Alanyazında stresin karar verme sürecine nasıl bir etkisi olduğu konusunda bir fikir birliği yoktur. Birey kendisiyle ilgili riskli kararlar alırken riskten az kaçınabilir veya daha fazla kaçınabilir. Aynı şekilde bireyin başkalarına dair kararlarında stresin nasıl bir etkisi olduğu konusundaki bulgular karışıktır. Bu çalışma stresin karar verme sürecine olan etkisini, zamanın bu bağlamda nasıl bir rol aldığını ve bireylerin stresliyken başkalarını etkileyen kararları nasıl aldıklarını incelemektir.
İlk olarak, stresin karar verme süreci üzerinde etkisinin var olup olmadığını incelememiz gerekir. 2009 yılında yapılan bir çalışmada (Porcelli & Delgado) elde edilen bulgular bu konuda oldukça açıklayıcıdır. Bu çalışmada araştırmacılar stresin ekonomik kararlar üzerindeki etkisini incelemiştir. Stresin risk alma davranışını etkileyerek karar vermeyi değiştirdiği görülmüştür. Örneklem büyüklüğü 27 kişi olan bu deneyde katılımcılar, rastgele atama yoluyla stres ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı gruba ayrılmışlardır. Katılımcılar değişken ihtimalleri olan iki seçenekli bir kumar oyunu oynamışlardır. Deney grubunda olan katılımcılar strese maruz bırakılmış daha sonra karar verirken ne kadar risk aldıkları incelenmiştir. Stresli katılımcılar kontrol grubundaki olan katılımcılara göre daha az riskten kaçınma davranışı göstermişler, daha fazla risk alarak karar vermişlerdir. Bu çalışmada elde edilen veriler stresin karar vermeye olan etkisini kanıtlar niteliktedir. Belçika’da 2018 yılında polislerle yapılan bir çalışmada (Verhage, Noppe, Feys, & Ledegen) elde edilen sonuçlar bu araştırmanın bulgularını desteklemektedir. Bu çalışma stresin polislerin aldığı kararlar üzerinde etkisi olduğunu göstermektedir. Özellikle müdahale öncesi, müdahale sırası ve müdahale sonrasında verilen kararlarda stres önemli bir rol oynamaktadır. Stres bir dereceye kadar polislerin yeteneklerini kullanmasında olumlu etkisi vardır ancak bir noktadan sonra stres polislerin yanlış karar vermesinde de etkili olabilmektedir.
Yapılan araştırmalara göre strese maruz kalma anı ile karar verme anı arasındaki süre önemli bir faktördür. Stres anındaki fizyolojik ve nöropsikolojik tepkiler çok uzun sürmez. Bu sebepten dolayı zaman bu bağlamda önemli bir faktördür. 2013 yılında yapılan bir araştırmada (Pabsta, Brandb, & Wolfa) elde edilen bulgular önemlidir. Bu çalışmada karar verme süreci riskli davranışlar bağlamında ele alınmıştır. Bu araştırmada örneklem 40 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılar seçkisiz atama yoluyla stres ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı gruba ayrılmışlardır. Deney grubundaki katılımcılar strese maruz kalma zamanıyla karar verme zamanı arasındaki süreye göre 5 dakikalık stres grubu, 18 dakikalık stres grubu ve 28 dakikalık stres grubu olmak üzere 3 farklı deney grubuna ayrılmıştır. Katılımcılar bilgisayarda oynanan bir şans oyununu (Game of Dice Task) oynamışlardır. 5 dakikalık stres grubunda olan katılımcılar diğer deney gruplarına göre daha az risk almışlar, daha fazla riskten kaçınma davranışı göstermişlerdir. 28 dakikalık stres grubunda olan katılımcılar ise karar verirken daha fazla risk almışlardır.
Bendahan ve arkadaşlarının 2017 yılında yaptıkları çalışmada (Bendahan, ve diğerleri) elde edilen bulgular ise bu çalışmanın bulgularıyla çelişmektedir. Örneklem büyüklüğünün 350 kişinin olduğu bu araştırmada katılımcılar, rastgele atama yoluyla stres ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı gruba ayrılmışlardır. Her iki gruptaki katılımcılar da zamanın farklı noktalarında standart risk oyunu ve antisosyal risk oyunu oynamışlardır. Standart risk oyunu iki seçenekli bir piyango oyunudur. İki seçenekli bu oyunda katılımcıların sadece bir seçeneği seçme hakkı vardır. Katılımcılar ya garanti olarak 10 İsviçre frangı kazanacak ya da 20 İsviçre frangı kazanma ihtimali olan seçeneği seçeceklerdir. Antisosyal risk oyununda ise seçenekler daha farklıdır. Katılımcıların vereceği kararlar ikinci bir kişiyi de etkilemektedir. Eğer kişi garanti para veren oyunu seçerlerse diğer katılımcıyla parayı bölüşeceklerdir. Ancak ikinci seçeneği seçerlerse ya bütün parayı alacak ve diğer kişi hiç para almayacaktır ya da iki tarafta bütün parayı kaybedeceklerdir. Elde edilen bulgulara göre riskten kaçınma davranışı strese maruz kalındıktan sonraki ilk saatte zamanın farklı noktalarında değişiklikler göstermektedir. Stres maruz kalındıktan sonraki ilk dakikalarda katılımcılar daha fazla risk alma davranışı göstermiş ancak zaman geçtikçe daha çok riskten kaçınma davranışı göstermişlerdir. Bu iki çalışmadaki çelişkinin, karar vermeyi ölçmek için kullanılan oyunların farklı yapılara sahip olmasından dolayı olduğu tahmin edilmektedir.
