Pusun bir huyu vardır. Önce yolları siler. Sonra ağaçların gölgesini eksiltir. En sonunda insanın içindeki seslere dokunur. O yüzden sisli sabahlar bana hep terk edilmiş evleri değil, yarım kalmış hayatları hatırlatır.
Uzakta tek başına duran bir ev vardır bazen. Kapısı kapanmıştır ama bekleyişi kapanmamıştır. Çatısı eskimiştir ama içinde birilerinin gülüşü hâlâ dolaşıyormuş gibi gelir insana. Önündeki ağaç yıllardır aynı yerde durur; ne gitmeyi bilir ne de geleni karşılayabilir.
İnsan ömrü boyunca birçok yere gider. Yeni şehirler görür, yeni yüzler tanır, yeni cümleler kurar ama bazı yollar vardır ki hiçbir haritada görünmez. Çocukluğa çıkan patikalar gibi… Bir annenin sesine, bir sobanın çıtırtısına, yağmurdan sonra toprağın kokusuna uzanan görünmez yollar… Sis, işte en çok onları örter. Çünkü insan en çok dönmek istediği yerlere geç kalır.


Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
👏🏻👏🏻
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Her zaman ki gibi güzel bir yazı olmuş yüreğinize sağlık
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.