O artık gökyüzü ülkesinin bütün fertlerince iyice mimlenmiş ve huzurdan kovulmuş olmanın verdiği eziklik ile sokağa çıkamaz hale gelmişti.
Nerede bir meleğe denk gelse yüzünü kapatıp kör noktaların yolunu tutuyor, omuzlarından düşen Azazil ism-i nişanından dolayı gizli göz yaşlarına boğulurken kendisinin bu hallere düşmesine sebep olduğunu düşündüğü Adem babamıza ise her vakit artan bir ivme ile içindeki kinini bileyip duruyordu.
Bir kaç sefer hiç bir şey olmamış gibi, sanki hiç huzurdan kovulmamış gibi eskiyi yeniden inşaa edebilmek için umutsuzca bazı başarısız denemelerde bulundu kendi çapınca ama ne zaman öyle bir şeye yeltense melekler tarafından hor görülüp itekleniyordu tozlu zeminlere yüzüstü kapaklanarak.
Ve artık anladı ki öyle olmayacaktı hiç bir şey...
Madem ki kendisine Şeytan rolü biçilmiş o zaman iblis olmanın hakkını sonuna kadar vermeye adamıştı kendisini.
Nasıl olsa kıyamete kadar izin almıştı yüce ALLAH'tan ve bu uğurda istemiş olduğu tüm ayrıcalıklar da tanınmıştı kendisine büsbütün.
Sadece ALLAH'ın halis kullarına dokunma izni verilmemişti kendisine. Daha doğrusu denese bile o kullara hiç bir etkide bulunamayacağı altı çizili ifadelerle belirtilmişti kendisine. Çünkü onlar kendilerini Yaratan'a sıkı sıkıya bağlı ve iblis e hiç bir açık kapı bırakmayacak kadar yüksek iman ve ahlak ile donatılmışlardı.
Ama Şeytan hiç de umutsuz değildi çünkü biliyordu ki o halis kulların sayısı olabildiğince azdı ve geri kalan tayfa için hiç bir acıma hissi olmaksızın saldırı moduyla harekete geçirecekti kendisini.
Tamam da işe ne zaman ve nasıl başlayacaktı?
En yakın hedef olarak kalbindeki kinini büyüttüğü Adem babamızı ve onun kaburgasından yaratılan Havva annemizi kendisine hedef olarak seçmişti.
İlk hedef onları özgürce yaşamakta oldukları Cennetten kovdurtmak olacaktı.
İyi de nasıl olacaktı bu?
Zamanında nöbet tuttuğu Cennet kapısına geldi ve nöbet zamanlarından arkadaşlık kurduğu yılanla konuşmaya başladı.
Burada ki meleklerin hepsi beni tanır, o yüzden Adem ile Havvanın hallerini görmek için yanlarına gidemem. Ama sen beni ağzında saklarsan o şekilde Meleklere gözükmeksizin yanlarına ulaşabilirim, diyerek eski arkadaşını kandırmıştı İblis.
Yılanın ağzında Adem ile Havva'nın yanına kadar ulaşan İblis, cennet sakinleri olan çiftin içlerine fitneyi işlemeye başlamıştı yavaş yavaş:
Bu ağaç size niçin yasaklı biliyor musunuz? Çünkü eğer bu meyveden yerseniz sonsuza kadar Cennette kalırsınız, o yüzden yasak size bu ağacın meyvesinden yemek.
Adem babamız direniyor, ikna olmuyor ama zayıf bir tarafı vardı babamızın: Eşi Havva annemiz!
Yeminler edip Adem babamızı kandıramayacağını anlayan İblis, rotasını Havva annemize çeviriyor, onu ikna etmeye çalışıyordu. Ve tüm çabalarının sonunda da muradına eriyordu kör Şeytan.
Havva annemiz yasaklı ağacın meyvesinden yiyordu ve bakıyordu ki o yemenin sonucunda hiç bir şey olmuyordu. Artık ikna etme vazifesi Havva annemize geçmişti:
Hadi bak Adem, ben yedim ve hiç bir şey olmadı, sen de ye!
Eşi Havvanın yasaklı ağacın meyvesinden yediğini ve başına hiç bir şey gelmediğini gören Adem babamız ısrarlara daha fazla dayanamıyor ve o da eşi Havva gibi o meyveden ısırık koparıyordu birazcık özgüvenli şekilde.
