YazYorum
Deneme27 Eyl 2026

Son Jeton, Son Şarkı

Bir adam bir şarap ve bir plakla 13 dakikalık bir empati

Münferit Arıza|27 Eylül 2026|2 dk okuma
11 görüntülenme|0 yorum

Bir sabah uyanıyorsun ve oyunun bittiğini, o son jetonun da harcandığını fark ediyorsun. Öyle dramatik bir an, bir sinir krizi, alkolün ya da maddenin getirdiği anlık bir hezeyan değil bu. Gayet aklı başında, gayet ayık ve pürüzsüz bir kabulleniş. Yaşam defterini kapatma vakti geldi.

Uzun zamandır böyleyim aslında. Eskiden sabahları neşeli uyanan, güne enerjik başlayan o adam gitti; yerini her sabah aynı gri ve ağır fikirle gözlerini açan biri aldı. Çark dönmüyor artık. Hayatın geri kalanına devam etmek için o içteki motoru ateşleyecek tek bir kıvılcım bile bulamıyorum. Kısır döngü dedikleri şey tam da bu; kırmaya çalıştıkça daha çok yoruluyorsun. Ve ben artık kırmak için parmağımı bile kıpırdatmak, işime gücüme, o çok sevdiğim insanlara enerji harcamak istemiyorum. Umudumu, o ince ışığı kaybettim.

Sakın ola ki şikayet ettiğimi sanmayın. Hayatı sonuna kadar sömürdüm diyebilirim. Şahane dostlar biriktirdim, çok güzel kadınlar tanıdım, doyasıya, gözüm arkada kalmadan aşk yaşadım. Aklı başında hiçbir adamın hayır diyemeyeceği ayrıcalıklar, zevk aldığım işler, güzel insanlar... Eğer ortada taşan bir bardak varsa, o bardağı taşıran son damlaları birilerinin üzerine yıkmanın, suçu başkasına atmanın âlemi yok. Her şeyi tükettim. O nazik, neşeli, eğlenceli ruhu korumak artık benim için devasa bir yüke dönüştü. Ve bu tükenmişlikte, karanlıkta el yordamıyla yeni baştan bir şeyler inşa etmeye çalışmak, dünyanın en katlanılmaz, en sıkıcı işi gibi geliyor.

Hazır dükkanı kapatırken, şu bitiş jeneriğinin sıkıcı formalitelerini de aradan çıkaralım. Benim gökyüzüne ya da yeraltına kesilmiş hiçbir gişe biletim yok; o yüzden beni dar bir ahşap sandığa kilitleyip üstüme toprak örtmeyin. Üzerime dikilecek o soğuk, kibirli mermer taşları, ezberden okunan melodilerle kurulan o yas panayırları benim sahneme ait değil. İçinden çekip gittiğim bu eski kostümü bilimin terzilerine verin; belki kemiklerim, hayatın matematiğini çözmeye çalışan çocuklara yeni bir oyun arkadaşı olur. Ya da bırakın beni derin sulara, denizin dibindeki sessiz kalabalığa bir ziyafet çıksın. Haritada adımın yazılı olduğu bir koordinat, kimsenin gelip pazar hüznünü katlayacağı bir adres istemiyorum. Zaten yeterince yorucu olan bu döngüde, arkamda bir de dikili bir taşın ağırlığını bırakmanın hiçbir lüzumu yok.

Arka planda Ella Fitzgerald çalıyor şimdi. "Every time we say goodbye...". Kadehimde kırmızı şarabım, parmaklarımın arasında usulca yanan bir sigara.... Yavaş yavaş süzülüyorum sona doğru. Hayatın o tatsız kısımlarını saymazsak, aslında muazzam bir partiydi. Çoğunuzu çok sevdim. Aşkla yaşayın. Hayatınız bir Ella Fitzgerald şarkısı gibi olsun; ince, zarif, tutkulu ve dolu dolu.


Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar