YazYorum
Deneme30 Nis 2026

Dünya Veteriner Hekimler Gününde Biz!

Veteriner hekimlerin yalnızlığı, meslek odalarına eleştiri ve dayanışma eksikliği üzerine çarpıcı bir iç döküş.

Sefer Eroğlu|30 Nisan 2026|5 dk okuma
19 görüntülenme|1 beğeni|0 yorum

Her yıl 24 Nisan günü Dünya Veteriner Hekimler günü olarak kutlanır, bu yıl da öyle oldu ama bu yıla kadar olmayan bir şey oldu ve ilk defa bir insan benim Veteriner Hekimler günümü Messenger üzerinden atmış olduğu bir mesaj ile kutladı. Kendisine teşekkür ederim, ismini zikretmeyeceğim burada belki ama şu kadarını söyleyebilirim; Ortaokul sınıf arkadaşım kendisi. Ve mesleği de Veteriner Hekimlik değil!

Bu yazıyı kaleme alayım mı, almayayım mı diye çok düşündüm ama içimde biriken cümlelerin bardağı artık sığamayacak noktalara ulaştığından mıdır yoksa ilham kaynağının '' Yeter artık, yaz şunları gitsin '' dediğinden midir bilmiyorum onca muhakemelerin sonucunda yazmaya karar verdim.

Muhtemelen bir çok yanlış şeyler yazacağım; söylenmemesi gereken, kalp kırabilecek cümleler, meslek sırrı babına girebilecek bir şeyler... elimden geldiğince kalp kırmamaya, meslek sırrı deşifre etmemeye ya da neyse; yazıyorum işte...

Bir kaç sene önce Adapazarı bölgesinde hanımefendi bir meslektaşımızın kendisini asıp intihar ettiğini, işletme ortağının sabah kliniğe geldikten sonra karşı karşıya kaldığı portreyi ilgililere haber verdikten sonra ülkedeki tüm meslektaş camiası olarak hepimiz duyduk ve öğrendik. Kahrolduk, çok üzüldük ama olan olmuştu, giden gitmişti artık. Sonra bir baktık olayla ilgili neden oldu, niçin oldu araştıran eden yok, haber verip detayları ileten yok; olay, dünya tarihindeki trilyarlarca olay gibi sümenaltı oldu, eridi gitti, unutuldu yok oldu. Kulağıma gelen ufak bir kaç istihbari bilgiye göre klinik işletme durumları sebebi ile yüksek borç batağına sürüklenme durumlarından dolayı bir noktadan sonra anlık bir kararla teşekkül etmiş olan vahim portre...

Bu kadar mı yani? Bölge Veteriner Hekimler Odası'nın o intihardan dolayı hiç bir sorumluluğu yok mu? Türkiye Veteriner Hekimler Birliği'nin o ihtihardan hiç sorumluluğu yok mu? Bireysel baza indiğimizde tek tek her bir Veteriner Hekimler olarak hiç birimizin o intihardan hiç bir sorumluluğumuz yok mu Allah aşkına?

Veteriner Hekimler Odaları ne işe yarar? İki yılda bir yapmış oldukları oda seçimleriyle biz Veteriner Hekimlerden almış oldukları oylar neticesinde koltuğa oturan insanlar yönetimi ele aldıktan sonra biz Veteriner Hekimlere sadece '' OY '' mantığıyla mı yaklaşırlar? Durum şu mu yani: 1 Veteriner Hekim= 1 OY

Yahu arkadaş sen ilindeki ya da bölgendeki Veteriner Hekimlerin hepsinin sorunlarına vakıf mısın? Kimin ne sorunu var, kimin ne sıkıntısı var; kim intiharın eşiğine gelmiş, kim kafayı yemek üzere, kim acil yardıma muhtaç, kim hayatsal dokunuşa ihtiyaç duyuyor bütün bunların hepsine vakıf mısın?

Sakarya bölgesinde intihar eden o meslektaşımızın intiharından dolayı dönemin Veteriner Hekimler Odası üyeleri iç muhasebesi yaptılar mı acaba? Vicdanen olayın yükümlülüğünün ağırlığından dolayı bir tane olsun göz yaşı döktüler mi acaba? Öyle ya.... ( belki muhasebe yapmışlardır, belki göz yaşı dökmüşlerdir bilemiyorum.)

