YazYorum
Roman28 May 2026

İswayhout: Köprü Güncel

ÖNSÖZ Her hikâye bir yolculuk taşır. Bazıları bir sona ulaşır, bazıları ise yeni yolların kapısını aralar. İSWAYHOUT: Köprü, yalnızca tek bir olayın değil; düşüncelerin, seçimlerin ve birbirine dokunan hayatların izlerini taşıyan bir anlatıdır. Bu evrende hiçbir detay tamamen kaybolmaz.

Samet KARA|28 Mayıs 2026|4 dk okuma
184 görüntülenme|0 yorum

BÖLÜM 1 — ELLİE, İswayhout, Neotriz, Yankı

...GİRİŞ

Tın...Tın...Tın... Sesleri bu şehrin ortak paylaşım alanı kabul görmüştü. Bir kurye...Bir kasiyer... Bir müşteri... Aynı ritimde bağdaşıyor, duyguları frekansın derin bilinmezliğinde birleşmekteydi.

Ellie yapmış olduğu müdahaleden sonra, derin bir uykudaydı. Onu uyandıracak olan manevra, Ellen’in kalbinde yatıyordu.

Uyumakta olan Ellie’nin kalbi, rüyada gerçek bir insan kalbinin atmış olduğu nabız atışı gibi dalgalıydı. Kabuslar misafiri olmadığı müddetçe ritim tutacaktı.

“70 BPM 77 BPM 84 BPM” onun akış rotasıydı.

Dakika başı vuruşta nabzının üç ölçekte değişmesi, Ellie’yi sakin bir kız... Gerilmeye yakın bir kız... Ve heyecanlı bir kız yapıyordu. Uykusu tatlı rüyalar bölmesine girmişti. Orada kabus yoktu. Orada mutlu rüyalar oteli vardı. Yaratmış olduğu yeni dünyayı, hasarlı hissettiği İswayhouttan keşfetmeye başlıyordu.

Her şey onun için sıradandı. Ama doğumundan sonra 18 yaşında travmasıyla tanışması gerekecekti. Bebeklik ve çocukluk anılarından sonra gelen travmanın yaratacağı yıkım ağırdı. Ona dehşet verecekti.

Çünkü insan zihni her şeyi en erken ve bir çırpıda öğrenmeye meyilliydi. Mekanikte geciken verinin, işlevsiz hale geliyor olması gibi insan mekaniği de bu fıtratta çalışıyordu.
****

Ellie, hep hayaliyle büyüttüğü kardeşiyle olmayan anılarına tutunuyordu. Hala uykudaydı ve içi huzur doluydu. Sonra Ellie sıcak hava balonlarında hayalini kurduğu gerçekliği yavaşça yaşamaya başlıyordu.

Gökyüzü maviliğinde, havanın nem oranının ‘%90,9’ ölçüldüğü yerde... ‘‘Ellie, aşırı terlemişti.’’

Alnından akan su damlacıkları tenini siliyordu. Yüzünü sildi. Koştu. Bir sıcak hava balonunun içerisine girdi.

Yanında ne görevli bir ekip ne de başka hiç kimse yoktu. Sadece o vardı. Sadece gökyüzünde uçan bir hava balonu ve içerisinde kardeşine benzeyen, sarı saçlı, mavi gözlü, yüzünün elmacık kemiğinde, siyah nokta olan bir kız çocuğunu görüyordu.

Onu uzaktan seyretmek yerine, daha yakından seyretmek istiyordu. Yaklaştıkça yüzünü tanımlamak istiyordu. Belki de uyandığında, artık!

Kardeşimin bir yüzü var demeyi arzu ediyordu. ‘‘18 yaşındaki...Ellie.’’

****

Ama rüyasına yabancı cisim dahil olmuştu. Bu cisim karanlık mıydı? Beyaz mıydı? Bulutların atmosferden taşınmaya başlanmasıyla, şimdi atmosfer terk edilmiş bir şehrin temizliği gibi berraktı. Her şey o kadar netti ki.. Teleton—Mezojon tabakaları yeryüzünden görünüyordu. Gökyüzü kendi rezonansını yaşıyordu.

‘‘Ellie o an, düşündü...’’

Bu balonu kapasitesinin daha yukarısına kaldırabilirim? Hemen işe girişerek, balonun direklerine asılarak, balonun tepesinden bir yuvarlak delik açtı. Oraya daha hafif, daha yırtılabilir olan brandayı iplerden geçirerek bağladı. Atmosferin kendi çekim kuvvetinde asılı kalmayı amaçlıyordu. Tehlikeli ve riskliydi. Ama o kızı görmek için, o kız ile mesafeyi eşitlemek için bunu yapmalıydı.