Ama işler hiç de bekledikleri gibi cereyan etmedi; Adem babamız o ısırığı alır almaz avret yerleri açılıyor ve karı koca ikisi de yakınlardaki ağaç yaprakları ile örtmeye çalışıyorlardı avret yerlerini büyük bir çabayla.
Allahu Teala, Adem kuluna şöyle seslendi bu olay üzerine:
Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır, o meyveden yemeyin diye dememiş miydim ben size?
Hem Adem babamız hem de Havva annemiz özürler dilediler, tövbeler ettiler ALLAHU TEALA'ya. Tövbeler kabul edildi ama karar verilmişti:
Birbirinize düşman olarak inin yeryüzüne, diye...
Şeytan muradına ermiş, kendisi ile birlikte eski dostu yılan ile Adem babamız ve Havva annemiz cennetten çıkartılıp dünyaya indirilmişlerdi.
Adem babamız, güney Asya'da Hint Okyanus'unda yer alan Sri Lanka civarlarına, Havva annemiz ise Suudi Arabistan veya Etiyopya bölgesine indirilmişlerdi.
Tam 200 yıl boyunca yana yakıla birbirini arayan karı koca sonunda buluşmuş, Havva annemiz kendisini bu kadar geç bulduğu için kocası Adem babamıza biraz sitem etmişti bir müddet.
İnsan neslinin çoğalması için ilk çocuklarını çaprazlama evlendiren Adem babamızın bu kararına itiraz eden çocuklarından Kabil, kendi payına düşen zevcesini beğenmeyince kararın yüce Yaratan tarafından verilmesi için kararlaştırılan kurban sunulması fiiliyatında ALLAH'a sunduğu kendi kurbanı kabul edilmeyince kardeşi Habil'i öldürme kararı alır.
Öldürür ve yeryüzündeki ilk katil ünvanını alarak Şeytanın has evlatlarından birisi olur.
Yeryüzünde 1000 yıl yaşayan Adem Peygamber vefat edip toprağa defnedilince ezeli düşmanı İblis mezarına gelir ve insanoğluna olan kinini kusmak için kurt gibi ulumaya çalışırken çakallar gibi çığırır ve o andan sonrası için şeytani planlarını anlatır.
Hz.Adem'in mezarı başına gelen meleklere ve kendi soyuna şunları söyler:
İnsanların yaratılışından beri onları zayıf ve günaha meyilli gördüm.
Ben bu topraktan yaratılan varlığın (Adem'in) yüzünden lanetlenip rahmetten kovuldum.
Şimdi o öldü ancak intikamımı onun soyundan muhakkak alacağım.
Onlara tüm günahları süslü ve güzel göstereceğim, hepsinin ama hepsinin nefislerine uymasını sağlayarak yoldan çıkmalarını sağlayacağım.
Canı en son çıkacak Adem soyuna kadar peşlerini asla ama asla bırakmayacağım.
Bunları söylerken gökyüzüne aslanlar gibi kükrediğini hayal eden İblis, çakallar gibi cırtlak seslerle kulakları rahatsız etmesini umursamamış ve kalbindeki dinmek bilmeyen kinini her an; Sana, bana ve hepimize bileyeceğini o mezarın başında aleni bir şekilde tekrar ilan etmiştir, o anki şahitlerin huzurunda.
Günümüze geldiğimizde o son savaşa hızla yaklaşıyoruz;
Şeytanlar ve insanlar...
Bakalım bu savaşı kim kazanacak?
Adem'in evlatları mı yoksa Şeytanın çocukları mı?
Onlar ' Amelek' tir, hepsini hayvanlarıyla birlikte yok edin deyip, dünya insan varlığını 500 milyon sayısının altına düşürmeye çalışan çipli insan hülyaları kuran Şeytanın soyuna karşı; elinden hiç bir şey gelmese bile kalbinden gelen dualarıyla gökyüzünden zamanın sahiplerinin gelmesini dileyen Adem'in neslinin mücadelesidir bugünümüzde yaşanan her şey.
İblis, gökyüzünden inenlerin ne yaptıklarını layıkıyla bilir...
Saygılarımla





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.