İnsan hayatı çeşitli sürprizlere gebe olabilir. Kimisi çok başarılı olur kimisi ise ne kadar çırpınırsa çırpınsın mutlak başarıya bir türlü sahip olamaz hayatında.
Esasen bunu sadece insanla sınırlamamak lazım, tüm canlılar hatta tüm yaratılmışlarda durum aşağı yukarı böyledir.
Mesela dünyada o kadar kedi vardır ama hiç bir kedi Larry gibi olamamıştır belki hiç hayatları boyunca.
İngiltere Kraliyet ailesinin Başbakanlık konutunda yaşayan bir kedi ile diğer kediler bir tutmayacaklardır kendilerini tabiki.
Larry, bu konfora ulaşmak için hayatı boyunca ne tip mücadelelerin altından kalktı bilmiyoruz belki ama şu anda kendisine özenen o kadar kedi vardır ki muhakkak, ömürleri boyunca Larry gibi olamayacaklarının farkında olmadan kendi hayat kayıklarına mesafe aldırmaya çalışıyorlar binbir çaba ile.
Larry bu konuma ulaşabilmek için ne yaptı, hangi gönülleri nasıl kazandı bilmiyorum ama anlatının tam da bu noktasında sihirli bir âna kendisinin de muhatap olduğundan kuşku duymamak gerekir:
Başlamak!
Hani derler ya " Başarmanın yarısı başlamaktır " diye, bu gerçekten de böyledir.
Kurduğun hayaller ya da kendine çizdiğin hedefler belki hiç de gerçekleşmesi mümkün olmayan gerçeklikleri içeriyordur ama başlamazsan bunun gerçekten de böyle olup olmayacağını nereden bilebilirsin ki?
Evet, tamam. Bu hayatta çeşitli konularda başarısızlıkla sonuçlanmış sayısız hikayeler dökülür hemen önümüze belki ama en az başarısız tecrübeler kadar başarılmış gırla anlatı da meşgul eder dinleyenlerin kulaklarını tebessüm dolu suretlerin içerisinde.
Ve o harika anlatıların en dramatik tarafları belki de sadece başlangıç anlarını kapsıyordur hiç kimseciklerin bilemeyeceği şekillerde.
Anlatılmazsa bilemeyiz belki ama bugüne kadar ki edinmiş olduğumuz sinematik kareografilerden ya da zaman zaman denk gelinmiş olunan bazı mucizevi anlatılardan edinmiş olabileceğimiz bazı tecrübelerin eşliğinde gözlerimizi kapattığımızda bazı şeyleri hayal edebiliriz:
Evet sen kendine inanıyorsun ama kötü olan durum şu ki bu hayatta hiç kimse sana, senin kendine inandığın kadar inanmıyor.
Üstelik başarılı olmuş nice örnekler olmasına rağmen etrafında içine salık verilen cümlelerin büyük bir çoğunluğu yapmamanın akılcıl bir yol olacağı yönünde.
Ve biliyorsun ki bu yolda bir sen varsın bir de seni Yaratan, harici hiç kimse sana el uzatmayacak.
Optimum şartlarda başarılı olacağından o kadar eminsin ki ama yine de içinde ki o dürtü yakanı hiç bırakmıyor:
Ya başaramazsam!
İblis de onu istiyor zaten...
Vazgeçmeni!
" Zaten dünyanın sonuna gelmişiz, anasını sattığımın dünyasını ben mi kurtaracağım anasını satayım ", demek geçiyor belki içinden ama bir de madalyonun öbür tarafı var.
Ya gerçekten de kurtuluş senin o ilk adımı atıp atmamana göre hayat bulacaksa o zaman ne olacak?
Evet zor. Ve inan bu zorluğu ilk tadan sen olmayacaksın.
Belki başlayınca geceni kabuslarla dolduran tüm o korku erleri ellerini kollarını yakandan sonsuza kadar çekip seni tamamen rahat bırakacaklar.
Belki başlayınca sadece düşmanlarını çatlatmakla yetinmeyeceksin, içten içe seni geri çekmeye çalışan içindeki en büyük düşmanını yeneceksin, nereden biliyorsun BAŞARAMAYACAĞINI?
Derin derin nefes al ve korkma!
İlk başlayan sen değilsin ve son da sen olmayacaksın!
Korkma!
Başla!
( İşin, gücün, amacın her ne olursa olsun )
Saygılarımla




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Her şey ilk adımla başlar👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Çok teşekkür ederim üstadım