Yakın zamanda, 2020 yılında Singer ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada (Singer, Binapfl, Sommer, Wüst, & Kudielka) elde edilen bulgular ise kafa karıştırmaktadır. Bu araştırmadaki bulgular daha önce bahsedilen iki araştırmanın bulgularıyla da çelişmektedir. Örneklem büyüklüğü 40 erkek üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma, koşul (strese karşı kontrol), hedef kişilerin sosyal açıdan yakınlığı (sosyal açıdan yakın-sosyal olarak uzak) ve zamanlama (erken-geç) faktörleri ile 2x2x2 faktöryel desen şeklinde tasarlanmıştır. Katılımcıların karar verme davranışları EMCS ölçeği ile ölçülmüştür. EMCS ölçeği iki seçenekli 20 maddeden oluşan bir tür hikayelerin anlatıldığı ve “Bu durumda ne yaparsın?” gibi sorularının sorulduğu bir ölçektir. Bu araştırmada elde edilen bulgulara göre stres ile karar verme arasında geçen zamanın etkisi önemsiz bulunmuştur. Ancak bu çalışmada bir öz eleştiride bulunulmuş ve çelişkilerin sebebinin örneklem boyutunun sadece 40 kişiden oluşmasından kaynaklanabileceği söylenmektedir. Bu çelişkilerinin sebebini daha iyi anlamak, stres ve karar verme arasındaki zamansal ilişkiyi daha iyi inceleyebilmek için Bendahan ve arkadaşlarının çalışmasında önerilen araştırma konularını dikkate almak gerekir. Bu önerilere göre strese maruz kalma zamanı ile karar verme zamanı arasında geçen zamanda, meydana gelen dinamik mekanizmaları yeniden tanımlamak, nöropsikolojik ve fizyolojik süreçleri incelemek ve bu bağlamda davranışsal ve bilişsel uyarlamaları dikkatle yapmamız oldukça önemlidir.
İnsanların aldığı kararların sonucunda sadece karar alan kişi değil başkaları da bu kararlardan olumlu veya olumsuz bir şekilde etkilenebilir. Bu kararlar ekonomik, sosyal veya politik olabilir. Stresin bu kararlar üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu araştırmak bu bağlamda önemlidir. Bendahan ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmada (Bendahan, ve diğerleri, 2017) elde edilen bulgular oldukça açıklayıcıdır. Stres, insanların kararlar alırken daha bencil olmasına yol açmaktadır. Stresli bireyler en çok kendilerine odaklanmakta ve diğer insanları kendileri kadar düşünememektedir. İnsanların yaptığı seçimler başkalarını olumsuz etkilese de karar veren kişi en çok kendisini düşünmektedir.
