Bu konu, uzun zamandan beri aklımda olan ve üzerinde kalem oynatmak için uygun ve doğru anı kolladığım mühim bir meseleyi teşkil ediyordu benim için. Ve az önce baktım ki konu hatırımdan ciddi biçimde çıkmış ve o zaman anladım ki daha fazla geç kalmadan bu konu üzerine kalem oynatmanın vakti çoktan gelmiş ( ve geçiyor bile).
Bu husus denk geldiğimde bazı zamanlar çileden çıkmama sebep olan önemli bir muhteviyatı barındırıyor. Şöyle ki;
Hep aynı kişiler olmasa da bazı zamanlar birbirine yakın kategorideki tanışlarımın kullandığı bazı cümlelerin içerisinde kurmuş oldukları anlatımın en can alıcı kısmı olarak hep şu söyleme denk geliyorum;
Allah'a emanet yaşıyor adamlar, yazık...
Anlatılan konulara bakıyorsun evet, vermek istedikleri mesajların ifade etmeye çalıştığı önlemi alınmamış meseleler karşısında başa gelmesi muhtemel belalara uğramak her zamanki ihtimallerden çok daha yüksek olabilirlik içeriyor. Ama bu durumları " ALLAH'a emanet yaşamak " mottosu altında mottonun işaret edeceği pozitif şekilde değil, tam tersi istikamette yani negatif perspektifte masaya koyarak kibir ve küçümseme ile karışık bir tavrı sergilemek şu anda yaptığım gibi bence eleştiriye malzeme yapılması gereken bir içeriği barındırıyor.
Yapılması gerekenleri yaparsan kazalara maruz kalmazsın dersen anlarım.
Hatalar, kusurlar göstermezsen yürüdüğün yolda başarısızlıklara ve hüzünlü yaşantı kesitlerine kolay kolay şahit olmazsın, dersen yine anlarım.
Eşşeğini sağlam kazığa bağlarsan yolda kalmazsın, dersen atalarımızın yüzyılllar önce vermeye çalıştığı hayat dersini herkes gibi kolaylıkla kavrarım.
Ama anlatmaya çalıştığın haklı mevzuları " ALLAH'a emanet yaşamak " mottosu içeriğine karıştırıp, oradan ALLAH'ı koruyup kollamada yetersiz bir varlık gibi, insani önlemleri ALLAH'ın koruyup kollamasından daha güvenli şeklinde sunmaya çalışılırsa o vakit bir dakika derim mecburen.
Yani bayır aşağı yürümekte olan bir otomobilin freni patladığında " ALLAH'a emanet " oluyorsun da dümdüz bir yolda seyir halinde yürürken kendini aynı ALLAH'a emanet hissetmiyor musun?
Oysaki biz ALLAH'a emanet dediğimiz zaman bir kimseyi koruyup kollayabilecek en güçlü varlığa emanet ediyoruz. Yeri geldi mi kendimizi, eşimizi, çocuğumuzu ve tüm sevdiklerimizi.
İnsan ALLAH'a emanet olunca kendisini en güçlü, en korunaklı, en güvenli ve en sağlam şekilde hissetmelidir. Eğer ALLAH'ın koruması herhangi bir insanın üzerinden kalkarsa o kişi o zaman endişe edip, korkarak başına gelebilecekler için tedirginlik hissetmelidir.
Yani daha Türkçesi; eğer ALLAH'a emanet olursan bayır aşağı giden freni patlamış o otomobilin içerisinde de daha başka ve daha feceat pozisyonlarda da burnun dahi kanamadan tüm musibetleri kolaylıkla atlatıp geride bırakabilirsin.
Ama ALLAHU TEALA'nın koruması üzerinde bulunmuyorsa o vakit hangi önlemleri alırsan al, hangi ihtimalleri geride bırakırsan bırak başına gelebilecek hiç bir musibeti atlatabileceğinin garantisini asla elde edemezsin. Ondan kaçarsın buna yakalanırsın, bundan kaçarsın şuna tutulursun...
Kendine ve aldığın önlemlere güvendiğinden çok ALLAH'a güvenmelisin ki her işin yolunda yürüsün, üzüntülere, korkulara ve beklenilmeyen ya da umulmayan musibetlere muhatap olmayasın.
Daha da Türkçesi konuşurken kullandığın her cümleye dikkat et!
ALLAH'ın gazabını üzerine çelecek cümleler kurma! ( Bu yazıya konu olan söylem gibi).
Her an gözetim ve denetim altındayız.
Burnun p.ktan çıkmıyorsa orada burada kullandığın kontrolsüz cümlelerini mercek altına al.
Dilin düzelirse hayatın düzelir!
Benden söylemesi :)
Saygılarımla





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.