YazYorum
Felsefe23 Nis 2026

Nedensellik Kavramı Üzerine Bir Bakış

David Hume'ın bakış açısından nedensellik kavramı üzerine bir inceleme.

Ali Ramazan Kırıkparmak|23 Nisan 2026|4 dk okuma
186 görüntülenme|16 beğeni|2 yorum

Nedensellik kavramı bilim felsefesinde en çok tartışılan konulardan birisidir. David Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme kitabında nedensellik kavramını eleştirel bir bakış açısıyla ele almıştır[1]. Hume’un nedensellik analizi, felsefe tarihinin en kapsamlı, en geniş eleştirel analizlerinden birisidir. Neden kavramının herhangi bir izlenimi yoktur. Zihnin çağrışımsal işlemesinin bir sonucu olarak oluşmuştur. Nedensellik kavramı en temelsiz kavramlardan biridir.

Öncelikle nedensellik tasarımının temelini ve hangi kaynaktan meydana geldiğini incelemek bu bağlamda oldukça önemlidir. Nedensellik, olayların veya nesnelerin bir nedeni olduğunu ve aynı şartlar altında aynı nedenlerin aynı sonuçları üreteceğini ifade eden bir kavramdır. Ayrıca nedensellik, bir nesnenin varoluşunu başka bir nesnenin varoluşunun takip etmesidir. Bu sonuçlar deneyim ve gözlemlerle elde edilebilir. Hume’a göre nedensellik tasarımı, nedenler veya sonuçlar olarak düşünülen nesnelerin arasındaki bir ilişkiden üretilmiştir[2]. Bu ilişkinin iki farklı temeli varsayılır. İlk temel, tüm nesnelerin bitişik olduklarını ifade etmekle birlikte bu nesnelerin zamanı ve yeri farklılaştığı zaman nedenselliğin varlığından bahsetmenin mümkün olmadığını söyler. İkinci temel ise bir tür çıkarım veya akıl yürütme ile de ortaya konulabilen ardışıklıktır. Buna göre, neden her zaman sonuçtan önce gelmelidir. Neden, sonucu ile eş zamanlı olursa, bütün neden sonuç ilişkileri eş zamanlı olmak zorundadır ve bu mümkün değildir. Varsayılan bu iki temelin dışında bu temellerden daha önemli olan bir ilişki vardır ve bu zorunlu bağlantıdır2.  

Bütün akıl yürütmelerde, kanıt gösterilmeksizin kabul edilen bir ifadeye göre var olan her şeyin bir varoluş nedeni vardır. Ancak bu ifade sezgisel olarak kesin değildir. Bir akıl yürütmeye göre, var olan şeyin varoluş nedeni yoksa şey kendinde var olur yani şey kendi kendisinin nedenidir ve varoluştan önce var olmak zorundadır ancak bu ispatlama da pek mümkün değildir. Başka bir tanıtlamaya göre, nedensiz olarak var olan şey hiçbir şey tarafından meydana getirilmiştir. Ancak hiçbir şey, bir şey olamayacağı gibi bir neden de olamaz. Hume bu tanıtlamalar gibi, nedenin zorunluluğunu ispatlamak için yapılan bütün akıl yürütmelerin sonuçlarını aldatmaca ve safsata olarak görür[3].  

Nedenlerden sonuçları çıkarsadığımızda, bu nedenlerin varoluşlarını meydana çıkarmak zorunludur. Bunun için yapılması gereken sadece iki farklı yöntem vardır. İlk yöntem belleğin veya duyumların izlenimlerini irdeleme yoluyla nedenlerin varoluşunu ortaya koymak. Diğer yöntem ise diğer nedenlerden çıkarım yapmak ancak bunun içinde nedenleri ortaya koyarken aynı yöntemlerin yapılması gerekir. Yani izlenimden veya nedenlerden çıkarsama yapmak zorunludur ve bu çıkarsamalar ya duyumsadığımız bir nesneye ulaşana kadar devam eder ya da sonsuza kadar devam edebilir. Çıkarsama yapmaya sonsuza kadar devam etmek mümkün değildir. Hume’a göre neden sonuç bağlantıları belli bir izlenimden meydana gelmişlerdir, ancak bütün akıl yürütmelerinde, bellek veya izlenimin herhangi bir etkisi olmadığında ulaşılan sonuçlar temelsiz ve hayal ürünü olacaktır[4].  

