masadaki yüzler eriyip giderken,
ben, içimin en şeffaf rengini giyinmek istiyordum.
her saat, her sokak, her yabancı bakışta.
bir sirkin kalıntısı gibi dağılıyordu insanlar.
gülüşleri boyalıydı, çatlayıp dökülüyordu,
ben ise sustukça daha çok görünür oluyordum.
ölüm, bir köşede bekliyordu sanki
nefes kadar yakın, omzuma eğilmiş
ve sen…
rolünü hiç bırakmıyordun,
alkışlar arasında büyüyen bir gölge gibi.
hayran kalabalığın parıldarken sana anbean,
ben gerçeğin ağırlığıyla yere çöküyordum.
çünkü bazı ışıklar
insanı aydınlatmıyor, yakıyordu
ve ben,
parçalanmış tüm çığlıkları
tek bir kalpte toplamak istiyordum
yeniden ve yeniden
bir olmak için…




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.