Hep bir şeyler eksik, hep bir fincan kahve soğumuş,
Dudağımda yarım kalmış bir türkü, sanki unutulmuş.
Evde sanki ben yokken birileri gizlice gezmiş,
En sevdiğim çiçeğin yaprağını, sanki rüzgâr değil,
Bir hayal kırıklığı eğmiş.
Hep bir şeyler eksik,
Pencereyi açıyorum, dışarıda bir şehir boyu boşluk,
Sanki dünya bir düğmeyi iliklemeyi unutmuş da
Bütün hayatlar potluk yapıyor üstümüzde,
Bir hüzün, bir telaş, bir burukluk.
Hep bir şeyler eksik,
Mesela şu eski hırkamın cebinde bulduğum bir bilet,
Hangi istasyona giderdi, hangi şehre?
Hatırlamıyorum.
Hatırlamak, zaten en büyük eksiklik değil mi bazen?
Birini sevmenin ortasında,
Tam "tamamlandım" derken,
İnsanın kendine yabancılaşması bir akşamüstü.
Hep bir şeyler eksik,
Bütün porselen tabaklar kırık,
Bütün masalar eksik bir sandalye kadar ıssız,
Bizim kalbimiz, hep bir yamalı bohça gibi
Yarım kalmış bir şiirin,
Son dizesini bekliyor sanki.
Hep bir şeyler eksik,
İçimde hiç geçmeyen bir çocuk, durmadan ağlıyor.
Dünya bir türlü üzerime dikilmiyor,
Boynum bükük, ruhum biraz sökük.
Tanrım, ben bir bütün olursam,
Hangi kırığımdan sızacak o mübarek ışığın?
Ben, en çok eksik olduğum yerimden kanıyorum.
Tuğba MARTİN




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Ben,en çok eksik olduğum yerimden kanıyorum. 👏
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.