için tam olarak böyle bir yerdi.
Tuhaf Bir Tanıdıklık
Oraya ilk adım attığım andan itibaren içimde tuhaf bir tanıdıklık hissettim. Sanki ilk kez gittiğim bir şehir değil de, çok uzun zaman önce ait olduğum bir yere geri dönmüş gibiydim. Selanik Körfezi'ne nazır bu eski liman kentinin sokaklarına ayak basar basmaz bir şeylerin yerli yerine oturduğunu hissettim.
Selanik; Yunanistan'ın kuzeyinde, Makedonya'nın kapısında, Ege rüzgârlarının kıyısında kurulu bir şehirdir. Tarihin gölgesinde yüzyıllar boyunca Rum, Yahudi, Osmanlı ve Türk kültürlerini bir arada yaşatan bu topraklar, bugün hâlâ o zengin katmanları taşır.
Beyaz Kule'si, Rotonda'sı, Atatürk'ün doğduğu sarı boyalı evi, tarihin içinden sıyrılıp günümüze uzanan semboller gibi yükselir.
Bazen bunu bir manzarayla açıklayamazsınız. Bir sokakla, bir bina ile, bir gün batımıyla da açıklayamazsınız. Çünkü mesele gördüğünüz şey değildir. Mesele, o yerin sizde uyandırdığı histir. Selanik'te bunu derinden hissettim.
Duyuların Şehri
Selanik'i anlamak için önce kokusunu, sesini, dokusunu tanımak gerekir. Denizin kokusunda tuzla karışmış yosun, limandan yükselen hafif mazot izi ve kıyıya vuran dalgaların serin nefesi vardır. Rüzgâr, yüzünüze ince ince çarpan bir hatıra gibidir; bazen saçlarınızı karıştırır, bazen uzaktan gelen vapur düdüklerini, martı çığlıklarını ve sokaklardan yükselen kahve kokusunu birbirine karıştırır.
Aristotelous Meydanı'nda akşam kilise çanlarının iç içe geçtiğini duyarsınız. Ladino müziğinin arasına sıkışmış bir rebetiko ezgisi, dar sokaklardan yükselen Türkçe konuşma kırıntıları… Selanik, seslerinde de çokkültürlü geçmişini taşır.
Sokaklarda taşların arasına sinmiş eski ayak sesleri, duvarlardan dökülen soluk renkler, açık pencerelerden sızan hayat vardır. Kalabalığında bile tuhaf bir dinginlik; acele etmeyen adımların, köşe başlarında duran insanların, kaldırımlara düşen gölgelerin sakinliği. Şehir sürekli bir şey fısıldıyordu sanki: Yavaşla. Hisset. Hatırla.
Katmanların Üzerinde Yürümek
Selanik, kelimesi kelimesine, tarihin üzerinde yürüdüğünüz bir şehirdir. Ano Poli'nin (Yukarı Şehir'in)taş döşeli yollarında çıkarken Osmanlı döneminden kalma konaklara bakarsınız; ardından bir köşeyi dönersiniz ve kendinizi Bizans surlarının dibinde bulursunuz. Daha aşağıda, kıyıya inerken, Roma döneminden kalan sütunlar bir market binasının yanıbaşında durur.
Yahudi Müzesi'nde Selanikli Yahudilerin yüzyıllarca bu şehre kattıklarını, ardından 1943'te yaşanan büyük sürgünle nasıl yok olup gittiklerini öğrenirsiniz. Müzeden çıktığınızda şehir size aynı görünmez; taşların altında kaç katman yattığını artık bilirsiniz.
Ve bu şehrin içinde dururken tarihin ne kadar ince bir ipte salındığını, bir şehrin nasıl hem kayıp hem yaşayan olabileceğini düşünürsünüz.