Kendi şehrimdeki durumları kaale aldığım zaman malesef ki hiç de iç açıcı bir durumla karşılaşabiliyor değilim. Ne evvelki ne de şimdiki yönetimler olsun dediğim hassaslıkta olayı ele aldıklarına şahit olmadım, olamıyorum. Hiç bir zaman ben oda yönetiminden herhangi bir kişinin '' Gel bakalım kardeşim seninle bir konuşalım, ne durumdasın bir görelim; psikolojin nasıl, sıkıntıların nelerdir, ruh halin iyi mi? Sorunlarına sıkıntılarına birlikte çözüm arayalım'' dediğine hiç şahit olmadığım gibi, diyeceklerine de inanmıyorum. 1 Veteriner HEKİM= 1 OY mantığında işleyen bir süreçte olayın dediğim boyutlara ulaşması mümkün değil. Körler sağırlar birbirini ağırlar mantığında yapılan etkinlikler, bizden olan başımızın üstü, olmayanların canı çıksın anlamına gelen davranış ve tutumlar; bütün hortumlar bize aksın, iş yerinde sinek avlayıp can derdine düşmüşlerin derdi umrumuzda değil algısı ile kahkahalara boğulanlarla kurulan diyalogların körleştirdiği yüreklerin her şey toz pembeymiş gibi devam ettirdikleri kurulu bir düzenin devamı? Aman düzenim bozulmasın, aman uykularım kaçmasın, aman soframdan bir tane bile lokma eksilmesin savunumları ile alışılmış tuzu kuru hayatların sorgulatamayacağı durumlar, duruşlar, davranışlar...

Vay be! Bu mu yani? Olay bu mudur?

Ne güzel dünya? Aramak sormak yok, hal hatır sorgulamak yok, meslektaşlarını bireysel bazda ele alıp dertlerle hemhal olmaya çalışmak yok. Ondan sonra yarın bir gün bir tane gariban meslektaşımız intihar edince de '' Ah, ah; vah, vah'' değil mi? Ne güzel dünya?

Ben hiç kimseyi hedef almadan genel bağlamda bunları yazıyorum; yapıyorlardır, yapmıyorlardır bilmiyorum sadece kendi dünyamdan gözükenleri ele alıyorum. Geçmiş dönemler çok daha felaketti, o zamanlara bakıldığında standartlar belli bir seviyenin üzerine çıkartılmış ama yetersiz!

Eğer sen VETERİNER HEKİMLER ODASI başkanı olacaksan, üyelerinin tamamının durumundan haberdar olacaksın arkadaşım. Bendendir değildir demeden sirkülatif şekilde tüm üyelerinle temaslar kurup hepsinin röntgenini en yakın açılardan çekeceksin arkadaşım. Bileceksin!!!!! Hangi meslektaş acil müdahaleye muhtaç, hangi meslektaş uçurumun kıyısında dolaşıyor, hangi meslektaş ruhi ve fiziki durumlarla mücadele ediyor hepsini bileceksin!

Bir buçuk yıl kadar önce değerli ve eski yönetimlerde bulunmuş bir abimizin yanına gittim ve meslektaş bir arkadaşımızın ruhi bunalımlarından korktuğumu, bir şeyler yapmamız gerektiğini bahsettim... Adam sadece dinledi! Ardından bir kez bile beni arayıp ya da gördüğünde '' Ya abicim sen bir şeyler demiştin, durum nedir?'' diye sormadı. Sıradan bir kişi olsa sorun yok ama adam etkili ve yetkili birisi...

Kısacası adamın tuzu kuru ve hiç kimsenin derdi onu ilgilendirmiyor! Adapazarı örneğinde olduğu gibi intiharlar olacakmış, olmayacakmış adamın umru bile değil...

Öyle ya! Biz Veteriner Hekimler ANCAK BİR OY KADAR DEĞERLİYİZ!

BU kapitalist düzenin canı çıksın!

Nerede o eski insanlar? Nerede halini hatrını sorarken sahtekar olmayan şahsiyetler nerede? İnsana insan gözüyle bakabilen; iyilik yapacakken acaba diye herhangi bir çıkar gözetmeyen ALLAH a tapan o insanlar nerede?

Kısacası ülkedeki tüm meslek odalarında olduğu gibi samimiyetsizlik, vurdumduymazlık ve tuzu kuruların sahte ilgileri pik yapmış durumda.

Yaramızda var, derdimizde!

Dünyanın sonu gelip, namluların ucu ülkemize ha çevrildi, ha çevrilecekken çok şey mi istiyoruz: İNSAN OLUN!

Eğer benden güllük gülistanlık, toz pembe portreler bekliyor idiyseniz özür dilerim, hepinizi yanılttım.

Gerçekleri söylemek cesaret ister.

Saygılarımla

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme18 May 2026

Yorgun Ruhların Sığınağı

Bir kapı olmalı insana, içeri girince kalbi yavaşlayan, Gecenin gürültüsünü susturup ruhuna serinlik bağışlayan. Dışarıda ne kadar eksilirse eksilsin, içinde yeniden çoğalmalı; Çünkü insan bazen sadece ait hissettiği yerde hayata inanı

Can BAĞCI·2 dk·2·0·60