Bugün yola çıkacağım.
Neler götürmeli insan
uzun bir yolculuğa,
diye düşündüm.
Tozlu bir rafta
eski bir heybe buldum.
Yılların sessizliğini silkeledim üzerinden.
İçine önce ihaneti koydum.
En geniş yeri o aldı.
Ardından vefasızlığı…
Yalanları…
Kırgınlıkları…
Hayal kırıklıklarını…
Suskunlukları…
Yarım kalmışlıkları…
Söylenememiş sözleri…
Bir de affedemediğim ne varsa
onları koydum en dibine.
Üzerlerine bir avuç tuz serptim,
kokmasın diye.
Ağzını sıkıca bağladım heybemin.
Omzuma aldım.
Yola çıktım.
Denize doğru yürüdükçe
heybe ağırlaştı.
Omuzlarım çöktü,
adımlarım yavaşladı.
Tam o sırada
sen çıktın karşıma.
“Heyben ağır,” dedin.
“Ver, birazını ben taşıyayım.”
Bilmiyordun
içindeki ağırlıkların adını.
Yine de sustun,
yanımda yürüdün.
Limanın ucunda
küçük bir gemi bekliyordu beni.
“Ben de geleyim,” dedin.
Başımı salladım.
“Yok…
Bu benim tek başıma çıkmam gereken yol.”
El salladın.
Ben gemiye bindim,
sen kıyıda kaldın.
Deniz büyüdü.
Kıyılar küçüldü.
Gökyüzü ile su birbirine karıştı.
Kaç gün geçti, bilmiyorum.
Sonra denizin tam ortasında
kaptanın sesi duyuldu:
“Artık bırakma zamanı.”
Heybemin ağzını açtım.
Tuz serpmeme rağmen
içindekiler çoktan kokmuştu.
İlk yalanı çıkardım.
Denize bıraktım.
Vefasızlığı ardından…
Kırgınlıkları…
Hayal kırıklıklarını…
Suskunlukları…
Yarım kalmışlıkları…
Söylenememiş sözleri
rüzgâra bıraktım.
En son
ihaneti çıkardım.
Bir an durdum.
Yüzüme baktı.
Sanki
“Beni burada bırakma,”
der gibiydi.
İçimde eski bir fırtına koptu.
Sonra gözlerimi kapattım.
Ve bıraktım.
İhanet de
diğerleri gibi
denizin karanlığına gömüldü.
Bir süre öylece baktım ardından.
İçimde bir yer
sessizce ağladı.
Bir başka yer
ilk kez nefes aldı.
Heybem boştu artık.
Omuzlarım hafiflemiş,
yüreğim susmuştu.
Güneş batıyordu.
Kaptan dümeni çevirdi.
“Liman göründü,” dedi.
Rüzgârı arkamıza aldık.
Su, geminin altında
ince bir türkü söylüyordu.
Kıyıya vardığımda
sen yine oradaydın.
Aynı yerde…
Aynı sessizlikle
beni bekliyordun.
Gemiden indim.
Heybemi omzuma aldım.
Boştu.
İçim ferah,
yüreğim hafifti.
Sana baktım.
Bu kez
hiçbir şey söylemedim.
Sen de sormadın.
Yan yana yürümeye başladık.
Arkamızda deniz,
önümüzde bilinmeyen bir yol…
Ben ilk kez geçmişimi değil,
geleceğimi taşıyordum.
Heybem boştu.





Tartışma
Yorumlar
Yoruma katılın
Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Ne kadar güzel yazmışsınız yüreğinize sağlık 👏🌸
Yanıt yaz
Yanıt yazmak için giriş yapın.
Çok teşekkür ederim 🌻