Hume’un bu eleştirel analizi hem kendi döneminde hem de sonraki dönemlerde çok konuşulmuştur. Kimi insanlar onun eleştirel analizini saçma bulurken kimi insanlar bu analizi kurtarıcı olarak görmüşlerdir. Kant’a göre bu zıt görüşlerin ve Hume’un tam olarak anlaşılamamasının sebebi metafiziktir[5]. Ayrıca Hume’un ağdalı dili, söylediklerinin birçok alana çekilebilmesi ve herkesin kendi çıkarına göre yorum yapabilmesinden dolayı zıt görüşlerin çıktığı söylenebilir.

Hume’un bu eleştirisi sadece nedensellik üzerine değil ayrıca nedenselliği temel alan bilimsel anlayışa da bir eleştiridir. Daha sonra ortaya çıkan Kuantum ve Rölativite teorileri Hume’un görüşlerinin epistemolojik değerini göstermiştir5. Çünkü Hume’a göre neden ve sonuç arasındaki ilişkinin kesinliği ispat edilemez[6]. Hume, Newton’un doğa bilimlerinde getirdiği devrime benzer bir devrimi insan doğasında felsefi anlamda getirmek istemiştir. Ancak getirdiği anlayış daha çok kuantum epistemolojisine paraleldir. Albert Einstein, Niels Bohr ve Werner Heisenberg gibi fizikçilerin geliştirdiği bu teorinin sonuçlarına bakıldığında klasik nedensellik yasasının artık işlemediği görülür. Bu anlayışla birlikte uzay, zaman, nesne ve nedensellik kavramlarında yeni değişiklikler meydana gelmiştir5. Ayrıca söylenmesi gereken şeylerden birisi de Hume’un görüşlerinin Kant’ı önemli derecede etkilemesidir. Tuncar Tuğcu “Kant kendisine ufuk açan Hume’un şüpheciliğinden, olgular üzerine olan bilgilerimizi kurtarabilmek için transandantal idealizmin kurucusu olacaktır” tespitinde bulunmuştur[7].

[1] David Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, çev. Ergün Baylan (Ankara: BilgeSu Yayıncılık, 2009).

[2] Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, 63-64.

[3] Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, 66.

[4] Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, 68-69.

[5] Emin Çelebi, David Hume’da Nedensellik Bağlamında Ahlak ve Hürriyet Problemi, (Doktora tezi, Selçuk Üniv, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 2008). 

[6] Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, 65.

[7] Tuncar Tuğcu, Batı Felsefesi Tarihi, Alesta Yay., Ankara 2000, s. 528.

Tartışma

Yorumlar

2 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Devam et

Benzer yazılar

Felsefe11 May 2026

Vazgeçmek insanı köreltir mi?

Hayatımız düz çizgide ilerlemediği gibi, parçalı da ilerlemez. Tercihlerimiz belli bir alan içinde kısıtlıdır. Ne yaparsanız yapın, piramitin üstünde olacağınız yazılmadıysa olamazssınız. Ama piramidin basamakları sizin elinizdedir. Bunu vazgeçmeyerek başarır insanoğlu.

Samet KARA·1 dk·6·4·97
Felsefe15 Nis 2026

İnanç Zafiyeti

İnancın özündeki güzel ahlak ve samimiyetin, gösterişli ibadet ve söylem fazlalığı içinde nasıl zayıfladığı üzerine toplumsal bir deneme.

ÖZER YILMAZ·3 dk·12·0·148