YazYorum
Deneme18 May 2026

Zuzaylılar!

Organizmalarımız mı değişmiş farkına varmadan?

Sefer Eroğlu|18 Mayıs 2026|3 dk okuma
107 görüntülenme|3 beğeni|0 yorum

Bundan tamı tamına otuz dokuz-kırk yıl kadar önce, yani ben beş-altı yaşlarında iken ( öyle hatırlıyorum ) TRT ekranlarından ( muhtemelen o zamanlarda başka bir kanal yoktu) harika bir uzaylı dizisi izliyorduk ailecek. Ailecek diyorum çünkü o kadar kaliteli bir yapım koymuşlardı ki ortaya, tüm ailecek dört gözle izliyorduk filmi diye hatırlıyorum; ben, annem-babam, ablam, kardeşlerim, hepimiz...

Filmin konusunda dünyaya inip insan kılığına bürünmüş bazı uzaylılar, ahalinin içerisinde dolaşıyorlar ve kendilerine hedef belirlemiş oldukları bazı insanları araştırıp, bularak yok etmeye çalışıyorlardı.

Her şeyleriyle insanlardan ayrımları çok da yapılamayan uzaylıların tek bir zaafiyetleri vardı: Ufak ve çelimsiz fareler.

Ne zaman ellerine bir fare geçirseler, önce hayvanları kuyruklarından yakalayıp havaya kaldırıyorlar, sonrada o hayvanları canlı canlı ağızlarına atarak katır kutur öğütüp tüketerek oldukça leziz bir şeyin tadına bakıyorlarmış gibi de memnuniyetlerini yüzlerine yansıtıyorlardı, sanki kendilerini hiç kimse izlemiyormuş gibi.

O kadar harika bir filimmiş ki halen daha aklımda kalmış, üzerinden yıllar yılı geçmiş olsa bile...

Buradan konuyu günümüze bağladığımızda iki bağlantı noktası çıkıyor hemen karşıma:

1-) Hantavirüs iddiaları

2-) Bazı Coco Cola haberleri.

Günümüzde yeni pandemi beklentileri ayyuka çıkmış bir şekilde küresel medyada ortam ayarlamaları yapılmaya çalışılırken, bahse konu olan Hantavirüs'ün kemirgenler ( fareler...vb) aracılığıyla insanlara bulaştığı konusu dikkatlerimize sunulmaya çalışılıyor büyük bir gayretle. Aynen Coronavirüsün yarasalar aracılığı ile insanlara bulaştığını iddia ettikleri gibi.

Ama sonrasında gördük ki işin şekli bambaşka imiş...

Bill Gates ve Epstein yazışmalarından bazı laboratuarlarda hazırlanıp piyasaya sürülmesi amaçlanan Coronavirüs ile ilgili altyapı çalışmaları yapılmış, simülasyonlar uygulanmış falan filan...

Hantavirüs için de aynı metotları takip ediyorlar. Yetmiyor, bazı sağlık çalışanları ile ilgili müzikli ritimli kısa klipleri hazırlayıp ekranlara koyarak '' Pandemiye hazırız'' imajı oluşturmaya çalışıyor kötülük şebekeleri.

Ama burada dikkatimi çeken esas konu fareler...

Sonrasında ise, geçenlerde önüme bir haber düştü:

Coco Cola'nın üretimi esnasında formülün içine fareleri de katmışlar diyordu o haber.

Vay canına!

Ula biz Coco Cola'nın hiç kimseye ifşa edilmeyen, ellerden, gözlerden özenle saklanan formülünün içerisinde özel bir böceğin olduğunu ve içeceğe o özel aromayı o böcekle katmayı başararak, kendilerine özel apayrı bir tadı tüm insanlara sunduklarına inandırılmışken; böylesi bir haber her şeyi alt üst etti desem abartı olmaz herhalde.

Hatta öyle ki Coco Cola içen bir bireyin, içmekte olduğu kolanın içerisinde upuzun bir fare kuyruğu bulduğu ayrıntısı ile desteklenen bu haber ile konunun ne kadar ciddi olduğuna da vurgu yapılıyor altı çizile çizile.

Düşünsene, şu dünyada şu anda yaşamakta olan 8,5 milyar insan var ve bu insanların neredeyse tamamı bu içeceği hayatının belli bir döneminde muhakkak içmiş.

Ben, GAZZE olaylarının başladığı 07 Ekim 2023 tarihine kadar zaman zaman bu içeceği tüketen insanlardan birisi idim( Gazze Soykırımı başladığı andan itibaren bahsedilen içeceği ve benzerlerini kullanmayı tamamen bıraktım).

Daha açık ifade ile bu içecek piyasaya sürüldüğü andan itibaren bu ürünü tüketen bütün insanlara fare ekstraktı ( kan, doku ve tüm her şeyiyle ) içirmiş bu adamlar.

Ve yine gündemde Amerika Başkanı Trump'ın açıklamış olduğu '' Uzaylılar'' meselesi de var...

Mevzuyu tam da bu noktadan yakalayıp 39-40 yıl önce tüm aile fertlerimle hayranlıkla izlemiş olduğumuz o uzaylı dizisiyle tekrar bağdaştırdığımda, aklıma hemen '' Biz aslında uzaylı mıyız?'' sorusu düşüyor doğal olarak.

Öyle ya orada burada, sokakta, barkta; kırda, bayırda önlerine çıkan her küçük fareyi ağızlarının içine atıp tüketmekten çok büyük bir haz alan uzaylı kesimini o zamanki televizyon ekranlarından ayıla bayıla izlediğimiz zamanlardan ulaştık bu zamanlara biz.

Kimisi bu içeceği hayatında bir kez içmiş, kimisi ara sıra tüketmiş, kimisi su yerine resmen hayatının her döneminde sadece bu içecekle sulanmış; kimisi de Gazze Soykırımı bahanesi ile yakasını kurtarmayı başarıp, soykırım başlangıcından evvelki hayatlarında adı geçen içeceği denk geldikleri anlarda bünyelerine katıvermişler.

Öyle ya da böyle bir şekilde tükettik bu zıkkımı hep beraber yani.

Büyük resme uzaktan bakmayı başarabildiğimizde şunu sormalı mıyız kendimize?

Biz neyiz?

İnsan mı?

Zuzaylı mı?

Zamanında uzaylı olmanın göstergesini fare tüketmek olarak lanse ettiklerine göre, bu kritere uymayan herhangi bir insan var mı şu yeryüzünde diye sormak abesti iştigal olmasa gerek.

Saygılarımla

Tartışma

Yorumlar

0 yorum

Yoruma katılın

Yorum yazmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

İlk yorum için alan hazır

Bu yazı hakkındaki ilk düşünceli yorumu siz yazabilirsiniz.

Devam et

Benzer yazılar

Deneme18 May 2026

Yorgun Ruhların Sığınağı

Bir kapı olmalı insana, içeri girince kalbi yavaşlayan, Gecenin gürültüsünü susturup ruhuna serinlik bağışlayan. Dışarıda ne kadar eksilirse eksilsin, içinde yeniden çoğalmalı; Çünkü insan bazen sadece ait hissettiği yerde hayata inanı

Can BAĞCI·2 dk·2·0·58
Deneme17 May 2026

Sayıklama

"İnsanların çoğunu ilgilendiren şeyler, beni hiç ilgilendirmiyordu" diyen Bukowski şu an içim...

Nuray Ş.·1 dk·6·2·205