Bazı geceler vardır; sabah hiç olmayacak zannederiz. Öyle gecelerdir ki karanlık gökyüzünde değil ruhumuzdadır. Bazı acılar öylesine ağır gelir ki yalnızca acının içinde nefes almaya çalışıyoruzdur. Öyle ağır bir yük vardır ki üzerimizde sanki hep öyle kalacak gibi gelir sanki hiç geçmeyecek gibi.
Omuzlarındaki yük öylesine ağırdır ki onu bir ömür taşıyacakmışsın gibi gelir. Gece boyu saniyeler saatler gibi gelir;kalp ağrısı,mide bulantısı kendinizi kaybetmiş gibi hissettirir ama asıl kaybedilen o kişidir. Kalbinin tam ortasında tarif edemediğin bir boşluk vardır. Ne kadar uğraşsan da o boşluğu dolduramazsın. Çünkü bazı eksikler hiçbir şeyle tamamlanmaz. Kendini kaybetmiş gibi hissedersin. Ama aslında kaybettiğin kendin değil o kişidir.
Bir insanı, araya ölüm girmeden kaybetmenin ağırlığı ölüm kadar zordur. Çünkü hayattadır ama senin hayatında artık yoktur. İşte insanı en çok da bu yaralar. Yaşıyor olduğunu bilirsin ama hayatına dokunamazsın. Sesini duyamaz, gözlerine bakamaz, en çok ihtiyacın olduğu anda onu arayamazsın. Kalabalıkların içinde bile yalnız hissedersin kendini. Çünkü bazı insanların yokluğu, bütün kalabalıkları susturacak kadar büyüktür.
İşte o geceler sabaha ermez. Saniyeler saatler gibi geçer. Her geçen saniye kalbine saplanan yeni bir bıçak gibidir. Keşkelerle dolu bir gecedir o. Keşke bir kez daha konuşabilseydim, keşke son kez sarılabilseydim, keşke her şey farklı olsaydı...
Sonra bir şekilde sabah olur, sabah uyanırsınız ilk birkaç saniye beden unutur yaşananları ama hatırladığı an sanki aynı acıyı tekrar yaşarsınız o kişiyi sanki tekrar kaybedersiniz.
İnsan zamanla acının geçeceğini söyler kendine. Çevrendekiler de öyle der. "Zaman her şeyin ilacı." derler. Oysa bazı yaraların ilacı zaman değildir. Zaman sadece insanı yaşamaya mecbur bırakır. Bazen yokuş bazen uçurumda yaşamaya. Acı şekil değiştirir ama yok olmaz. Sadece acıyla yaşamayı öğrenirsin herkesten fazla gülersin hiçbir derdin yok gibi görünürsün ama bunlar sadece birer maskedir insanlar dertsiz tasasız hatta belki şımarık olduğunu bile düşünür ama bazen en çok gülen kişiler omuzlarında en büyük ağırlığı taşıyanlardır. Çünkü o kadar çok içine içine ağlarlar ki dışarıya akıtacak gözyaşı kalmaz çok güçlü görünseler de gözyaşlarını silemezler.
Bazen insanları bize ne yapmış olurlarsa olsunlar kafamızdaki küçük odacıklara hapsederiz bu da acıyı unutmayı zorlaştırır o insan artık hayatında değildir ama kafanın içindedir. Belki de en zor olan budur. Unutamamak değil; unutmak istememektir. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan gitse de kalbimizden hiç gitmez. Bir kız çocuğu babasını nasıl unutabilir ki... Ve bazı sabahlar, ne kadar güneş doğarsa doğsun, insanın içinde gece olmaya devam eder.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
"hangi gün vardır sabah olmadı ki" diyerek bir sabah güneşiyle iyileşmeye başlamalıyız bazen de... eline sağlık canım ❤️
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Acı bitmez,gitmez evet ama onun şeklini değiştirip hayatımıza devam etmek de bizim elimizde.Eline sağlık canım.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Hiç bir acı geçmiyor. Yaralarımızda farklı değil. alışıyoruz acıya acıyla yaşamaya. Dile kolay deniyor. Yürek sızısını anlatmaya lisan yetmiyor. Karanlık sandığımız zamanlarda insan hep arıyor bir hüzmeden sızın ışığı. Çok güzel kaleme dökmüşsünüz tebrik ederim.
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.