Gece, alnıma isten bir mühür vururken,
rüzgâr beni unuttu sessizlik büyürken.
Bir ömür taşıdığım gölgeler omzumda,
sadece kendime sürgünüm.
Çatlayan aynalarda yüzümü aradım,
kırılan her parçada biraz daha kanadım.
Zaman, paslı bir bıçak gibi geçti içimden.
Ölmedim... ama bin defa eksik uyandım.
Kuşlar göğe değil, içime göç ettiler,
kanatlarında suskun ve soğuk mevsimler.
Her vedanın ardından bir şehir yıkıldı
küllerime karıştı en eski takvimler.
Ey kader! Hangi günahın yankısı bu yük?
Niçin her bahar bende sonbahara dönük?
Bir çiçeğin ömrüne sığmadı bekleyişim,
köklerim göğe uzandı, dallarım hep kırık.
Gece de yorulur omzumdaki gölgede.
Küllerim, rüzgarın avuçlarında savrulur
yanıp biten her ateş kendi içinde son bulur.
Ve küller konuşursa,
acı kendine mezar olur.




Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
İlk yorum için alan hazır
Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.