Starcke ve arkadaşlarının, 2011 yılında yaptıkları bir çalışmada (Starcke, Polzer, Wolf, & Brand) elde edilen sonuçlar oldukça düşündürücüdür. Bu çalışmada 40 üniversite öğrencisinden oluşan katılımcılar rastgele atama yoluyla stres grubu ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmışlardır. Stres grubunda olan katılımcılardan, strese maruz kalındıktan sonra bilgisayar ekranında rastgele olarak verilen 20 ahlaki soruları yanıtlamaları istenmiştir. Örnek vermemiz gerekirse bu sorulardan bir tanesi “Park ederken başka bir arabayı hafifçe çizmişsiniz. Karanlık ve kimse seni görmedi. Arabanın sahibine bir mesaj bırakır mıydınız? sorusudur. Bu sorunun “evet” yanıtı özgeci bir cevaptır ancak “hayır” cevabı daha bencil bir cevaptır. Kontrol grubundaki katılımcılar ise strese maruz kalmadan bu soruları yanıtlamışlardır. Karar verme sürecini ahlaki ikilemler bağlamında inceleyen araştırmacılar stresin bu kararlar üzerinde ana bir etkisini bulamamışlardır. Ancak katılımcıların kortizol seviyeleri artışı ile bencil kararlar verme davranışı arasında pozitif bir korelasyon bulunmuştur. Youssef ve arkadaşlarının 2012 yılında yaptıkları bir çalışmada (Youssef, ve diğerleri) ise ulaşılan sonuçlar bu bağlamda oldukça önemlidir. Bu araştırmada da karar verme süreci ahlaki ikilemler bağlamında incelenmiştir. Örneklem 65 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılar seçkisiz atama yoluyla stres ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı gruba ayrılmışlardır. Ahlaki kararlar verme görevleri daha önce bahsedilen görevlere benzerdir. Katılımcılara 30 farklı ahlaki ikilem sorusu sorulmuş, evet veya hayır seçeneklerden birisi seçilmesi istenmiştir. Bu soruların 10 tanesi ahlaki olmayan ikilem, 10 tanesi kişisel olmayan ikilem ve 10 tanesi kişisel olan ahlaki ikilemlerden oluşmaktadır. Elde edilen bulgulara göre stresin ahlaki karar verme sürecine etkisi olduğu görülmüştür. Katılımcılar stresliyken kişisel ahlaki ikilemlerle karşılaştıklarında daha az kendilerini düşünmüşler, daha çok özgeci kararlar vermişlerdir. Ancak ahlaki olmayan ve kişisel olmayan ahlaki ikilemlerde stres ve kontrol grubu arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Bu iki çalışmada elde edilen bulgular, Bendahan ve arkadaşlarının yaptığı çalışmanın (Bendahan, ve diğerleri, 2017) bulgularıyla çelişiyor gibi görünebilir ancak buradan hareketle, stresin karar verme sürecine olan etkisi karar verilen her bağlamda farklı olabileceğini söylememiz mümkündür. Ayrıca kortizol seviye artışı ile bencil kararlar arasındaki pozitif ilişki Bendahan ve arkadaşlarının yaptığı çalışmanın bulgularını destekliyor görünmektedir. Singer ve arkadaşlarının yaptıkları araştırmada (Singer, Binapfl, Sommer, Wüst, & Kudielka, 2020) bu konuda önemli bulgular elde edilmiştir. Bu çalışmadaki bulgulara göre, katılımcılar strese maruz kaldıktan sonra sosyal olarak yakın oldukları kişileri ilgilendiren kararlar verirken daha fedakar olmuşlardır. Ancak aynı fedakar kararlar sosyal olarak uzak oldukları kişileri ilgilendirince karar veren katılımcılar daha çok kendilerini düşünmeye başlamışlardır.
Bendahan ve arkadaşlarının yaptıkları araştırmada (Bendahan, ve diğerleri, 2017) elde edilen önemli bulgulardan birisine göre, bireysel farklılıklarla ilgili olarak cinsiyetin, stresliyken karar verme süreci üzerinde herhangi anlamlı bir etkisi yoktur. Ancak bu bulgu Preston ve arkadaşlarının 2007 yılında yaptıkları bir çalışmada (Preston, Buchanan, Stansfield, & Bechara) elde edilen bulgularla çelişmektedir. Bu çalışmada araştırmacılar, stresin karar verme sürecine olan etkisini bir kumar oyunuyla incelemişlerdir. Bu çalışmada örneklem büyüklüğü 20 kadın 20 erkek toplamda 40 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılar rastgele atama yoluyla stres ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı gruba ayrılmışlardır. Katılımcılar önce bir oyunun alıştırma versiyonunu oynamışlar, daha sonra sadece stres grubundaki katılımcılar strese maruz kalmış ve sonrasında bütün katılımcılar tekrar oyun oynamışlardır. Bilgisayar başına oturan katılımcılar, dört kart destesi görmüşler ve katılımcılardan herhangi bir desteden her seferinde bir kart seçmeleri ve mümkün olduğunca çok para kazanmaları istenmiştir. Her seçim kazanma veya kaybetme ile sonuçlanır ancak olasılıklar farklıdır. Bazı seçimlerde büyük para kaybedip veya büyük para kazanılabilir, bazı seçimlerde ise küçük paralar kaybedilip küçük paralar kazanılabilir. Bu deneyde elde edilen bulgulara göre kadın ve erkek katılımcılar stresten farklı şekillerde etkilenmiş, oyunu oynarken farklı performanslar göstermişlerdir. Performans, burada sonuçları daha iyi olan kararlar olarak ele alınmıştır. Kadınlar stres altındayken daha iyi performans göstermiş, erkeklerin performansı ise stres altındayken düşmüştür.