Altın Saat ve Deniz
Selanik'in en büyük sırrı, belki de akşam üstü kendini ele verir. Güneş körfeze alçalmaya başladığında eski binaların cephelerinde gezinen sıcak turuncu parıltı, taş kaldırımlara düşen uzun gölgeler ve denize vuran altın ışık bir arada birleşir. Selanikli buna "saatin altını" der ve bu saatte sahil boyunca yürümek ayrı bir ritüeldir.
Nea Paralia'da ,yani yeni kıyı şeridinde, bisikletçiler, yaşlı çiftler ve ellerinde freddo espresso tutan gençler kaynaşır. Beyaz Kule'nin önünde birkaç balıkçı oltalarını salar. Vapurlar ufukta küçülür. Bir yerde birisi bouzouki çalar. Selanik, bu saatte en çok kendisi olur.
Selanik Sofrası: Bir Şehri Tatmak
Bir şehri gerçekten tanımak istiyorsanız sofralarına oturun. Selanik bu konuda da cömerttir. Yunanistan'ın "yemek başkenti" olarak anılan bu şehrin mutfağı, onun tarihi kadar katmanlıdır.
Sabahları liman kenarındaki tavernalarda taze bougatsa (ince yufkaya sarılı muhallebi ya da peynirle yapılan hamur işi) yersiniz. Öğle vakti mezeler gelir: taramasalata, melitzanosalata, dolmades, ve tabii Selanik'e özgü sert, tuzlu beyaz peynir. Akşam ise sahil boyunca dizilen tavernaların ışıkları altında ızgara ahtapot ve taze çipura, soğuk bira ve sohbete eşlik eder.
Modiano Çarşısı'nı gezmeden Selanik'ten ayrılmayın. Yarım asrı aşkın geçmişiyle bu kapalı çarşıda baharat tüccarları, zeytinyağı satıcıları ve balıkçılar yan yana durur. Çarşının havası;, taze nane ve deniz tuzuna karışmış bir bellek gibidir.
Ruhumun Bir Parçası Orada Kaldı
Bazen insan bir şehri sevmez sadece. O şehirde kendinden bir parçayı bulur. Ve onu bulduğu yerde, ruhunun bir kısmını bırakır.
Ben ruhumun bir parçasını en çok Selanik'te bıraktım. Sanki bir yanım hâlâ sahilde yürüyen insanlarda, akşam ışığının denize vurduğu o altın saatlerde, dar sokaklardan yükselen seslerde, taş kaldırımlara düşen uzun gölgelerde kaldı.
Oradan fiziksel olarak ayrılmış olabilirim. Ama bazı yerlerden gerçekten ayrılamazsınız. Çünkü bazı şehirler hafızanızda kalmaz sadece. Kalbinize yerleşir.
Selanik, ruhuma iz bırakan şehirlerden biri oldu. Ve bazı izler, zaman geçtikçe silinmek yerine daha da derinleşiyor.
Seyahat Notları
Nasıl Gidilir: İstanbul'dan Selanik'e düzenli otobüs ve uçuş bağlantıları mevcuttur. Uçuş süresi yaklaşık 45 dakika.
En İyi Zaman: İlkbahar (Nisan–Mayıs) ve sonbahar (Eylül–Ekim) ayları, kalabalık ve sıcaktan uzak, şehri en güzel halinde sunar.
Mutlaka Görün: Beyaz Kule, Rotonda, Ano Poli (Yukarı Şehir), Modiano Çarşısı, Atatürk'ün Doğduğu Ev.
Mutlaka Tadın: Bougatsa, taramasalata, ızgara ahtapot, Makedonya şarapları ve sokaklarda satılan kestane (kış aylarında).
İpucu: Şehri yürüyerek keşfedin. En güzel köşeler haritada değil, tesadüfen dönülen sokaklarda gizlidir.


Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
"Bazen insan bir şehri sevmez sadece. O şehirde kendinden bir parçayı bulur. Ve onu bulduğu yerde, ruhunun bir kısmını bırakır." 👏👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Teşekkürler 🤩