Hiç vücudunuzdan beş organı söküp yola devam etmek zorunda kaldınız mı?
Diyeceksiniz ki, neden sökelim? Onlarla beraber devam ederim. Peki bunun olanağı yoksa? Ya organlarla birlikte ruhunu bir kafese hapsedeceksiniz ya da o beş organı arkanızda bırakıp gideceksiniz.
Hangisini seçerdiniz?
Bu soruya hemen cevap vermek kolaydır.
Zira insan, henüz içinde bulunmadığı bir ihtimal karşısında kendinden çok emin konuşabilir. Lâkin bazı soruların cevabı, ancak o sorunun tam ortasında kalınca verilebilir.
Yokluklarının hissettirdiği boşluk ve acıyla yelken açıp ruhunuzun nefes alacağı bir limanda demir atmayı mı?
Organlarınızın varlığına şükredip bulunduğunuz yerde sebat etmeyi mi?
Bu iki yolun birine doğru, diğerine yanlış diyebilir miyiz?
Ya da şöyle sorayım: İlkini seçeni yargılar, diğerini ise tebrik mi ederiz?
Ya da ilkini seçeni cesaretinden dolayı takdir edip diğerine korkak olarak mı bakarız?
Hepsi mümkün.
Ve bu da bize tek bir doğrunun olmayacağını gösteriyor. Belki de insan en çok hayatı, herkes için geçerli tek bir doğru üzerinden okumaya çalıştığı için yanılıyordur. Halbuki insanın her koşul altında kendi tutumunu seçme özgürlüğü vardır.
“Ayakkabısı ayağını sıkan kişi, nerede acıdığını en iyi bilendir.” Der Jung.
Yani aynı yük, farklı omuzlarda aynı ağırlığı taşımaz. Aynı yara, her bedende aynı acıyı bırakmaz. Bu yüzden aynı karar, iki farklı insan için bambaşka anlamlar taşıyabilir.
İki yol da engebeli.
İki yol da mücadele ister.
Biri eksilmenin acısıyla harmanlanmış “terk” kelimesinin vicdanda açtığı suçluluk duygusunu heybesinde taşıyarak fırtınada yelken açmanın mücadelesi…
Bazen geriye bakma isteğine rağmen yürümeye devam edebilmenin mücadelesi…
Bazen de ardında bıraktığın sessizliğin ömür boyu seninle konuşmasına razı olmanın…
Diğeri yerinde duran organlarına sarılmış konforlu bir hayatın içinde nefessiz kalmış ruhuna nefes arama mücadelesi…
Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey eksik görünmeyebilir. Ama insanın en derin eksiklikleri çoğu zaman gözle görülemez.
İkisinin de acısı küçümsenemez.
Biri diğerinden daha zor ya da daha kolay ayırdımı yapılamaz. Yalom’a göre acı kişiye özgüdür, karşılaştırılamaz.
İki yol.
İkisi de yorucu.
İkisi de eksiltiyor.
Biri giderken…
Diğeri kalırken…
Acının yalnızca biçimi değişiyor.
Kimin doğru yaptığına karar vermek kolay.
Kimin ne yaşadığını bilmenin ise mümkünatı yok.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.