Singer ve arkadaşlarının daha önce yaptıkları araştırmada (Singer, Binapfl, Sommer, Wüst, & Kudielka, 2020) örneklem büyüklüğü sadece 40 erkekten oluştuğu için bu durum sınırlılık yaratmış, cinsiyet farklılıkları incelenememiştir. Cinsiyet farklılıklarını da incelemek için, 2021 yılında Singer ve arkadaşları iki farklı grup içi tasarım çalışması (Singer, Sommer, Wüst, & Kudielka, 2021) yapmıştır. Örneklem büyüklüğü 179 sağlıklı erkek ve kadından (birinci çalışmada 99 kişi, ikinci çalışmada 80 kişi) oluşmaktadır. Her iki çalışmada da kadın ve erkek katılımcılar iki farklı grup olmuş ve her iki grup da hem kontrol grubu hem stres grubu olmuşlardır. Katılımcıların karar verme davranışları daha önceki araştırmada olduğu gibi ahlaki ikilemler bağlamında ele alınmış, karar verme davranışları EMCS ölçeği ile değerlendirilmiştir. İki çalışmada da elde edilen verilere göre erkeklerde kadınlara göre daha yüksek stres kortizol seviyeleri ölçülmüştür. Ancak cinsiyetin stresliyken karar verme süreci üzerine anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular, Bendahan ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada elde edilen bulguları desteklemekte, Preston ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada (Preston, Buchanan, Stansfield, & Bechara, 2007) elde edilen bulgularla çelişmektedir. Bu farklılıkların sebebinin karar verme davranışlarını değerlendirmek için kullanılan görevlerin veya oyunların farklı yapılarından kaynaklandığı tahmin edilmektedir.
Alanyazında stresin karar verme sürecine etkisi olduğu konusunda fikir birliği olsa da daha önce de belirtildiği gibi, stresin karar verme sürecine nasıl bir etkisi olduğu konusunda fikir birliği yoktur. Bazı araştırmalar strese maruz kalma anı ile karar verme anı arasındaki sürenin önemli bir faktör olduğu vurgulanmış ancak bazı araştırmalarda bu sürenin önemli bir etkisi bulunamamıştır. Bazı araştırmalarda stresin, insanların kararlar alırken daha bencil olmasına sebep olduğu bulgusuna ulaşılırken, bazı araştırmalarda böyle bir sonuç elde edilmemiştir. Bazı araştırmalar cinsiyetin, stresliyken karar verme davranışı üzerinde önemli bir etkisini bulamamışken bazı araştırmalar tam aksini söylemektedir. Bu çelişkilerden çıkarılan sonuçlara göre, bu konuda daha fazla araştırma ihtiyacı duyulmaktadır. Araştırmacılar, karar verme davranışlarını farklı bağlamlarda değerlendirmeli, stres veren görevleri ve karar verme davranışlarını değerlendiren oyunları veya görevleri zenginleştirmelidir. Stres öncesinde, stres anında, stres sonrasında ve karar verme anında nörobiyolojik ve fizyolojik süreçleri daha iyi değerlendirilmelidir.
Kaynakça
Bendahan, S., Goette, L., Thoresen, J., Loued-Khenissi, L., Hollis, F., & Sandi, C. (2017). Acute stress alters individual risk taking in a time-dependent manner and leads to anti-social risk. European Journal of Neuroscience 45, 877–885.
Pabsta, S., Brandb, M., & Wolfa, O. (2013). Stress and decision making: A few minutes make all the difference. Behavioural Brain Research 250, 39-45.
Porcelli, A., & Delgado, M. (2009). Acute stress modulates risk taking in financial decision making. Psychological Science 20 (3), 278–283.
Preston, S., Buchanan, T., Stansfield, R., & Bechara, A. (2007). Effects of Anticipatory Stress on Decision Making in a Gambling Task. Behavioral Neuroscience 121, 257-263.
Singer, N., Binapfl, J., Sommer, M., Wüst, S., & Kudielka, B. (2020). Everyday moral decision-making after acute stress exposure: do social closeness and timing matter? The International Journal on the Biology of Stress.
Singer, N., Sommer, M., Wüst, S., & Kudielka, B. (2021). Effects of gender and personality on everyday moral decision-making after acute stress exposure. Psychoneuroendocrinology 124.
Starcke, K., Polzer, C., Wolf, O., & Brand, M. (2011). Does stress alter everyday moral decision-making? Psychoneuroendocrinology 36, 210-219.
Verhage, A., Noppe, J., Feys, Y., & Ledegen, E. (2018). Force, Stress, and Decision-Making Within the Belgian Police: the Impact of Stressful Situations on Police Decision-Making. Journal of Police and Criminal Psychology 33, 345–357.
Youssef, F., Dookeeram, K., Basdeo, V., Francis, E., Doman, M., Mamed, D., . . . Legall, G. (2012). Stress alters personal moral decision making. Psychoneuroendocrinology 37, 491-498.


Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.