‘‘Cesursun Ellie... Gel buraya.’’ Bir nebzede olsa tek duymak istediği şey buydu.

****

Bu düşüncelerini ise bilincinden geçiriyordu. Kendisini motive edecek dengeyi yakalayan Ellie, sıcak hava balonunun üzerinde hızla yükselmeye başlamıştı.

Birdenbire, yakalandığı hava akımıyla birlikte Ellie’nin bilinci rüyasının sınırlarını aşmıştı. Yaşadığı karışıklıkta, uykuda olan Ellie’nin gözleri, fiziksel zamanda yarı açıktı. Gözlerinin kıpırdadığını gören o adam cüretkar bir sesle bağırdı!

Sakın!

****

Tek kelimenin verdiği ağırlık yakıcıydı. Sanki kaza yapmış bir insanın yoğun bakımdan uyanırken, narkoz etkisinden ilk kurtuluşunun ardından gelen o ‘aramıza tekrar hoş geldin’ sözü gibi bir durumun içindeydi bir şeyler... Tam olmamışlık... yarım... hissedilen bir şeyler vardı.

Tıpkı nem oranının 90.09 da olması gibiydi bazı şeyler... Evrenin o meşhur, fraktal sayıları yine devredeydi.

WOO... Rezonansı 9.0.0.9 numaraları ile tam kalibre de çalışıyordu. WOO...

O kesinlikle benim kardeşim, uykudayken fısıldayışlarını duyuyorlardı...

Ellie’nin bedeni hiç tepki vermiyorken, onun konuşmalarını dinleyenler uyandırmak ve uyandırmamak arasında kalırken nabız atışları 84 BPM den 66,6 BPM'ye kadar düşmüştü. Sınır olan 70 BPM’ den 3,34 gerideydi. Bu hız, evrenin Dünya ile Mars arasındaki yolcuğuna neredeyse eş değerdi. Sanki Mars’ın rezonansının ötesinde ki, gezegende Nyen yıldız sistemlerinin halkalarında geziniyordu...

—Ellie, Fiziksel zamanıyla bilinçsel zamanı; zekasıyla aynı anda yaşıyordu. Yanındakilerde yüksek konseptli bilim adamlarıydı. İswayhout’un Neotriz tepesinde denek olan Ellie’nin tek amacı kardeşini hatırlayacak olduğu yüzdü. Yüz bulmaktı.

****

O zamanlar İswayhout neşeli bir şehirdi. Köprüleri / / / şeklinde yapılıydı. Yatay bir şehrin mühendisliğini yapmak ise yüksek ölçekli bir görsel zekayı gerektiriyordu. Bu şehrin rüzgarları, maddeyle özdeşleşiyordu... Binlerce rüzgar türbinleriyle kendi ışık enerjisini sağlayan İswayhout, yakın gelecekte ıssız, sessizliğe gömülmüş bir coğrafyaya dönüşmüştü.

Şehrin bu denli çökmüş olmasının altında, yine insanlar vardı. Kullandıkları nükleer silahlar, Neotrizi ve İswayhoutu terk edilmeye mahkum bırakmıştı.

Çökümden sonra buraya keşifler için geliniyordu. İlk başlarda iyilik için amaçlanan projenin, insanlık dışı deneylere evrilmeye başlanmasının ifşalanması ile beraber nereden geldiği belli olmayan silahlar, sönümleyici sistemlerle engel olunamamıştı. Belki coğrafyanın üzerinde bomba patlamamıştı ama... Sönümleyici silahlar içine çektiği kinetik enerjiyle, şehri adeta radyoaktif bir frekansa döndürmüştü. Zehir olan bir bölgede yaşanılması nefes alınabilmesi imkansızdı.

****

Ardından gözler tekrar Ellie’ye çevrilmişti. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Onun dudaklarında ki parlaklık, sanki gelecekteki şehrin yontulduğunu söylemeye çalışıyordu. Ekip o an ona odaklanamamıştı. Orada bulunan yetkililer:

‘‘Bunu siz mi yaptınız?’’ Neden uyandırdınız diyerek sağa sola sözlerini kusarken...Ellie şaşkın ve bir o kadarda huzur dolmaktaydı.

Sistem objektif.

Panelde görünen bu yazı sonrası ekip kendileriyle yüz yüze gelip bir kaç bakış attıktan sonra; hemen onu soğuk bir duşa soktular.

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Roman11 Haz 2026

Neotriz L & S (Bölüm I)

Bu bölüm Kür Evreni'nin mimarı tarafından yazılmıştır. Telif hakları saklıdır. Kronolojik olarak ana seriden önce bağımsız okunabilir.

Samet KARA·3 dk·0·91