Demirlerin Arasında Bir Pırlanta
Bir insanı tanımak için aynı dünyadan gelmeye gerekmiyor…

Keşif
Bir insanı tanımak için aynı dünyadan gelmeye gerekmiyor…


Her insan aynı yükü taşımaz. Aynı yara herkeste aynı acıyı bırakmaz. Bu deneme, görünmeyen mücadelelere ve tek bir doğrunun olmayabileceğine dair bir düşünce yolculuğu.

Her gün aynı duyguyla uyanmıyoruz. Bazen içimiz coşkuyla taşıyor, bazen söyleyeceklerimiz boğazımızda düğümleniyor. Kimi gün hayatın karşısına dimdik bir ünlem gibi çıkıyoruz, kimi gün ise üç noktanın belirsizliğinde …

Belki de insanın en büyük düşmanı hayat değil, hayattan bekledikleridir. Çünkü hayal kırıklığı, çoğu zaman gerçekliğin değil; beklentilerimizin yıkılışının adıdır. Beklenti, geleceğe duyulan umut kadar, bugünü kaçırmanın da en sessiz yoludur.

Bir yol düştü içime, sessiz ve uzun, Yarım kalmış mevsimler yürüdü peşimden. Bıraktım taşımaktan yorulduğum göğü, Kendime varmak için çıktım kendimden.

"Dönebilseydim eğer, o günkü sizleri yaşatmak için bugünkü beni öldürmeyi göze alamazdım. Yapamazdım."

Çamur burada yalnızca bir madde değil; insanın varoluşsal durumunun metaforudur. Toprak kadar katı, su kadar akışkan olmayan insan; ikisinin arasında, sürekli değişen ve yeniden biçimlenen bir varlıktır. Var olmak, bitmiş olmak değil; her gün yeniden kurulmak ve değişmektir.


Sayfa 1 / 4
