Yapabilseydim eğer, dönebilseydim o güne...
Kırar mıydım kolumu kanadımı? Öyle bakıp da hiç bakmamış gibi yapar mıydım? Kor ateşten lokmayı neden hep ben yutuyorum diye sövmez miydim kadere? Çatlatır mıydım gözlerimin ferini?
İnsanları kurtarmak için kendimi feda eder miydim mesela? Onlar yüzeye çıkabilsin diye ben denizin en dibine batar mıydım? Bırakın merdivenleri, asansörleri... Ben, dönebilseydim o gecelere, camlardan, pencerelerden atardım kendimi aşağı.
Dönebilseydim eğer, o günkü sizleri yaşatmak için bugünkü beni öldürmeyi göze alamazdım. Yapamazdım.
Yarına dair ne varsa, kendi ellerimle ampute bırakamazdım.
Peki kaburgalarımı kıran, burnumun direğini sızlatan o acı neydi?
Bir daha asla dönemeyeceğim gecelerin yasını tutmak mı? Yoksa sizin durmadan kendi mezarınızı kazıp küreği her seferinde benim elime vermeniz mi?
Yapabilseydim eğer... Dönebilseydim...
Ama yapamazsın işte. Geçmişe dönemezsin.
Ve dönemediğin her gün, her karar, her suskunluk, iliklerine işleyen kara bir lekeye dönüşür.
Sonra anlarsın; bazı yaralar kapanmaz, sadece insanın içinde yaşamayı öğrenir.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.